Etimesgut meydanı sivile açılabilir mi?
Türkiye’de yapımı süren Gümüşhane-Bayburt ile Yozgat ve Karaman Havalimanları hizmete girdiğinde toplam 61 havalimanımız olacak.
Bu sayı az mı, çok mu tartışmasını bir yana bırakarak büyük kentlerde birden fazla havalimanı olmasının bir zorunluluk olduğunu belirtmeliyim.
Atatürk Havalimanı’nın hizmet dışı bırakılmasından sonra, birçok ülkede büyük şehirlerin çevresinde birden fazla havalimanı olduğu yazıp çizdik.
Büyük kentlerde bir veya iki havalimanının var olmasına rağmen alternatif meydanların olmaması büyük sıkıntılar doğurmaktadır. İstanbul’da iki havalimanı olmasına rağmen yine de buralara ulaşım ve yolcu yoğunluğu nedeniyle konforlu bir havayolu ulaşımı asla sağlanamıyor. Deprem, kar yağışı ve olağanüstü hallerde de yedek meydan gerekiyor.
Başkent olması nedeniyle önemli bir konuma sahip Ankara’nın Esenboğa Havalimanı’ndan başka alternatif bir meydanı yoktur. Oysa olması şarttır. Şu an gündemde Ankara’da bulunan Etimesgut (askeri) Havalimanı tarihine bakmak gerek. 1933 yılında yapılan bu meydanda Türkkuşu Planör Okulu da aynı tarihlerde hizmete
başladı. 1939’da Güvercinlik Havaalanı hizmete girince sivil uçuşlar buraya geçti ve Etimesgut Meydanı Türk Hava Kuvvetleri’ne tahsis edildi. Burası yıllardır askeri
havacılığın merkezi olma özelliğini taşımaktadır. Yanı sıra son yıllarda IDEF Savunma Sanayi Fuarı ve Teknofest gibi etkinliklere de burada yapılıyor. Ankara’ya 10 km. mesafede olan ve IATA: ANK ve ICAO: LTAD tescil kodu taşıyan Etimesgut Havalimanı’nda halen biri 11R/ 29L yönünde bin 509 metre uzunluğunda, diğeri de 11L /29 R yönünde 2607 metrelik iki asfalt pist bulunmaktadır. Etimesgut Havaalanı'nın bir pisti,
11. Hava Ulaştırma Üs Komutanlığı ve
Türk Hava Kurumu’nca kullanılmakta olup, tesisler daimi hava sınır kapısı statüsündedir.
Şimdilerde burada yoğun bir faaliyet var. Deniliyor ki, 7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da yapılacak 36’ıncı NATO Zirvesi için bu havalimanı büyütülüyor. Milli Savunma Bakanlığı tarafından işletmesi Devlet Hava Meydanları İşletmesi’ne devredilen bu meydan için 2.1 milyar liralık harcama yapılacak. Etimesgut Havalimanı’nın doğu-batı doğrultulu pistlerden 2607 m. olan pist 3 bin metreye, genişliği de 60 metreye çıkarılacak. Ayrıca 160×400 metre ve 113×600 metre boyutlarında 45 ila 50 uçak kapasiteli iki yeni apron ile 2 bin 400 m2lik bir şeref salonu ve devlet konukevi inşa edilecek. Devletin çok önem verdiği bu projeyi yüklenici olarak, havalimanı yapımı konusunda çok deneyimli bir şirket olan Sera Yapı üstlenmiş. Sera Yapı, TAV Havalimanları Holding’in uzun yıllar üst yöneticiliğini yapan M. Sani Şener’in oğlu Ozan Şener’e ait.
Bu genişleme için Ankara Şeker Fabrikası arazisinin bir bölümünün de Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından istimlak edildiği söyleniyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı da mania (uçuş emniyetini tehlikeye sokacak yüksek binalar) alanı içinde kalan tescilli binalar için Etimesgut Belediyesi ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ile temasa geçmiş.
Şeref salonunun ve devlet konukevi binasının buraya sadece iki gün sürecek bir toplantı için yapılmadığı gerçeğinden hareketle, bu meydanın bundan sonra resmi protokol uçuşları için de kullanılacağı ortaya çıkmakta. Cumhurbaşkanlığı yerleşkesine yakın olması ve güvenlik nedeniyle böyle bir tercihte bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Şimdi, yapılan tüm bu istimlak ve de yapılaşmalar sonucu Etimesgut sivil uçuşlara da uygun bir hale gelecek.
Askeri uçuşlar başka yere alındığında sayısı sınırlı protokol uçuşları dışında meydanın yolcu trafiğine açılması için ortada bir engel kalmayacak. İkinci bir havalimanı Ankara için kazanç olacak. Yeni havalimanı başkentin ekonomik hayatına büyük katkı sağlayacaktır. Güvenlik nedeniyle bu havalimanının yolcu trafiğine açılması doğru olmaz diyenlere Atatürk Havalimanı’nı örnek gösterebiliriz. Orada da konukevi ve şeref salonu vardı, VIP uçuşlar da hiç sorun yaşanmadan yapılabiliyordu.
