Yoruldum dediğinde!
Biliyorum dünya dönüyor.
Haberler, sosyal medya, iş güç ve insan cehennemi derken hayat çok zor.
Hayat karmakarışık.
Şöyle bir durup nefes aldığımızda, "YORULDUM" dediğinizde başınızı dayayacağınız o görünmez omuz nerede?
O sırtını dayayacağın dağ nerede?
Uzaklarda arama.
Yakınında ve işte tam da ailemiz dediğimiz liman orada.
Hep söyleriz.
Aile toplumun temel direğidir ve bu bir hayat gerçeğidir.
Dışarıda fırtınalar koparsa kopsun, kapıyı kapatıp anahtarı çevirdiğinde, o içerideki koku, o ses, o aidiyet duygusu, sizi ayakta tutan tek şeydir.
Pazar sabahları, ah o eski pazar sabahları.
Televizyon sesinin, demlenen çayın kokusuna karıştığı, herkesin aynı sofrada olduğu anları hatırlayın.
Deden sarıldığında, gül kokulu sakalının kokusunu hatırlayın.
Ben hep hatırlatırım, o kokunun güveni hiçbir yerde yoktur.
Kimse farkında değil.
Şimdi bakıyorum da herkesin elinde cep telefonu, herkes kendi dünyasında, el alemin hayatını takip ederken, aslında YALNIZLIK yaşıyor.
Aynı çatı altında yapayalnız herkes.
Bir ailenin direği kadındır, evin annesidir, sevgisidir, emeğidir.
Ama o direği ayakta tutan şeyde, evin içinde ki BİZ duygusudur.
Birbirinizi sevin.
Çocuklarınızı sevin.
Çocuklarımızın sadece karnını doyurmak yetmiyor, ruhlarını da aile sıcaklığı ile doldurmalıyız.
Sizden bu hafta sonu bir ricam var.
Telefonu bir kenara bırakın, eşinizin gözünün içine bakın, çocuklarınızı o gün neye üzüldüğünü gerçekten dinleyin.
Aile kusursuz olmak demek değildir, birinin eksikliğini kapatarak, işte o eksiler bir araya gelince artıya çevirmeliyiz.
Bu hafta sonu gülün biraz.
Bu hafta sonu ailenizi güldürün biraz.
Buram buram huzur kokan anlarınız olsun.
Unutmayın her şey değişir, herkes gider, ama AİLE baki kalır.
Dilerim ki.
Pencere önündeki AİLE saksılarınıza huzur ekersiniz.