Trump’ın “bitirme” sanatı: Küresele kesilen fatura
Dünya kamuoyuna Donald Trump’ın her ne pahasına olursa olsun barış yanlısı olduğu yönünde yanlış bir algı servis edildi.
Oysa Trump, hiçbir zaman dünyaya "savaşmayacağına" dair bir söz vermedi; onun vaadi çok daha sinsi ve bir o kadar da sertti: "Savaşları bitireceğim."
Bugün, İran'a ve bölge ülkelere düşen füzeler, Trump’ın bu vaadinden saptığını değil, aksine ucu açık süreçleri kendi yöntemiyle "noktalama" isteğini gösteriyor.
Trump’ın mantığı; diplomasiyle bitmeyen(!) bir savaşı, en şiddetli haliyle başlatıp enkazını başkasına devretmek üzere kurulu...
"SIRA SİZDE" DİPLOMASİSİ
Trump, Hürmüz Boğazı’ndaki mayın tehdidini ve geçiş engelini kasti olarak ısıtarak müttefiklerine karşı bir "tahsilat" aracına dönüştürdü.
Avrupa’ya yönelik son çıkışı —"Ukrayna'da size yardım etmek zorunda değildik ama ettik, şimdi Hürmüz'deki mayınları temizleme sırası sizde"— bu stratejinin özü...
Trump, yolu açma maliyetini ve askeri riski, petrolü asıl kullanan Avrupa ve Asya ülkelerine fatura ederek kendi adına "savaşı bitirmiş" sayılacak. Dolayısıyla yangını ABD başlattı, ancak söndürme işini dünyaya ihale edecek.
HER İKİ TARAFA DA OYNAYAN MOSKOVA
Bu denklemde Rusya, Trump’ın bu "bitirici(!)" hamlelerinden en çok nemalanan aktör konumunda.
Bir yandan Trump yönetimiyle petrol yaptırımlarını gevşetmek ve Ukrayna dosyasını listenin en altına itmek için el sıkışmaya çalışırken, diğer yandan asimetrik bir intikam yürütüyor.
Tıpkı Washington’ın Kiev’e Rus tesislerini vurması için yardım etmesi gibi; Moskova da İran rejimine, Körfez’deki Amerikan tesislerini hedef alması için istihbarat sağlıyor.
Moskova, Trump’ın "hızlı zafer" kumarının bir bataklığa dönüşmesini sükunetle izliyor.
Ukrayna ise; İran insansız hava araçlarını düşürmeye yardımcı olmak amacıyla Ortadoğu’ya uzman gönderdiği için karşılık olarak para ve teknoloji istiyor.
AVRUPA’NIN KORKUSU: SAVAŞIN DOĞURGANLIĞI
Dünya, Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yardım etme çağrısına sessiz kalıyor. Japonya ve Avustralya da deniz gemileri göndermeyi reddetti.
Bugün El-Kaide'den, Husiler’den, Hizbullah, Hamas ve IŞİD'den şikayet edenler, aslında bu örgütlerin çoğunun keyfi savaşların ve işgallerin birer "ürünü" olduğunun farkında değiller.
2003 Irak savaşı gibi emperyalist bir maceraya veya Afganistan’daki gibi 20 yıllık bir yıkıma, Libya ya da Irak'taki gibi rejim değişikliğine artık ne ABD'de ne de dünyada kimsenin isteği yok.
Avrupa'nın bugünkü isteksizliğinin ardında, bu felaketlerin sadece savaş sırasında değil, sonrasında da nasıl büyük yankılara yol açtığını bizzat tecrübe etmiş olmaları yatıyor.
Hiçbir ülke, rejim değişikliği rüyalarının doğuracağı yeni yapılanmaların korkusuyla bu savaşı tam anlamıyla desteklemiyor.
"İŞ BİTİRİCİ"NİN EN TEHLİKELİ KUMARI
Trump, göreve geldiğinde savaşları bitirme sözü verdi; fakat bu söz, tarafından başlatılacak savaşların işaretiydi. Şüphesiz; bitirmek için başlatmak gerekti!
O, ucu açık savaşlardan nefret ettiğini söyledi. Kendi başlattığı bu yeni nesil operasyonla düşmanını felç edip, oluşacak devasa güvenlik boşluğunu ve Hürmüz’ün riskini dünyaya devretmeye çalışıyor.
Trump, Amerika’yı bölgeden çekme sözünü tutmak için bölgeyi yakmayı göze almış bir lider portresi çiziyor. Kendi başlattığı savaşı başkalarına bitirtmek için sahnede...
Trump'ın son günlerde İsrail ile arasına koyduğu mesafe, aslında seçim meydanlarında verdiği "Amerikan parasını yabancı savaşlarda harcamama" sözüne sadık(!) kaldığını seçmenine ispatlama çabası...
Operasyonu İsrail’in güvenlik kaygılarıyla meşrulaştırıp başlatan Trump, savaşın ekonomik bedeli ve petrol fiyatları ağırlaştıkça faturayı küresele kesmeye hazırlanıyor.
"İsrail ile aynı amaçta olmayabiliriz" çıkışı, olası bir barış masasında kendisini "tek arabulucu" konumuna getirme ve Amerikan hazinesini bu maliyetten sıyırma stratejisi...
Ancak tarih bize gösteriyor ki, Ortadoğu’da yakılan ateş, sadece planlanan hedefleri değil, onu yakanların gövdesini de yakma potansiyeline sahip.
Ve bu yangının küresel ekonomiyi mi kavuracağı, yoksa yeni bir düzen mi getireceği sorusu; 4-5 haftanın değil, önümüzdeki on yılın sorusu olacak.