Kaldı ki, VIP uçuşların çok büyük bir yoğunluk yaratmayacağı da gerçek.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nin işin ehli bürokratlarının vereceği raporlar doğrultusunda Etimesgut Havalimanı sivil uçuşlara açılabilirse başkent ve ülke bir meydan kazanır.
Mutlu yarınlar Türkiye’m.
Hem sosyalistti, hem özel jeti vardı
Maduro’nun uçağına kim el koydu?
Amerika Birleşik Devletleri askeri birlikleri tarafından kaçırılarak hapse atılan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro Moros, 1962 yılında Caracas’ta fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Otobüs şoförü olarak hayata atılan Maduro, daha sonra sendikacılık yapmaya başladı. Sendikacılılıktan sonra siyasete atılıp Birleşik Sosyalist Parti’ye girdi ve ilk seçimde Ulusal Meclis’e üye seçildi. 2005-2006 arasında Ulusal Meclis Başkanlığı yaptı. Ve ne ilginçtir ki bu konuda hiçbir eğitimi olmadığı halde 2006 ile 2013 arasında da Venezuela Dışişleri Bakanı oldu. 2012 yılında Hugo Chavez’in başkanlığı döneminde bir yıl süreyle başkan yardımcılığı yaptı. 5 Mart 2013 tarihinde Chavez ölünce yerine geçici olarak başkanlığı devraldı. 14 Nisan 2013’te yapılan seçimde Birleşik Sosyalist Parti adayı olarak oyların yüzde 50.62’sini alarak devlet başkanı oldu. 5 Mart 2013 tarihinde geldiği devlet başkanlığı görevinde 3 Ocak 2026’ya dek kaldı. Amerika onu kaçırmasaydı kim bilir kaç yıl daha bu makamda oturacaktı.
Maduro, Türkiye’ye ilk olarak Dışişleri Bakanı iken 2009 yılında geldi ve mevkidaşı Ahmet Davutoğlu ile resmi görüşmeler yaptı. (O sırada da eşi Cilia Flores Venezuela Ulusal Meclis Başkanı’ydı.) Venezuela ile Enerji İşbirliği Anlaşması imzalayan Bakan Davutoğlu, Maduro’dan o sırada Venezuela’da tutuklu olan Aqua adlı Türk tankerinin ve 23 denizcinin serbest bırakılmasını istemişti.
SÖZDE VEYA GERÇEK SOSYALİST
Dünyanın en fakir cumhurbaşkanı kim diye sorarsanız cevabı kesin bellidir. José Alberto Mujica Cordano (Pepe) 1935’te Montevideo’da doğdu. Çiftçi olan Cordano 2010-2015 yılları arasında beş yıl süre ile Uruguay’ın 40’ıncı devlet başkanı olarak görev yaptı. Öldüğünde miras olarak eski model bir Volkswagen binek araç bırakmıştı. Özel jeti hiç olmadı ve mümkün oldukça bunlara binmedi. Hayatı boyunca kapitalizmin insanı nasıl köleleştirdiğini anlattı durdu. Her fırsatta solculuğuyla övünen ve halen de Sosyalist Parti’nin Genel Başkanı olan Maduro’nun özel uçağa sahip olduğu ve T7-ESPRT tescil işaretli bu jete Amerika’nın 2024 yılında Dominik Cumhuriyeti’nde el koyduğunu hatırlayalım.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Maduro'nun kullandığı Dassault Falcon 900EX jet uçağına, yaptırımları ve ihracat kontrol yasalarını ihlal ettiği gerekçesiyle el konulduğunu belirtilmişti.
ABD'li yetkililer, 13 milyon dolar değerindeki uçağın Karayip merkezli bir paravan şirket aracılığıyla yasa dışı olarak satın alındığını ardından Nisan 2023'te Karayipler üzerinden ABD'den Venezuela'ya ihraç edildiğini açıklamıştı.
San Marino'ya kayıtlı uçak, Maduro tarafından Guyana ve Küba'ya yapılan geziler de dahil olmak üzere yurt dışı bütün seyahatlerinde kullanılmıştı.
Amerikan Adalet Bakanlığı, uçuş takip verilerini izleyerek, uçağın Dominik Cumhuriyeti'nin başkenti Santo Domingo yakınlarındaki La Isabela Havalimanı’ndan ayrıldığını ve Florida'daki Fort Lauderdale Havalimanı’na vardığını görünce uçağa burada hemen el koymuştu.
Venezuela hükümeti olayla ilgili herhangi bir açıklama yapmamıştı.