O kadar…

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Beren Saat sektöre güçlü bir yerden girdi. “Aşk-ı Memnu” ile kapıyı açtı, sonrası zaten aktı gitti. Doğru kadro, doğru PR, doğru zamanlama… Oyunculuğunu beğenenlerden değilim. O tarafta şansının yaver gittiğini düşünenlerdenim.

Beren şimdi de şarkıcı olmaya niyetlenmiş. İngilizce bir şarkı çıkarıyor. Adı “CapitaliZoo”. 12 Şubat’ta yayınlanacak. Tanıtımlar bu hafta dönmeye başladı. O kısacık, 20 saniyelik teaser bile ortalığı ikiye böldü. 

İşin mutfağında eşi Kenan Doğulu var. Prodüktörlüğü ve aranjörlüğünü üstlenmiş. Arkasında sağlam bir müzik aklı olduğu kesin, bu büyük avantaj. Ama insan ister istemez şunu düşünmeden edemiyor… Madem böyle bir hevesi vardı, niye bu kadar bekledi?

Beren’in sesi de sürpriz değil. Geçmişte dizilerde şarkı söylediği sahnelerden az çok biliyoruz. Güçlü, ayırt edici bir vokal değil. Teknolojiyle güzelleştirilir, reklamı iyi yapılır, belki tutar. Ama ortaya çıkacak şey, büyük ihtimalle oyunculuğundaki gibi olacak. Tatsız, tuzsuz.

Bir de şarkı neden İngilizce? Hedef ne, Grammy sahnesi mi, dünya listeleri mi? Bana kalırsa buradan büyük bir hikâye çıkmaz. Kenan Doğulu’nun açtığı yolda bir süre yürür, o kadar.

BİLDİĞİ YERDEN

Madem müzikten başladık, müzikten devam edelim… Dört gözle beklediğim dizim “İnci Taneleri” nihayet 29 Ocak Perşembe günü başlıyor. 

Bu hafta dizinin yeni sezonuyla ilgili bir haber çıktı. Sözlerini Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı bir şarkıyı, Ebru Gündeş seslendirecekmiş. Bu ikili geçmişte de bir araya gelmiş, yine Yılmaz Erdoğan’ın kaleme aldığı şarkıyı birlikte seslendirmişlerdi. O dönem ciddi ilgi görmüş, çok sevilmişti.

Zaten bu dizide çalan, söylenen her şarkı geçen kışa damga vurdu. “Dilber” çalmayan mekân, Ankara havasında oynamayan kalmadı. Dizi müzik konusunda gerçekten başarılı.

Uzun süredir yaptığı işlerde istediği etkiyi yakalayamayan Ebru Gündeş için, böyle bir hamle gerekliydi. Düet yaptı, beklenen etki olmadı. Yeni şarkılar çıkardı, eski şarkıları kadar sevilmedi. Eski şarkılarını coverladı, o da tutmadı. Ta ki verdiği son konserlere kadar, halka tekrar dokunamadı.

Şimdi Ebru Gündeş tutmuş bir formülü yeniden deniyor. Güçlü bir dizi, güçlü bir kalem, bildiği bir alan. Şarkı ne kadar tutar, nasıl patlar bilemem. Ama tercih doğru, adres doğru.

KÜRENİN SEÇTİKLERİ…

Oscar sinemaya bakar, Emmy dizilere. Golden Globe Awards ise ikisini aynı masaya oturtur. O masada işin Aslı astarı şu… Kim gerçekten iyi oynadı? 2026 Golden Globe’a ben tam buradan baktım. 

Gecenin en tartışmasız ödülü “Hamnet”teki performansıyla Jessie Buckley’ye gitti. Abartmadan, süslemeden, bağırmadan oynadığı bir performans. İzlerken “işte oyunculuk bu!” diyorsun.

Aynı gecede Timothée Chalamet “Marty Supreme” ile ödül aldı. Kötü bir oyunculuk değildi, onu baştan söyleyeyim. Ama bu ödül bana biraz sezonun en popüler ismine verilmiş gibi geldi. Performans iyiydi ama gecenin en güçlüsü mü, orası tartışılır.

Dizilerde Noah Wyle’ın “The Pitt” ile ödül aldı. Bu ödül de yerinde bir performansa gitti diyebilirim.

Seth Rogen ve “The Studio” ise Golden Globe’un en klasik tercihi. Popüler, çok konuşulan, sektör içi bir iş. Eğlenceli, izlenir ama ödül deyince insan ister istemez bir tık daha fazlasını arıyor.

2026 Golden Globe’a şöyle bi bakıyorum da… Kimi ödül cidden performansa gitti, kimisi de sezonun popüler isimlerine. İşin Aslı astarı bunu çok da yadırgamamam lazım… Çünkü bu bir Golden Globe gerçeği.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...