İstanbul
Hafif kar yağışlı
2°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

İran’da, ABD ve İsrail’in emperyalist hayalleri çöküşe doğru

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Tahran’ın dar sokaklarında yükselen barikatlar, bir halkın öfkesini mi yoksa yabancı ellerin kirli oyununu mu temsil ediyor? 15 günden fazladır süren hükümet karşıtı protestolar, internet karanlığı altında boğulurken, bir kez daha Ortadoğu’nun kaderi Washington ve Tel Aviv’in masasında şekilleniyor. Euronews’in çizdiği senaryolara gazeteci gözüyle bakınca, gerçek ortaya çıkıyor: ABD’nin, İslam temelli rejimleri kökünden sökerek yerine kukla liberal devletler dikme hırsı, sadece sömürü düzenini pekiştirmek için. Bu vizyon, İsrail’in bölgesel hegemonyasını maskeliyor – Filistin’den Suriye’ye, her adımda kan dökülerek. Ama unutmayın, bu müdahaleci politikalar, kendi çukurlarını kazıyor; zira emperyalist hayaller, halkların direnişiyle paramparça olur.

ABD Başkanı Donald Trump’ın “en büyük protestolar” diye alkışladığı bu kaos, masum bir ayaklanma mı yoksa planlı bir darbe mi? Berlin Duvarı’nı andıran sahneler, 1979 Devrimi’ni tersine çevirmek için sahnelense de, arka planda İsrail’in güvenlik paranoyası yatıyor. ABD, radikal İslamcı yönetimleri devirerek liberal bir Ortadoğu yaratma peşinde; ama bu, sadece İsrail’in yerleşim politikalarını, ekonomik baskılarını ve askeri üstünlüğünü sorgusuz kabul ettirmek için bir kılıf. Tel Aviv’in “güvenlik sorunları” bahanesiyle komşularını ezerken, Washington’un eliyle dökülen kan, bölgenin yaralarını derinleştiriyor – ve bu ikili, kendi yarattıkları canavarla yüzleşmek zorunda kalacak.

ABD’NİN KÖRÜKLEDİĞİ ŞİDDET DÖNGÜSÜ

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin “kararlı yanıt” tehdidi, sokakları kana bulama sinyali veriyor. Zahedan’da Makki Camii’nde ateş açılan protestocular, Sünni imamın barış çağrılarını ezerken, rejimin çaresizliğini gösteriyor. Kısa vadede sükûnet getirebilir, ama bu şiddet, ABD’nin istediği gibi rejimi zayıflatır mı?

Eleştirel bakınca, ABD ve İsrail’in politikaları tam bir ikiyüzlülük: “Demokrasi” diye bağırırken, baskıyı körükleyerek kaos yaratıyorlar. İsrail, İran’ın zayıflamasıyla Hizbullah’ı ezer, nükleer tehditleri siler; ama bu, bölgeyi daha da istikrarsızlaştırır. Liberal hayalleri, kanlı bir sömürüye dönüşür – Tel Aviv’in güvenlik kalkanı, Filistinlilerin gözyaşları üzerine kurulur. Bu senaryo, emperyalist müdahalelerin nasıl halkları ezerken kendi sonlarını hazırladığını kanıtlıyor.

SADAKATİN EROZYONU BATI’NIN ZAFERİ Mİ?

Meşhed’deki protestolar, Devrim Muhafızları’nın sadakatini sarsıyor. Trump’ın “güvenlik güçleri kaçıyor” yalanı, ekonomik çöküşü ve elit yolsuzlukları kullanıyor. İnternet savaşı – Starlink’in bozulması dahil – hükümetin aczini ifşa ediyor.

ABD’nin hayali burada parlıyor: Çatlaklar, rejimi içten parçalar. Ama bu, liberal Ortadoğu vizyonunun kirli yüzü – İslamcı yapıları aşındırarak, İsrail’in yolunu açmak. Tel Aviv, İran’ın askeri kanadını zayıflatınca, Suriye’deki varlığını ezer; ama bu müdahalecilik, bölgeyi vekil savaşlara sürükler. Eleştiri burada keskin: ABD ve İsrail, “güvenlik” diye halkları bölerek sömürüyor; kendi politikaları, terörün tohumlarını ekiyor.

MONARŞİ KILIFIYLA EMPERYALİST KUKLA

Trump’ın Rıza Pehlevi’yi “iyi adam” diye övmesi, Mar-a-Lago planı kapsamında değerlendirmek gerekir. Sokaklardaki “Pehlevi geri dönsün” sloganları, monarşiye özlemi körüklüyor. Hamaney’in “dış müdahale” suçlamaları, tam da burada kendini gösteriyor: Bu, ABD’nin planı.

Pehlevi gibi seküler bir figür, İslamcı rejimi devirerek liberal kukla kurar. ABD’nin vizyonu, Ortadoğu’yu İsrail merkezli bir sömürü ağına dönüştürür – Suudi’den Mısır’a, liberal modeller yayılır. İsrail için zafer: İran müttefik olur, tehditler silinir. Ama bu, emperyalist bir oyun – Tel Aviv’in politikaları, Filistin’i ezerken bölgeyi kan gölüne çevirir. Ama halklar, bu yabancı hayallere direnerek özgürlüklerini kazanır.

İÇ REFORM VE ‘BONAPARTİST’ KURTARICI

Hasan Ruhani gibi bir figürün reformlarla dönmesi, ya da askeri “Napolyon”un yükselişi – bu, rejim değişikliğinin ucuz yolu. Venezuela’dan öğrenilen ders: Sistem içten evrilir.

ABD için ideal olan; reformlar, İslamcı yapıyı eriterek liberalizme kapı açar. Yatırımlar akar – Khosrowshahi veya Musk’ın vaatleri gibi. İsrail kazanır: Reformist İran, radikalizmi terk eder, tehditler azalır. Ama bu “yumuşak güç”, sömürünün kılıfı – ABD ve İsrail, ekonomiyi ele geçirerek bölgeyi köleleştirir. Güvenlik sorunları bahanesiyle, halkların iradesi ezilir.

MESELE SURİYE DEĞİL EMPERYALİST RÜYA

Hamaney’in Rusya kaçışı spekülasyonları, altın transferleri – rejimin sonu mu? Maduro’nun direnci gibi, ama protestolar hızlanıyor.

ABD’nin hayali zirvede: Kaçışlar, İslamcı yapıyı çökertir; liberal yönetim gelir. Çin-Rusya müdahalesi sınırlı kalır. İsrail zafer kazanır: İran parçalanınca, tehditler tarih olur. ABD ve İsrail’in politikaları, bölgeyi kaosa sürükler – “liberal blok”, sömürü bloğundan başka bir şey değil. Halklar, bu yabancı oyunlara karşı direnmeli.

Tahran’ın sessiz çarşılarında gizlenen umut, emperyalist hayalleri boşa çıkaracak. ABD ve İsrail’in müdahaleci, sömürücü politikaları, kendi sonlarını hazırlar – zira kanla sulanan topraklar, direnişi doğurur. İşte burada, Türkiye’nin iç cepheyi güçlendirme politikalarının kıymeti ortaya çıkıyor: Kendi birliğini koruyan, dış müdahalelere karşı duvar ören bir yaklaşım, bölgenin gerçek kurtuluşu. Ankara’nın bu vizyonu, komşularına ilham olsun; zira iç dayanışma, yabancı hayalleri ezer geçer.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...