Semiha Berksoy'u anlamak: Tüm Renklerin Aryası

YAYINLAMA:

Cumhuriyetimizin sanat tarihini başlı başına yaratan eşsiz sanatçılarımızdan Semiha Berksoy'un eserlerinden oluşan "Tüm Renklerin Aryası" adlı sergi, sanatçının kalbinin derinliklerindeki duyguları görmemizi sağlıyor.


İlk kadın opera sanatçımız, tiyatrocu ve ressam Semiha Berksoy'un yıllar içinde yaşamının her dönemini yansıttığı eserlerini İstanbul Modern, 6 Eylül 2026 tarihine kadar sanatseverlere sunuyor. Flormar sponsorluğuyla 22 Ocak'ta açılan sergi, ilk kez 6 Aralık 2024 – 11 Mayıs 2025 tarihleri arasında Hamburger Bahnhof’ta “Semiha Berksoy: Singing in Full Color” başlığıyla sanatseverlerle buluştu. 


İstanbul Modern'deki sergi, Berksoy’un farklı sanat alanları arasında kurduğu bağlardan beslenen üretimlerini, yalın ama güçlü bir küratöryel anlatıyla izleyiciyle buluşturuyor. Sergide 200’ü aşkın yapıt yer alıyor.  


BİR "ZÜMRÜDÜANKA" SEMİHA BERKSOY
Her resimde sanki Semiha Berksoy'un sesinden iç dünyasından taşan aryalar yankılanıyor.
1997 yılında yaptığı otoportresi "Zümrüdüanka" en etkilendiğim eserlerinden biri. Berksoy da aslında bir zümrüdüanka kuşu. Henüz 8 yaşındayken annesini İspanyol gribinden kaybediyor. Annesiz büyüyen Berksoy bir süre amcasıyla yaşıyor. Ancak amcasını da veremden kaybediyor. Babası yeniden evleniyor. Tüm yaşamını sanatla iç içe yaşayan Berksoy öylesine başarılı oluyor ki ülkemize ilk'leri armağan ediyor. İlk primodannamız olan Berksoy, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk isteğiyle Ahmet Adnan Saygun'un bestelediği Türkiye'nin ilk opera eseri Özsoy'da "Ayşim" olarak dinleyici karşısına çıkıyor. Tabii öncesinde Nimet Vahit Hanım'dan şan dersi alan Berksoy,  Nikolay Rimski-Korsakov'un Sadko operasından çeşitli aryalar seslendiriyor ve konserde Cemal Reşit Rey eşlik ediyor. Elbette daha sonrasında da Rey ile konserler veriyor. İlk profesyonel opera sanatçısı olarak ise Tosca operasında yer alıyor. Avrupa'da Amerika'da sahneye çıkıyor. Düşünün ki; 1910'da Osmanlı İmparatorluğunun çöküş dönemlerinde doğuyorsunuz, Türk kadınlarının sanat hayatında yer alamadığı zamanlarda eğitim alıp, yeni doğan Türkiye Cumhuriyeti'ne aydınlık yeni bir sanat tarihi yazdırıyorsunuz. Üstelik uluslararası alanda da genç cumhuriyetimizin adını sanatla duyuruyorsunuz. Minnetle anıyorum.


BERKSOY'UN SESİNDEN ARYALAR EŞLİĞİNDE SERGİ GEZİSİ
Semiha Berksoy'un sesinden aryaları dinleyerek görülen sergide sanatçının çarşaf, kumaşlar gibi çeşitli materyaller üzerine resmettiği eserler, otoportre ve portrelerinin yanı sıra fotoğrafları da yer alıyor. Nazım Hikmet'e olan özlemini, sevdiği arkadaşlarını ve içten içe aslında hep yanında hissettiği annesini resmettiği eserler oldukça insanı duygulandırıyor. 


Serginin önizlemesinde müzenin şef küratörü Öykü Özsoy Sağnak ve küratör Deniz Pehlivaner'e etkileyici anlatımlarından dolayı teşekkür ediyorum. 
*
Eczacıbaşı: İstanbul Modern, kadın sanatçıların üretimini görünür kılmayı sürdürüyor
İstanbul Modern'in şef küratörü Öykü Özsoy Sağnak, küratör Deniz Pehlivaner ve asistan küratör Yazın Öztürk tarafından hazırlanan serginin basın toplantısına ise Semiha Berksoy'un kızı tiyatro ve sinema sanatçısı Zeliha Berksoy, İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, Flormar CEO’su Tuba Altunterim katıldı.


İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, konuşmasında İstanbul Modern’in kadın sanatçıların üretimlerini görünür kılma misyonuna dikkat çekerek şunları söyledi:


“İstanbul Modern’deSemiha Berksoy’un çok yönlü üretimini izleyiciyle buluşturmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana kadın sanatçıların görünürlüğünü artırmak ve üretimlerini geniş kitlelerle buluşturmak önceliklerimiz arasında yer alıyor. Sahne, resim, sinema, tiyatro, edebiyat, müzik ve performans gibi farklı alanlarda kendine özgü bir ifade dili geliştiren Semiha Berksoy, Türkiye sanat tarihinde kadın sanatçıların öncülüğünü temsil eden benzersiz bir isim. Onun Türkiye’deki en kapsamlı sergisi ile sanatçının 70 yılı aşan üretim sürecini mercek altına alıyor ve izleyicilere Berksoy’un yaratıcı evrenini derinlemesine deneyimleme olanağı sunuyoruz” dedi.


