Hadsizliğin unvanı nedir?

YAYINLAMA:

Şimdi gelelim emek vermeden yemek yiyenlere. Biliyorum yazıya çok hızlı bir giriş oldu ama yazının devamında ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Bu konu daha çok iş hayatı için geçerli olacak. Çünkü daha tecrübe nedir bilmeden henüz yeni mezun olmuşken birilerinin çocuğu olduğu için hak etmediği koltuklarda yer kaplayan o kadar çok insan var ki!

 

Evet, nereden başlasak anlatmaya demeye pek gerek yok sanırım. Ortalama 5-10 yıl arasında bir iş deneyiminiz varsa sizler de zaten birçok torpilli ile muhattap olmuşsunuzdur. Torpilli diyorum çünkü ne yaşı ne de edindiği tecrübe ve kişisel yetenekleri bulunduğu pozisyona uymayan binlerce insanla bir arada olmak zorundayız. Üstelik siz işinizin tüm kalemlerine hakim ve alın terinizle yapmak için dirsek çürütürken birileri sadece kısa pantolonlarını giyerek saçlarını yana tarayıp burnunun üzerine düşürdüğü gözlükleriyle etrafa gereksiz gülücükler saçarak maaşını almasını bir meslek haline getirebiliyor. Bir de bu kişiler kendini global olarak ispatlamış ve herkes tarafından bilinen markaların içerisinde olunca çok daha bir dikkat çekiyor.

 

Şöyle bir örnek verecek olursak daha yaşı 25’i yeni geçmiş yani oturduğu koltukta ayağı yere yetişmeyen (boyu iki metreye yakın olsa da) bir çömez, mahkemede sırf dayısı olduğu için yıllarca işine emek vermiş bir kişiyle hiç haddi olmayacak şekilde kendini karşı karşıya getirebiliyor. Az önceki cümlemin sonunda iletişime geçiyor demek isterdim ancak iletişim kurmakta bir meziyettir ve kullandığınız cümlelerin ve ses tonununda ayrıca bir önemi vardır. Bu arada karşı karşıya gelinen konuda keşke iş ile ilgili olsa. Tam tersi bu hadsizin şımarık ve küstahça iş yönetiyorum egosu altında sorun çıkarması. Hadi diyelim o an bulunduğun konuma birinin tanıdığı olduğun için geldin en azından layık olacak şekilde çabala di mi? Kendini rezil etmenin, hadizleşmenin sana ne faydası olacak diye düşünürüz. Ama bunları biz düşünürüz çünkü itibarımızı yıllarca verdiğimiz emek ve çabalarla elde etmişizdir. Kimse gelipte bize “gel bak sen sonunda mezun oldun, al bu koltuk senin istediğin kadar şımar” dememiştir. Kendimizi, olduğumuz yeri ve olmamız gereken yeri doğru değerlerlendirebiliriz.

 

Hal böyle olunca ve her zaman arkasının toplanmasına alışmış bu tip kişiler iş ortamında karşısındakinin can güvenliğini yok sayacak davranış da sergilese, hadsizlikle sesini de yükseltse (burada bir kadına karşı olduğunu ayrıca belirtmiyorum çünkü bana göre iletişimin cinsiyeti yoktur) eğer özür dilemek yerine sırtı sıvazlanıp masanın baş köşesinde yer almaya devam ediyorsa bu noktada o hadsiz kişiden çok ona bu cesareti verenler sorgulanmalı. İş toplantısı için gelen davetline yapmadığını bırakmayacaksın sonrada sunumundan akşam yemeğine her yerde kafan dik özür dilemeden gezebileceksin! Bu duruma diyebilecek tek şey var. Vay be!

 

İnsana derler ki “hadi sen daha çocuksun cahilsin, peki senin tecrübeli büyüklerin /yöneticilerin/ paydaşların neden biri kulağını, diğeri gözünü bir diğeri de ağzını kapatıyor?”. Derslerde “Bir kriz nasıl yönetilemez” başlığının altında anlatılacak ‘kriz yönetim aşamalarında uygulanacak yöntemlerin’ tersi başarıyla uygulanıyor. Bu yazımda sizlerle paylaşmış olduğum tüm detayları global bir markanın temsilci / yöneticileri ile yaşadığım gerçek bir olaydan yola çıkarak kaleme aldım. Belli mi olur gelecek günlerde de nerede, nasıl, kiminle olduğu ile ilgili bir yazı paylaşırım. Sonuçta hataların telafisi için çaba gösterilmedikçe kötü itibarın unutulmaması gibi bir huyu vardır.

 

Emeğinizle var olduğunuz, hadsizlerle karşılaşmadığınız günler dilerim…

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...