İki saniyelik sabır, bir can güvenliği
Trafikte seyir halindeyken hepimiz bir yerlere yetişme telaşındayız. Ancak bu telaş, bazen direksiyon başındaki en temel insani duyumuzu, yani sabrımızı bizden alıp götürüyor. Kırmızı ışıkta beklerken, daha yeşilin o ilk pırıltısı yanmadan arkadan yükselen o keskin korna sesi... Tanıdık geldi mi? Saniyelerle yarışırken, aslında bir başkasının huzurunu ve güvenliğini nasıl bir gürültü duvarına çarptırdığımızın farkında mıyız?
Kornaya giden eller ve körelen refleksler
Trafikte gerekli gereksiz her an kornaya giden eller yüzünden, artık şehirlerimizde "gürültü" dediğimiz şey, herkesin fark etmeden alıştığı devasa bir uğultu haline geldi. İşin en acı tarafı ise şu: Sürekli ve yersiz çalınan kornalar, bir süre sonra sürücülerde bu sese karşı bir duyarsızlık yaratıyor. Gerçekten tehlikeli bir durumda çalınan o hayati korna, artık normal bir arka plan gürültüsü gibi algılandığı için reflekslerimizde bir azalma meydana geliyor. Yani sabırsızlığımızla, kornanın o asıl uyarı işlevini de elinden alıyoruz.
Özellikle ışıklarda beklerken basılan bu sabırsız korna uyarıları, direksiyon başına yeni geçmiş, heyecanlı bir sürücü için tam bir panik sebebi. Arkadan gelen o ısrarlı sesle birlikte eli ayağına dolaşan, sırf trafiği aksatmayayım diye hızlı hareket etmeye çalışırken vitesini karıştıran, motorunu stop ettiren ve en kötüsü panikle can güvenliğini tehlikeye sokan onlarca sürücü var.
Burada bir parantez açmakta fayda var; elbette ışığın en önünde olup yeşili fark etmeyecek kadar telefonla veya araç içi başka işlerle uğraşarak trafiği gereksiz yere kilitleyenleri bu durumun dışında tutuyorum. Onlar için küçük bir uyarı dokunuşu makul olabilir. Ancak sadece iki saniye daha bekleyebilecekken kornaya asılmak, o anki sabırsızlığımızı tatmin etmekten başka bir işe yaramıyor.
İki saniye ne kaybettirir?
Işıkta fazladan bekleyeceğiniz o iki saniye, size hayattan hiçbir şey kaybettirmez. Ama o iki saniyelik sabır, önünüzdeki sürücünün daha güvenli ve sakin bir şekilde yola koyulmasını sağlar. Trafiği sadece metal yığınlarının ilerlemesi olarak değil, bir nezaket zinciri olarak gördüğümüzde, yollar hepimiz için daha güvenli hale gelecek.
Şehrin o yorucu uğultusuna bir nota da biz eklemeyelim. Kornanın bir öfke boşaltma aracı değil, bir güvenlik uyarısı olduğunu hatırladığımız; sabrımızın sınırının yüksek olduğu keyifli sürüşler dilerim.