Türkiye, Mavi Vatan sınırları içerisinde kalan doğal mirasın korunması ve deniz yetki alanlarındaki hukuki varlığının pekiştirilmesi adına kritik bir karara imza attı. Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı doğrultusunda, Ege ve Akdeniz’deki iki stratejik alan resmen "Deniz Milli Parkı" statüsü kazandı. İlan edilen Kuzey Ege Deniz Milli Parkı ile Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı, Türkiye’nin deniz ekosistemlerini koruma kararlılığını gösterirken bölgedeki egemenlik haklarını da uluslararası hukuk zemininde yeniden perçinledi.
Hukuki Pozisyon ve Mavi Vatan Hakları Güvence Altında
Atılan bu tarihi adım, yalnızca ekolojik dengenin sürdürülmesini değil, aynı zamanda Türkiye'nin kıta sahanlığı ve deniz yetki alanlarındaki haklarını da doğrudan ilgilendiriyor. Dışişleri Bakanlığı kaynakları, söz konusu kararın Türkiye’nin bölgedeki hukuki tezleriyle tam bir uyum taşıdığını vurguladı. Ankara, kara sularının ötesine uzanan bu çevre koruma vizyonuyla uluslararası kamuoyuna net bir mesaj verdi. Öte yandan, geçmiş dönemlerde Yunanistan tarafından atılan tek taraflı adımların Türkiye nezdinde hiçbir hukuki karşılığı olmadığı ve geçerlilik taşımadığı bir kez daha açık bir dille ifade edildi.
Diplomatik Süreç Sonuç Verdi: Haritadan Hukuki Statüye
Deniz milli parklarının ilanı, anlık bir karardan ziyade çok aşamalı ve titizlikle yürütülen diplomatik bir stratejinin ürünü olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin Nisan 2025’te kamuoyuna duyurduğu Deniz Mekansal Planlama Haritası, aynı yılın Haziran ayında UNESCO nezdinde resmi olarak kayıt altına alınmıştı. Ağustos 2025’te uluslararası literatürde yerini alan bu iki stratejik alan, yayımlanan son kararla birlikte nihai koruma statüsüne kavuşmuş oldu.
Biyolojik Çeşitlilik Korunurken Seyrüsefer Serbestisi Sürecek
Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda, ilgili tüm bakanlıkların eş güdümüyle yönetilecek olan parklarda sürdürülebilir çevre politikaları uygulanacak. Bölgedeki zengin denizel biyoçeşitlilik koruma altına alınırken, uluslararası deniz hukukunun temel ilkelerinden biri olan seyrüsefer serbestisine ilişkin kurallar da eksiksiz şekilde yürütülecek. Böylece Türkiye, hem uluslararası deniz seyrüseferine saygılı duruşunu koruyacak hem de Mavi Vatan'ın çevresel zenginliğini gelecek nesillere aktaracak.