15 Temmuz 2016'daki hain darbe girişimi sırasında İstanbul Tuzla'daki Orhanlı Gişeleri, direnişin en çetin yaşandığı noktalardan biri oldu. O karanlık gecede vatanı savunmak için sokağa çıkan yüz binlerden ikisi de Üzeyir Civan ve Ayşenur Tolun’du. Darbeci hainlerin silahından çıkan mermilerle hayatları tamamen değişen iki gazi, aradan geçen 10 yıla rağmen ilk günkü vatan aşkı ve gururla o gece yaşananları hafızalarında taze tutuyor.
Darbeyi daha önce 1980 askeri müdahalesi döneminde, çocuk yaşta tecrübe ettiğini belirten Üzeyir Civan, sokağa çıkma motivasyonunu şu sözlerle aktarıyor: "Her darbede bu ülkenin çocukları kaybetti. Tekrar onlarca yılımızın, özellikle yavrularımızın geleceğinin heba olmaması adına o duygu ve düşünceyle meydanlardaydım."
"Asker, Polis Kardeştir" Sloganına Mermiyle Karşılık Verdiler
Sabiha Gökçen Havalimanı’nı işgal etmeye çalışan darbecileri durdurmak amacıyla yola çıkan ve Orhanlı Gişeleri’nde çatışmanın ortasında kalan Civan, ilk anlarda karşısındaki askerlerin kandırılmış olabileceğini düşünerek onları uyarmak istediğini söylüyor. Bariyerlerin üzerine çıkarak halkı örgütleyen ve birlik çağrısı yapan gazi, ne yazık ki hainlerin acımasız yüzüyle karşılaştı.
Sığınacak bir yer ararken ellerini kaldırıp ateşi kesmelerini talep eden Civan, o esnada sol koluna isabet eden kurşunla yaralandı. Kolunun adeta bir et parçası gibi sarktığını fark eden gazi, çevredekilerin yardımıyla hastaneye kaldırıldı ancak sol kolunu kaybetti. Ameliyattan uyandığında ise sorduğu ilk soru şuydu: "Olaylar bitti mi, vatan selamette mi?"
O gece yaşadıklarını unutmasının mümkün olmadığını vurgulayan Civan, şu ifadeleri kullandı:
“Ben kolumu kaybetmiştim ama cennet vatanım selametteydi. Gerisinin hiçbir ehemmiyeti yok. 10 yıl değil, 50 yıl geçse de o günü her zaman yüreğimizde, kalbimizde, bütün benliğimizle yaşıyoruz. Unutmamız mümkün değil. Çünkü o gün benim için, bizim için değil, bu vatan, bu coğrafya için bir dönüm noktasıydı. O gece vatandaşlar yüreklerindeki vatan sevgisiyle sokağa çıktı.”
23 Yaşında Gelen Omurga Kurşunu ve Helallik Telefonu
Kocaeli Gebze’deki evlerinden havalimanını savunmak için çıkan Ayşenur Tolun, Orhanlı Gişeleri'nde darbeci askerlerin araçlardan inerek halkı acımasızca taramaya başladığını gördü.

Yapabildiği tek şeyin tekbir getirmek olduğunu belirten Tolun, mermilerden korunmaya çalışırken omurgasından vurularak yere yığıldı. Ambulansların dahi giremediği o mahşer yerinde babasını arayarak helallik isteyen genç kız, o anları şu sözlerle özetliyor: "Kendi askeriniz bildiğiniz insanlar size ateş açıyor. İdraki zor bir geceydi. Telefonu açıp 'Babacığım ben vuruldum, hakkını helal et' dedim. Orada her şeyin bittiğini düşünmüştüm."
"Kanser Hücresi Gibiydiler, Temizlendiler"
Tam 10 yıldır tekerlekli sandalyeye bağlı olarak yaşamını sürdüren ve fizik tedaviyle yeniden yürüyebilmek için büyük bir azimle mücadele eden Ayşenur Tolun, kendisini vuran silahın başındaki binbaşının etkisiz hale getirildiğini öğrendi. Hainlerin acımasızlığını unutmuyor: "Yaralı var denildiğinde ateşi daha çok artırıyorlardı. Metastaz yapmış bir kanser hücresi gibiydiler, komple temizlenmiş oldular."
Tüm engellere rağmen ülkesi için üretmeye ve çalışmaya devam eden Tolun, millet iradesinin hain planları alt ettiğini vurgulayarak, "Bu 10 yıl boyunca psikolojik bir harp içindeydik ama elhamdülillah ülkemiz kurtuldu. Bir daha böyle şeylere asla izin vermeyeceğiz" diyerek kararlılığını ortaya koyuyor.