Fenomen fanı olmak!
Her gün sosyal medya fenomenlerinin haberlerine maruz kalıyoruz. Ya rezalet paylaşımları ya tertemiz insanların sinir uçları ile oynayan paylaşımlarına maruz kalıyoruz. Bedava beleş hayat yaşarken, insanlara arsız nasıl olunur, onun örneklerini gösteriyorlar. Bu arada, yasaklı madde diye yakalanan fenomenleri de görüyorsunuz. Toplum ahlakını bozan paylaşımları nedeniyle göz altına alınanları da görüyorsunuz. Bir dizi oyuncusunu, bir şarkıcıyı işi nedeniyle ünlü olmuş birinin hayranı olmak, onu takip etmek başka bir şey.
Fenomen olmuş insanları takip etmek başka bir şey. Ama benim anlattığım fenomenlerin ayırımı çok belli ve hepiniz biliyorsunuz. Ağzına geleni söyleyen, ev yaşamının tuhaflıklarını paylaşan insanlar. Kendi ününü böyle yaratan insanları anlatıyorum. Etkileşim yarışı içinde yapmadıklarını bırakmıyorlar. Bunların takipçileri genelde 15-16 yaş ortalamasında çocuklar.
Ya kadınlara ne diyelim. Evinde, yuvasında, çoluğu çocuk koşturmasında, temizlik, yemek, okul telaşında yaşayan anneler, kadınlar bunları neden hayranlıkla takip ediyor. Ekonomik kriz içinde, neye para yetiştireceğimizin telaşı içinde iken bunları neden takip ederler. Kendi sahip olmadıkları, yada olamayacakları bu beleş bedava yaşayan hayatları neden like ede ede yaşarlar. Markete gidip bir kalıp peynirin fiyatına bakarken, endişe duyarken, bu hiç alakanız olmayan insanları neden takip edersiniz? Anlamak ne kadar zor değil mi? Kurban olurum sana diye yazan kadını anlamak ne kadar zor değil mi?
Benim anladığım, aidiyet duygularında problem olması. Ailesi var, çocukları var, anne babaları var, kardeşleri var, arkadaşları var. Olsun. Bunlar yetmez, hala sosyal medyada ait olacağı bir topluluk arayışı içindeler ve bunu çok önemsiyorlar. Bir fenomenin fanı ol, o fanlar ile o sayfada aidiyet duygusu oluştur. Orada yaz çiz, görüş alışverişinde bulun, hatta kavga et, ona buna laf sok. Sürekli çevrim içi yaşamak. Sürekli o fenomenin gündemini takip etmek. Hiç alakasız birine hayranlık duymak. Ve gereksiz bir mesai harcamak.
Aidiyet duygusunu bulamamak, yada ait olduğu yere ait olduğunu bilememek korkunç. O zaman, işte böyle hiç alakasız ve aslında ait olmadığı yerlerde aidiyet ararlar. Psikologlar, sosyologlar bu konularda kafa yoruyorlar ve sebeplerini mutlaka biliyorlardır. Benim bir tavsiyem olsa.
Ey insanoğlu, mümkünse salyangoz olun lütfen diyebilirdim. Salyangozları seyredin lütfen. Salyangozlar nasıl yaşar, kabuğundan çıkarlar gider karnını doyururlar, suyunu içerler, sonra gelir kendi kabuğuna çekilirler. Kimseye bulaşmaz, salyangozlar kendi kabuğunda yaşarlar. O kabuk nedir? Kendin, ailen, yuvan arkadaşların ve dostlarından ibarettir ve en sahici aidiyettir. Merhaba salyangoz kardeşler.