YPG/SDG’nin tasfiyesi ve Ortadoğu gerçeği

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Halep’in tarihi sokaklarında, Ocak 2026’nın başında bir devir kapanıyor. Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde başlayan çatışmalar, hızla Suriye ordusunun operasyonuna dönüştü. Binlerce sivil evlerini terk ederken, SDG/YPG unsurları otobüslerle Fırat’ın doğusuna çekilmek zorunda kaldı. Bu süreçte İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, uluslararası toplumu Kürt güçlere sahip çıkmaya çağırdı; bu çıkış, yıllardır gizli kalan ve ısrarla yalanlanan İsrail-YPG ilişkisini de en açık hali ile gözler önüne serdi. Suriye yönetimi haklı çıktı: Devlet içinde devlet olmaz, iki ordu, iki bayrak kabul edilemez. Türkiye’nin yıllardır tekrarladığı uyarı ise gayet netti: Terör örgütü silah bırakacak veya tehdit olmaktan çıkacak.

KİBİRLİ İDDİALARIN ÇÖKÜŞÜ

SDG komutanı Mazlum Abdi’nin “100 bin kişilik ordumuz var, Şam’da bile yok” sözleri, örgütün dış güçlere bağımlı yapısını özetliyordu. Devlet, silah sayısı veya sosyal medya ile ayakta durmaz; Pentagon lojistiği veya Washington senaryolarıyla yaşatılmaz. Halep’te Suriye ordusu “kapalı askeri bölge” ilan edip operasyona başlayınca, bu kibir yerle bir oldu. Çatışmalar üçüncü gününde yoğunlaştı; okullar kapandı, havaalanı durdu, siviller yerinden edildi. Mart 2025 entegrasyon anlaşması ertelenmişti, ama saha gerçeği devreye girdi.

PATLAYAN ALGI BALONU

Batı medyası yıllarca SDG’yi “IŞİD’e karşı kahraman” diye pazarladı, “demokratik özerk model” masalı anlattı. Oysa bu yapı PKK’nın Suriye uzantısı bir taşerondu; yerel değil, demokratik hiç değil. ABD ve İsrail’in geçici çıkarları için kullanıldı. Halep’in Kürt mahalleleri direncin son kalesiydi, ta ki Suriye ordusu kontrolü sağlayana kadar. Etnik temizlik iddiaları yükselse de uluslararası toplum sessiz kaldı; ABD arabuluculuk denese de sahada sonuç değişmedi.

PANİK VE YALAN PROPAGANDA

Silahlar susarken örgüt sözcüleri yalana sarıldı. Salih Müslim, “Ahmed eş-Şara öldü veya esir” iddiasını yaydı; bu, çaresizliğin dijital haliydi. Oysa Şara hayattaydı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la telefonda Halep operasyonunu koordine ediyordu. Türkiye “gerekirse destek veririz” dedi, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan SDG’yi “barışın en büyük engeli” olarak niteledi. Bir yanda devlet diplomasisi, diğer yanda sosyal medya yalanları: Devlet tarihi yazar, terör örgütü ise algıyla direnmeye çalışır.

MASKELERİN DÜŞÜŞÜ

Ocak 2026 çatışmalarıyla SDG/YPG askeri ve ideolojik olarak tükendi. “Kürtlerin tek temsilcisi” masalı çöktü, özerklik palavrası dağıldı, dış destek balonu patladı. Bu yapı, küresel aktörlerin aracıydı: IŞİD’e karşı kullanıldı, görev bitince rafa kaldırıldı. Tarih taşeronların kaderini tekrarlıyor – kullan ve at.

TERÖRLE DEVLET KURMA HAYALİNİN SONU

Ortadoğu tarihi bunun örnekleriyle dolu: Dış destekle şişirilen gruplar saha karşısında erir. PKK’nın 40 yılı, YPG’nin Suriye macerası aynı sonu yaşıyor. Türkiye’nin uyarısı haklı çıktı: Terörle devlet olmaz. Entegrasyon uygulanmazsa saha konuşur. Halep, bu gerçeğin mührü oldu. Suriye’nin birliği için tek yol: Tek devlet, tek ordu, tek bayrak. Algıyla direnenler gerçekle ezilir; saha, herkesin yüzünü ortaya çıkarır.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...