ALTUNTERİM: SANATSEVERLERLE BULUŞTURULMASINA DESTEK OLMAKTAN GURUR DUYUYORUZ
Flormar CEO’su Tuba Altunterim ise Flormar’ın kültür-sanata verdiği desteğin önemini vurgulayarak, Semiha Berksoy’un sanatsal cesareti, heyecanı ve renklere olan tutkusunun markanın değerleriyle güçlü bir bağ kurduğunu ifade etti. Altunterim, “Flormar, Türkiye’nin bir numaralı makyaj markası olmasının yanı sıra; bugün 80’den fazla ülkedeki varlığı ile güçlü bir global oyuncu haline geldi. Hem Türkiye’de hem de küresel ölçekte yaptığımız araştırmalarda makyaj tüketicisine ‘Flormar sizin için ne ifade ediyor?’ diye sorduğumuzda net bir şekilde öne çıkan cevap, ‘renk uzmanlığı’ oluyor. Markamızın varlık sebebi, kadınların modunu doğadan ve hayattan ilham alan renklerimizle yükseltmek. Sanat da, yine bize ilham veren, yaratıcılığımızı teşvik eden ve modumuzu yükselten diğer bir güzellik. Dolayısıyla çağının ötesinde bir kadın sanatçı olan Semiha Berksoy’un yaratıcı mirasının, kapsamlı bir sergi eşliğinde Türkiye'de sanatseverlerle buluşturulmasına destek olmaktan gurur duyuyoruz” dedi. 


BERKSOY: RESİMLERİNDE YAŞAMI, MÜCADELEYİ VE UMUDU YANSITIRDI


Sergi basın toplantısına katılan Zeliha Berksoy ise şunları söyledi: 
“Annem resim yaparken bambaşka bir hâle bürünürdü; sessizlik ister, tamamen işine odaklanırdı. Eserlerinde hem derin bir düşünsel zemin hem de güçlü bir protest duygu vardı; malzemeyi de her zaman içgüdüyle seçerdi: tuval, çarşaf, karton hatta buzdolabı kapağı… Ona göre malzeme kendini gösterdiğinde harekete geçerdi. Resimlerinde yaşamı, mücadeleyi ve umudu yansıtırdı; “Cendereye Vurulan Kadın” yapıtında olduğu gibi cendereye vurulsan da, hayata hep ümit ve cesaretle bakmayı öğretirdi. Bugün İstanbul Modern’de açılan Tüm Renklerin Aryası sergisiyle Semiha Berksoy’un sanatındaki özgün evreni yeni kuşaklara tanıtıyor olmak beni hem gururlandırıyor hem de heyecanlandırıyor; umuyorum ki eserleri genç sanatçılarda ve izleyicilerde, yaratıma dair yeni ufuklar açar.”


SAĞNAK: KRONOLOJİK BİR ANLATININ ÖTESİNDE 
Müzenin şef küratörü Öykü Özsoy Sağnak da serginin küratöryel yaklaşımına değinerek, “Tüm Renklerin Aryası”nınSemiha Berksoy’un yaşamı ve üretimini kronolojik bir anlatının ötesinde, tematik bir bakışla ele aldığını belirtti. Özsoy Sağnak, serginin Berksoy’un sahneyle kurduğu derin ilişkiyi, kişisel mitolojisini ve disiplinlerarası üretim biçimlerini bir arada görünür kılmayı amaçladığını vurguladı. Serginin küratörlerinden Deniz Pehlivaner ise “Semiha Berksoy’un üretken bir sanat aşığı olması, bir Cumhuriyet kadını olarak azmi ve tutkusuyla kendini ve sanatını var etmesinin başlıca itici gücünü oluşturur. Berksoy’un resimleri, opera sahnesindeki bedensel ve duygusal deneyimin tuvale taşındığı, kişisel hafızanın kolektif tarihle iç içe geçtiği özgün bir ifade alanı yaratır” dedi. 


SERGİYE ÖZEL YAYIN
“Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası” için hazırlanan sergi kataloğunda; akademisyen, yazar ve tiyatro eleştirmeni Dikmen Gürün; akademisyen Ayşe Güngör; Hamburger Bahnhof Direktörü, küratör ve yazar Sam Bardaouil ile sanatçı Elif Uras’ın metinleri yer alıyor. Ayrıca, sanatçının kızı, tiyatro ve sinema sanatçısı Zeliha Berksoy ile serginin asistan küratörü Yazın Öztürk’ün gerçekleştirdiği söyleşi ile sergi küratörleri Deniz Pehlivaner ve Öykü Özsoy Sağnak’ın sergiye özel metinleri de katalogda bulunuyor.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...