CHP’de istinaf gölgesinde kaynayan kazan

YAYINLAMA:

Ankara’nın siyasi labirentlerinde, kararlar çoğu zaman mahkeme salonlarında değil, kulislerde şekillenir. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yaşanan tam da bu: Bir kurultay davası, hukuki bir prosedürden öte, parti içi bir hesaplaşmanın en kritik arenasına dönüştü. “Mutlak butlan” ihtimali, artık sadece bir yasal terim değil; Kılıçdaroğlu yanlılarının umudu, Özgür Özel yönetiminin kâbusu haline geldi. Özellikle son günlerde Adalet Bakanı Akın Gürlek’in atanmasıyla, Ankara kulisleri adeta bir saatli bomba gibi tıklıyor. Peki, bu süreç nereye evriliyor? Kulislerden sızan bilgilerle, son gelişmeleri masaya yatıralım.

MAHKEME REDDİ VE İSTİNAF SÜRECİ: DOSYA TEMİZ Mİ, MÜDAHALE RİSKİ Mİ?

Hatırlayalım: CHP’nin 38. Olağan Kurultayı (4-5 Kasım 2023) ve 21. Olağanüstü Kurultayı (6 Nisan 2025) için açılan davalar, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde birleştirilmişti. Davacılar –başta eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve bazı eski delegeler– oylamalara rüşvet ve hile karıştığını iddia ederek, kurultayın “mutlak butlan” ile iptalini talep ediyordu. Mahkeme, 24 Ekim 2025’te davayı “konusuz kaldığı” gerekçesiyle reddetti. Gerekçeli karar ise 10 Kasım 2025’te açıklandı: İddialar somut bulgularla desteklenmemiş, dava delilsiz kalmıştı. Mahkeme, Siyasi Partiler Kanunu’na atıfla, kurultayların yargıç gözetiminde yapıldığını vurgulayarak, istinaf yolunu açık bıraktı. 

Ancak hikâye burada bitmiyor. Lütfü Savaş ve ekibi, kararı hemen istinafa taşıdı. İstinaf Mahkemesi’nde dosya hala inceleniyor ve karar bekleniyor. CHP’nin hukukçu kurmayları, “Dosya temiz, mutlak butlana gidecek delil yok” diyor. Hatta üç olası senaryo konuşuluyor: Reddin onanması, usulden bozulması veya nadir de olsa butlan kararı. Kulislerdeki asıl tedirginlik ise, Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı’na atanmasından kaynaklanıyor. Gürlek’in İstanbul Başsavcılığı dönemindeki “korku iklimi” anımsatılıyor; CHP kaynakları, “Dosyalar boş ama müdahale endişesi var” diye fısıldıyor. Bu atama, mutlak butlan tartışmasını yeniden alevlendirdi – sanki yargı süreci siyasi bir gölge altında. 

KILIÇDAROĞLU CEPHESİ: SESSİZ HAZIRLIK VE “HAZIR OLUN” TALİMATI

Ankara kulislerinde, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun çevresinde belirgin bir hareketlilik var. Üç gün önce Kılıçdaroğlu’nun ekibiyle toplantı yaptığı iddiası, kulisleri salladı: “İstinaf kararıyla Özel yönetimi yok hükmüne düşecek, herkes hazır olsun!”  Bu, sıradan bir kulis dedikodusu değil; eski milletvekilleri, MYK üyeleri ve pasif kalmış isimler yeniden temas halinde. Kılıçdaroğlu, seçim sonrası “Alevi partisi” eleştirileriyle yaralanmıştı, ama siyaset rövanş alır. Eğer istinaf butlan kararı verirse, bu sadece bir geri dönüş değil; parti içi bir deprem olur. Mehmet Sevigen gibi isimlerin “Mutlak butlan çıkacak” çıkışları, bu hazırlığın parçası gibi okunuyor – ya sağlam bir istihbarat ya da psikolojik harp.

Peki, Kılıçdaroğlu ekibi ne kadar güçlü? Kulislerde, “Nostalji değil, strateji” diyenler var. Ancak meşruiyet sorunu da cabası: Mahkeme kararıyla gelen liderlik, sandık zaferinden daha kırılgan.

ÖZGÜR ÖZEL YÖNETİMİ

Özgür Özel’in koltuğa oturduğu günden beri tam konsolidasyon sağladığı söylenemez. Son haftalarda sosyal medyada dolaşan iddialar –organize bir şekilde – Özel cephesini köşeye sıkıştırıyor. CHP kurmayları, “Kurultay davasına doğrudan etki beklemiyoruz, ama Gürlek ataması müdahale korkusu yaratıyor” diyor.  İstinaftaki dosya için “Kötüye gidiş yok” vurgusu yapılıyor, ama sessizlik dikkat çekici. Özel yönetimi, güçlü bir karşı anlatı üretememiş görünüyor. Eğer butlan kararı çıkarsa, direniş mi olur, yoksa dağılma mı? Kulislerdeki soru bu: “Özel’in örgüt ağı dayanır mı?”

Ayrıca, parti avukatlarının istinafa itiraz dilekçesi vermesi, bir önlem olarak yorumlanıyor – “Çağrı heyeti” tehlikesine karşı erken hamle. 

ESKİ MUHAFIZLAR VE ÜÇÜNCÜ YOL: ASLI BAYKAL’DAN MANSUR YAVAŞ’A

Partinin “eski muhafızları” –Aslı Baykal gibi isimler– uzun süredir mevcut yönetimi eleştiriyor. Baykal’ın çıkışları, “Partiyi merkeze taşıyacak bir fırsat” olarak görülüyor. Onlara göre, son kurultay bir kırılmaydı; istinaf ise düzeltici olabilir. Ancak mahkeme zaferi, her zaman tartışmalı kalır.

En büyük tehlike ise bölünme: Kulislerde üçlü bir senaryo konuşuluyor. 1) Kılıçdaroğlu’nun rövanş hattı, 2) Özel’in örgüt temelli direnişi, 3) Belediye odaklı pragmatik bir merkez –ki burada Mansur Yavaş’ın adı öne çıkıyor. Eğer CHP fiilen üçe parçalanırsa, cumhurbaşkanlığı seçiminde aday Yavaş olmazsa matematik çöker. Seçmen istikrar arar; dağınıklık, güven erozyonu getirir.

MART’A KALMAZ MI? ZAMANLAMA VE VAROLUŞ KRİZİ

Kılıçdaroğlu’na yakın isimler, “Mart’a kalmaz” diyor – istinaf kararının yakın olduğu kulislerde fısıldanıyor. Ama bir gerçek var: Parti kaderi mahkemeye taşındıysa, kriz zaten derin. Bu, sadece liderlik savaşı mı? Hayır; muhalefetin kimlik arayışı: İdeoloji mi, pragmatizm mi? Merkez mi, kenar mı?

Sonuçta, Ankara kulisleri hareketli: Telefonlar susmuyor, eski defterler açılıyor. Gürlek ataması gibi gelişmelerle, mutlak butlan davası sadece CHP’yi değil, tüm muhalefeti etkileyebilir. Karar ne çıkarsa çıksın, CHP için hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Fırtına öncesi sessizlik, patlamaya hazır – ve gözler hala istinafta.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...