Demir leblebi!
Anneyle kızının aynı adama âşık olduğu bir hikâye... Kâğıt üstünde kulağa cesur geliyor. Ama aynı zamanda en ufak hatayı da affetmeyecek kadar riskli. Çünkü bu tarz konular her zaman dikkat çeker, merak uyandırır, izlenir. Ama eleştiriye de en açık hikâyeler bunlardır. O yüzden “Ansızın”, uzun zamandır merak ettiğim projelerden biriydi.

Projeyi Ay Yapım hazırlıyor. Yönetmen koltuğunda Burak Müjdeci oturuyor. Senaryoyu Banu Kiremitçi Bozkurt kaleme almış. Çekimler Madrid'de başlayıp, İstanbul'da tamamlandı. Şimdi geriye Disney+'ın yayın tarihini açıklaması kaldı.
Başrollerde Birce Akalay, Alperen Duymaz, Mehmet Aslantuğ ve Derya Pınar Ak var. Kadroya bakınca insanın beklentisi ister istemez yükseliyor.
E tabii böyle bir hikâyede oyuncular, oyunculuk da senaryo kadar önemli… Karakterlerin inandırıcılığı tutmazsa, konu çok kolay melodrama dönebilir. Fakat bu kadro, o bıçak sırtı meselenin altından kalkabilecek güçte. Aslı astarını söyleyecekse; bu projeden beklentim yüksek! Umarım yanılmam da Disney+’ın da biraz yüzü güler.
Bi his…
Bir projeye heyecanlanmak için bazen onlarca detaya ihtiyacınız olmuyor. Oyuncu kadrosunun büyük bölümü açıklanmamış, senaryo yok, hatta adı bile belli değil... Ama buna rağmen Netflix için hazırlanan bu yeni dizi için içim kıpır kıpır.
Mert Yazıcıoğlu ile Ömür Atay'ı daha önce “Kızıl Goncalar”da birlikte izlemiştik. Mert Yazıcıoğlu'nun performansını çok beğenmiştim. Ömür Atay'ın kurduğu dünya ve kendine has çekim dili de dizinin en güçlü taraflarından biriydi. Aynı ikilinin yeniden buluşuyor olması bile benim için başlı başına merak sebebi.

Projeyi TMC Film hazırlıyor. Senaryoyu Emre Özdür yazıyor. Açıkçası Emre Özdür ismi ilk anda bana çok tanıdık gelmedi. Biraz araştırınca en son “Rüya Gibi”nin senaryo ekibinde yer aldığını gördüm. O dizinin yazım dilini oldukça doğal bulmuştum. Eğer burada da aynı samimiyeti yakalayabilirse, ortaya iyi bir iş çıkabilir.
Hikâyeyle ilgili bildiğimiz tek şey; ‘’Ailesinin geçmişinin peşine düşen Aras'ın dramatik yolculuğu”. Her yerde bu cümle yazıyor… Şu cümle tek başına hiçbir şey anlatmıyor. Lakin neden bilmiyorum, bu projeden bana “Kübra” kokusu geliyor. Ortada bunu destekleyecek bir şey de yok. Ama sanki bizi yine şaşkına çevirecek, bir o kadar içine çekecek, ters köşe bir iş çıkacakmış gibi bir his var içimde.
Değişiyoruz…
Dünyanın en önemli tiyatro yönetmenlerinden biri ilk kez Türkiye'de bir oyun yönetecek. Açıkçası bu haberin kendisi bile tiyatro adına heyecan verici. Üstelik karşısında Timuçin Esen ve Funda Eryiğit gibi beklenmedik iki oyuncu olunca, ilgim daha da arttı.

Thomas Ostermeier, yıllardır Berlin Schaubühne'nin sanat yönetmenliğini yürütüyor ve çağdaş tiyatronun en önemli yönetmenleri arasında gösteriliyor. Şimdi ise "Changes" adlı oyunla ilk kez Türkiye'de seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor.
Benim en çok merak ettiğim şey ise oyunun kendisinden çok prova süreci. Çünkü iyi yönetmenler, tiyatro kökenli oyuncuların bile daha önce görmediğimiz yönlerini ortaya çıkarabiliyor. Timuçin Esen ile Funda Eryiğit de aslında tiyatrodan geliyor. Ama ikisini de son yıllarda daha çok ekran projelerinde izledik. Tam da bu sebepten, Ostermeier'in Timuçin ve Funda’dan nasıl bir performans çıkaracağını cidden merak ediyorum.