Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2026-YKS) yerleştirme verileri, Türkiye'deki üniversitelerin yüksek bir tercih oranına ulaştığını gösterdi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, tablonun sadece istatistiki bir başarı olmadığını, aynı zamanda toplumun geleceğe duyduğu inancın yansıması olduğunu belirtti. Dünyanın önde gelen yükseköğretim sistemlerinde öğrenci sayılarının düşüşe geçtiği bir dönemde Türkiye'deki talebin güçlü kalması dikkat çekiyor.
Devlet üniversitelerinde ayrılan 481 bin 684 kontenjanın 479 bin 392’si dolarken, genel doluluk oranı yüzde 99,52 olarak kaydedildi. Lisans düzeyindeki programlarda doluluk yüzde 99,15’e ulaşırken, ön lisans kademesinde ise bu oran yüzde 99,98’e çıktı ve neredeyse tüm kontenjanlar tükendi.
Eğitimde Fırsat Eşitliği ve Erişilebilirlik Öne Çıkıyor
Özvar, Türk yükseköğretiminin en belirgin niteliklerinden birinin yaygın erişilebilirlik olduğunu vurguladı. Ülke genelinde dengeli şekilde dağılan üniversite ağı ve merkezi yerleştirme mekanizması sayesinde gençlere fırsat eşitliği sunulduğunu ifade eden YÖK Başkanı, hedeflerinin sadece eğitim alanına adım atılmasıyla sınırlı kalmadığını dile getirdi. Amaçlarının gençlerin nitelikli kazanımlarla iş hayatına ve üretime katılması olduğunu belirten Özvar; eğitim kalitesini artırma, araştırma imkanlarını genişletme ve istihdam odaklı adımlar atma kararlılığında olduklarını kaydetti.
Uluslararası Öğrenci Hareketliliğinde Türkiye Çekim Merkezi
Dünya genelinde üniversiteler artan maliyetler ve azalan öğrenci sayılarıyla mücadele ederken, Türkiye uluslararası alandaki çekim gücünü koruyor. OECD verilerine göre 2024 yılında üye ülkelere giden yeni uluslararası öğrenci sayısı yüzde 13 oranında geriledi. Söz konusu düşüş Kanada’da yüzde 39, Avustralya’da yüzde 22, İngiltere’de yüzde 14 ve ABD’de yüzde 12 seviyelerinde gerçekleşti. ABD'de lisans düzeyindeki toplam öğrenci sayısı 2010-2021 döneminde yüzde 15 oranında azalırken, pek çok ülke araştırma kapasitelerini ve mali dengelerini koruyabilmek adına kurum birleşmeleri gibi yapısal reformlara yöneldi.
Bu küresel tablo karşısında Türkiye; akademik birikimi, güvenli kampüs yaşamı ve zengin kültürel ortamıyla uluslararası öğrenciler için cazip bir tercih noktası olmayı sürdürüyor.