İstanbul
Açık
4°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Tüketim çılgınlığı

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Kapital sistem, her saniye bize şunu fısıldıyor: Daha fazla tüketmelisin ve tükettikçe mutlu olacaksın. Bu algı, iletişimin olduğu tüm mecralarda karşımıza çıkıyor. Alışveriş merkezleri, caddeler, meydanlar ışıl ışıl… Özel günler ise asla gündemden düşmüyor. Evlilik yıldönümleri, doğum günleri, yılbaşı ve daha fazlası… Bugünlerde mutlaka sevdiklerine hediye almalısın. Eğer tüketmezsen, maddi bir şeyler almazsan ya da ulaştıramazsan, onları önemsemediğin duygusu bilinçli olarak dayatılıyor.

Bu psikolojik baskı altında, kapitalizmin bile isteye esiri oluyoruz. Oysa sevgi dediğimiz kavram, yalnızca maddesel temaların yansımasıyla aktarılmaz. Bazen küçücük bir dokunuş, bir gülüş, içten bir “seni seviyorum” ifadesi, sıcacık bir iletişim her şeyden daha kıymetlidir. Eskiden böyle miydi bilmiyorum ama her geçen gün bu değerleri biraz daha kaybediyoruz.

Dijitalleşen dünya ile birlikte kapitalizm çok daha fazla ön plana çıktı. Başkalarının hayatlarını gözlemleyerek, kıyaslayarak çok daha büyük bir baskı altına giriyoruz. Ekranımıza düşen bir paylaşımda “bak, eşine böyle bir hediye aldı” cümlesiyle karşılaşıyoruz. O birkaç saniyelik video, kendi sıcak evimizde, mutlu yuvamızda, sevdiklerimizle birlikte yaşadığımız sade hayatın üzerine bir kâbus gibi çökebiliyor.

Oysa eşinin, sevdiğinin, evladının gözlerinin içine bakabilmenin, aynı sofrada oturabilmenin bereketini ve güzelliğini anlayabilsek… Evet, dışarıdan bakıldığında bu paylaşımlar ışıltılı ve güzel geliyor. Ama zaman geçtikçe görüyoruz ki bu “influencer” dünyasının ardında çoğu zaman içi boş, hatta çirkef hâller ve sonrasında büyük hüsranlar kalıyor.

Bu esarete gerçekten kapılmamalıyız. İhtiyacımız olanı almak elbette güzel, alışveriş kültürüne itirazım yok. Ama her şeyde olduğu gibi bunda da orantı önemli. Günlere kendi içimizde anlamlar yükleyebiliriz; bu ince ve değerli bir tutumdur. Ancak bu günlerin anlamı yalnızca kapital ve maddi tüketimle ölçülemez.

Elimizdekilerle, kendi imkânlarımızla mutlu olmayı bilmeliyiz. Bazen kalpten gelen samimi bir ifade, milyarlarca liralık harcamadan çok daha değerlidir. En başta da söylediğim gibi, kapitalizmin ve dijital dünyanın bile isteye esiri olmaya devam ediyoruz. Oysa bu esaretten kurtulmak sandığımızdan çok daha kolay: Sevdiklerinin kalbine bak ve oradaki sana ait sevgiyi gör.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...