Ramazan Bayramı’mız hayırlı olsun

YAYINLAMA:

Bu Ramazan, bir süredir ülkenin karabasanına dönüşen terör olaylarının, Doğu ve Güneydoğu’dan gelen şehit haberlerinin yarattığı ağır travmadan sıyrılıp yeniden normal hayata dönebilme umudunun filizlendiği bir döneme işaret ediyor. Toplumda yeşeren bu umut, güneyimizde on sekiz gün önce başlayan ve ne kadar süreceği bilinmeyen, ABD ile İsrail’in birlikte hareket ettiği Körfez savaşı dışında, yaşanan pek çok olumsuzluğu en azından kısmen unutturabilecek bir gelecek hayalini de beraberinde taşıyor.

Çok yakın zamana kadar tam bir güvenlik karmaşası içinde, endişe ve tedirginlikle süren hayattan sonra; uzun bir aranın ardından yeni ve daha güzel günlere dönüş umudunun yeşerdiği ilk bayrama merhaba diyoruz. Bayram coşkusunu tam anlamıyla yaşayamayan insanlarımızın oluşturduğu bu toplum, bu kez farklı bir Ramazan Bayramı yaşıyor. En büyük özlemimiz ise, uzun zamandır sadece hayalini kurduğumuz o huzurlu ve gerçek bayramı nihayet yaşayabilmek.      

Bir aydır huzur içinde ifa ettiğimiz mübarek Ramazan’ı önceki akşamki iftarla sona erdirdik. Ramazan Bayramı’nı birinci günününden itibaren her zaman olduğu gibi tüm ülke yaşayanları olarak ülke genelinde hep birlikte kutluyoruz…       

Ramazan Bayramı’nın bir diğer adı ise Şeker Bayramı’dır. Bayramlardan Kurban Bayramı’na verilen adı anlayabiliyorum da Ramazan Bayramı’na neden Şeker Bayramı dendiğini bir türlü anlayamamışımdır. Bayram ziyaretlerinde gelenlere tatlı, şeker veya çikolata ikram etmek bayram geleneklerindendir. Ama bu bir anlık seramoninin bir bayrama adını verecek kadar etkin olabileceğini düşünmüyorum. Bu nedenle de ben Ramazan Bayramı demeye devam edeceğim…

BAYRAMLAR HOŞGÖRÜ GÜNLERİNİN YAŞANDIĞI GÜNLERDİR

Bayramların en etkin özelliği dargınlıkların ve özlemlerin giderildiği günleri yaşatmasıdır. Kırgın, dargın olanlar, görüşemeyenler bayramlar vesilesi ile bir araya gelir görüşür ve özlem giderirler. Dargınlar barışır, yeni yeni dostluklar filizlenir. 

Bayramlar çocukların en mutlu edildikleri, en çok mutlu oldukları günlerdir.

Güney bölgemizde Amerika Birleşik Devletleri-İsrail ortaklığıyla yaklaşık onyedi-onsekiz gündür İran arasında süregelen, füzeler ve birçok yıkıcı silahın kullanıldığ kıyasıya savaş, Ramazan ayının kendini unutturmayan çok önemli hareketliliklerinden. Ve nereye varacağı pek de belli değil. Bölgeyi çok etkilediği, belirli bir süre daha da etkileyecek gibi görünüyor.

Her ne olursa olsun güneyimizdeki İran bögesinde daha doğrusu körfezde kıyasya bir savaş var ve bölgemizi de oldukça etkiliyor.

Ramazan Bayramı ve iki ay on gün sonraki mübarek Kurban Bayramı olan dini bayramlarımız yaşayabileceğimiz en güzel günlerin en coşkulu tesellilerindendir. 

Bayram coşkuları tamamen olmasa da, kısmen savaşın etkisinde olacağımızı asla unutmadan, yaşamdaki zorlukların çok önemli bir bölümünün savaşın etkisinin varlığını ve gerçekliğini asla yok sayamayız. 

Mübarek Ramazan Bayramı’ndan beklentilerimiz diğerlerinden daha fazladır. Yaşama hayalini kurduğumuz bayram çoşkusunun getireceklerinden beklentilerimizden vazgeçmeyelim... Yaşananlardan, yaşatılanlardan “iyice bunalan”, güvenlik konusunda endişeleri olan bir toplumun, “bayram gelmiş neyine” demeyecekleri bir bayram kutlaması, coşkusunu yaşayabilmelerini diliyorum. 

Ekonomik zorlukların yaşandığı, dargelirlinin geçim sıkıntısıyla boğuştuğu, peşisıra ve gelecek zamlara nasıl göğüs gerebileceğinin kaygısını yaşadığı ve en önemlisi savaş korkusunun  olmayacağı, insanımızın kendisini her an güvende hissedebildiği bir ortamda bayram coşkusunu hayal edebilmek varken, yaşadıklarımızın yarattığı, yoğunlaştığı böylesi bir ortamda insanın içinden doyasıya bayram keyfini sürdürebilmek, bayram coşkusunu doyasıya yaşayabilmek de gelmiyor ama, her şeye rağmen çok az zaman yaşayabileceğimiz hoşgörü ve mutluluk ortamının buruk da olsa keyfine varabilmek istiyoruz bu bayramda da. Böylesi bir ortamda yine de bayram çoşkusuyla yaralarımızı sarmak tek tesellimiz şimdilik galiba.

 Bir arkadaşımdan gelen bayram mesajını buraya aktarmak istedim;      

Mavi enginlerdeki yakamozların coşkusunda geleceğe umutla bakarak ufuktaki bayramların daha sevecen daha geçmişi özletmeyen boyutta geçip geçemeyeceğini düşledim...

Bu Bayramlarımız!.. Geçmişten geleceğe... İnsanın kendi kendisiyle seviştiği ruhların zenginliğindeki cümbüş. Çünkü seyreden biz, seyredilen de biz değil miyiz!

Dante'nin yaşam tiyatrosunun sahnesindeki oyuncular gibi ya da istiridyenin içinden süzülüveren incinin sevgi huzmelerinde dostlarımızın ruhuna yansıyan yüreğimizin içinde bulunduğu bir cam fanus.

Öyle bir çember ki sevinçleri ve üzüntüleri ile çevirdiğimiz ne başı belli, ne de sonu.

Bilen varsa söylesin; nereden geldik nice bayramlarla. Nereye gidiyoruz nice bayramlarda.

Aydınlık Türkiyem’in aydınlık insanı dostlarım. Sevgi imbatı ruhunuzun yelkeninden hiç eksilmesin. Gülen yüzleriniz hiç solmasın!”

Ne güzel temenniler ve herşeye rağmen insanın içini ısıtan bir bayram mesajı...

Doğru söze ne denir... Dilerim en kötü bayramımız bu olur ve bir daha böylesine bir ortamı paylaşmak, korkuların kader, yaşananların olağan hale dönüştüğü, günlük olağan haberler olarak alnımıza yazıldığı bir Türkiye’de yaşamak zorunda kalmayız...

Yüzünüzden gülücüklerin eksik olmadığı, terörsüz, şehitlerimize ağıt yakmadığımız, doğal afetlerden, savaşlardan uzak, eğer mümkün olursa, sağlıklı, mutlu bir bayram, nice bayramlar dileklerimle... 

Çoluk, çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek, coşkuyla hep birlikte kutlayabileceğimiz 

Mübarek Ramazan Bayramı’nız kutlu olsun...

 

 

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...