Maduro’nun Hapishane Mesajı Bir Savunma Değil, Bir Duruş
“Üzgün değiliz” demek… Bir hücreden verilen siyasi mesajdır
Bazen bir video, onlarca diplomatik açıklamadan daha fazla şey anlatır.
Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’dan, tutuklu bulunduğu cezaevinden gelen ilk mesaj da tam olarak böyle bir etki yarattı.
Mesajı kamuoyuna duyuran isim ise, milletvekili olan oğlu Nicolás Maduro Guerra oldu.
Ve kameraya bakarak, babasının kendisine ilettiği cümleyi aynen aktardı:
“Üzülmeyin, biz iyiyiz. Biz savaşçılarız.”
Bu söz, bir babanın ailesine verdiği moral cümlesi değildir sadece.
Bu, doğrudan siyasi bir meydan okumadır.
Hatırlayalım…
Maduro, ABD güçleri tarafından 3 Ocak’ta gözaltına alındı ve şu anda Brooklyn’deki bir hapishanede tutuklu bulunuyor.
ABD yönetimi, Maduro’nun Amerikan mahkemelerinde yargılanacağını da açıkça ilan etmiş durumda.
Yani karşımızda sıradan bir adli dosya yok.
Karşımızda, açık bir jeopolitik kriz var.
Oğlu Maduro Guerra’nın aktardığı sözler kısa ama çok net:
“Avukatlar, babamın güçlü olduğunu söyledi. ‘Üzgün değiliz, iyiyiz, savaşçıyız’ dedi.”
Bir insan hapishanede olabilir.
Ama siyasette asıl önemli olan, o insanın dışarıya hangi mesajı verdiğidir.
Maduro’nun cümlesi, tam da bu yüzden dikkat çekici.
“İyiyiz” diyerek sadece sağlık durumunu anlatmıyor.
“Üzgün değiliz” diyerek bir mağduriyet psikolojisine girmediğini söylüyor.
Ve en önemlisi…
“Biz savaşçılarız” diyerek, bu süreci bir dava olarak gördüğünü ilan ediyor.
Bu noktada durup şunu sormak gerekiyor:
Bir devlet başkanının, başka bir ülke tarafından gözaltına alınması ve yargı sürecine sokulması, artık dünyanın hangi hukuk başlığı altında tartışılıyor?
Bu soru bugün sadece Venezuela için sorulmuyor.
Bu soru, küresel düzenin tamamı için soruluyor.
Maduro cephesinin dili son derece bilinçli.
Oğlu, konuşmasında özellikle şu vurguyu yapıyor:
“Ben bir savaşçıyım.”
Bu cümle, iç politikaya da mesajdır, dış dünyaya da.
İçeriye verilen mesaj şudur:
“Teslim olmadık.”
Dışarıya verilen mesaj ise çok daha nettir:
“Bu süreci siyasi bir hesaplaşma olarak görüyoruz.”
Elbette ABD tarafı meseleyi tamamen hukuki bir çerçevede anlatıyor.
“Yargılama olacak” diyor.
“Mahkeme süreci işleyecek” diyor.
Ama dünya, bu tür dosyalarda artık tek bir soruya bakıyor:
Bu gerçekten bir adli dosya mı, yoksa siyasetin başka bir araçla yürütülmesi mi?
Maduro’nun hücresinden gelen bu ilk mesaj, işte tam da bu tartışmanın ortasına düşüyor.
Çünkü bu cümleler, savunma dili değil.
Bu, direnç dili.
Ve çok bilinçli kurulmuş bir dil.
Bugün Maduro’nun nerede olduğu kadar, nasıl konuştuğu da önemli.
Çünkü tarihte pek çok lider, tutuklandığında şu cümleyi kurmuştur:
“Adalet yerini bulacak.”
Maduro ise bambaşka bir cümle kuruyor:
“Biz savaşçılarız.”
Bu, hukuktan çok siyasete yaslanan bir söylemdir.
Bu söylem, sürecin kısa sürede kapanmayacağını da gösterir.
Belli ki Maduro tarafı, bu dosyanın bir mahkeme salonuyla sınırlı kalmayacağını düşünüyor.
Ve belli ki bu tutukluluğu, içeride ve dışarıda bir siyasi mobilizasyon aracı olarak kullanmaya da hazırlanıyor.
Bugün Brooklyn’de bir hapishaneden çıkan bu mesaj, Caracas sokaklarında, Latin Amerika başkentlerinde ve Washington’daki koridorlarda çok farklı şekillerde okunuyor.
Ama tek bir gerçek var.
Maduro’nun ilk mesajı bir savunma değil.
Bir duruş beyanı.
Ve belki de en çarpıcı tarafı şu cümle:
“Üzgün değiliz.”
Bir insan hapishanedeyken bu cümleyi kuruyorsa, aslında şunu söylemek istiyordur:
“Bu hikâye daha bitmedi.”