Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayisinde hayata geçirdiği yerli ve milli projeler, küresel ölçekte ses getirmeye devam ediyor. İnsansız hava araçlarından deniz platformlarına kadar geniş bir yelpazede dışa bağımlılığı azaltan Ankara'nın bu hamleleri, son olarak İsrail basınının kapsamlı bir analizine konu oldu.
İsrail'in önde gelen ekonomi yayınlarından Globes, yayımladığı değerlendirme yazısında Türkiye'nin artan askeri imkan ve kabiliyetlerini "İsrail'in yeni baş ağrısı" olarak tanımladı.
F-35 İhtimali ve KAAN Projesi Tel Aviv'de Yakından İzleniyor

Yayımlanan analizde, İsrail güvenlik ve istihbarat çevrelerinin Türkiye'nin savunma alanındaki gelişimini anlık olarak takip ettiği belirtildi. Tel Aviv'in ana gündem maddelerinden birini Türkiye'nin F-35 programına olası dönüş süreci oluştururken, asıl dikkat çeken unsurun tamamen yerli imkanlarla üretilen beşinci nesil milli muharip uçak KAAN olduğu ifade edildi.
İlk uçuşunu başarıyla tamamlayan KAAN'ın, Türkiye'nin hava gücünü üst lige taşıyacak stratejik bir dönüm noktası olduğuna dikkat çekildi.
Milli Motor Süreci ve Uzun Vadeli Strateji
Haberde, KAAN'ın seri üretim aşamasında kullanılacak motor tedarikine dair Ankara ile Washington arasındaki temaslara da yer ayrıldı. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) bünyesinde prototipler için mevcut F110 motorlarının yanı sıra, seri üretim dönemi için planlanan tedarik süreçleri aktarıldı.
İsrail basını, motor teslimatlarının yakın gelecekte başlamasının beklendiğini kaydederken, Türkiye’nin nihai hedefinin tamamen kendi imkanlarıyla geliştireceği milli motor olduğunu ve bu yöndeki çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü vurguladı.
Avrupa Pazarındaki Hareketlilik ve Değişen Küresel Dengeler
Analiz, Türkiye’nin yalnızca hava savunması ve savaş uçaklarıyla sınırlı kalmayıp; akıllı mühimmatlar, zırhlı kara araçları ve elektronik harp sistemlerinde de küresel bir aktör haline geldiğini savunuyor. Türk savunma ürünlerinin Orta Doğu'nun yanı sıra Avrupa ülkeleri tarafından da tercih edilmeye başlanması, geleneksel tedarik zincirlerine alternatif bir güç odağının doğuşu olarak yorumlandı.
Uzman görüşlerine dayandırılan haberde, bu küresel pazar kaymasının Orta Doğu ve çevresindeki askeri dengeleri uzun vadede kökten değiştirebileceğine işaret edildi.
Orta Doğu’daki Mühimmat Sıkıntısı ve Hava Savunma Arayışları
Değerlendirmenin son bölümünde ise bölgedeki çatışma dinamiğinin bir diğer boyutu olan hava savunma sistemleri stoku ele alındı. Bölgedeki yoğun füze ve hava saldırıları karşısında ABD'nin Patriot sistemlerine ait gelişmiş PAC-3 mühimmatlarında stok baskısı yaşadığı, bu durumun yetkilileri onlarca yıl sonra yeniden PAC-2 önleyici füzelerine sipariş vermeye yönlendirdiği kaydedildi.