Matem ve bayram arasında: Mazlumun sesi Türkiye
Bayramın tüm İslam alemine huzur, barış ve mutluluk getirmesini canıgönülden temenni ediyorum. Ancak ne yazık ki bu bayramı, adı henüz konmamış yeni bir ‘Dünya Savaşı’nın ağır gölgesinde, hüzünle karşılıyoruz.
Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa işgal altında; bırakın ibadeti, namaz kılınması bile yasaklanmış durumda. Filistin, Siyonist kuşatmanın pençesinde açlık ve susuzlukla imtihan ediliyor. Bölgedeki ateş her geçen gün yayılıyor; Siyonist akıl Amerika ile el ele İran’la bir savaşın eşiğinde. Gündem İran’a odaklanmışken, İsrail’in Lübnan’da başlattığı kara harekâtı ve işgal girişimi sürüyor. Suriye ise adeta İsrail’in keyfi saldırılarının hedef tahtası haline gelmiş vaziyette.
Sadece bölgemizde değil, dünyanın dört bir yanında barut kokusu var. Pakistan ile Hindistan, Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmalar; Sudan’daki iç savaş ve komşularımız Irak ile Suriye’deki bitmek bilmeyen istikrarsızlık... Mısır ve Libya hala sorunlarla boğuşurken, İran’ın Azerbaycan, Suudi Arabistan ve BAE’deki Amerikan üslerine yönelik hamleleri gerilimi tırmandırıyor. Diplomasi rafa kalkmış, ittifaklar birbirine karışmış durumda. "Dostumun dostu düşman, düşmanımın düşmanı yine düşman" olmuş; bu coğrafyada bildiğimiz hesap tutmuyor artık.
Muhammet Hoca’nın o dokunaklı ifadesiyle; bu bayram da bazı evlerde namazdan dönecek babalar, bazı mutfaklarda kahvaltı hazırlayacak anneler, kapı eşiğinde el öpecek çocuklar yok. 6 Şubat depreminde bu tarifsiz acının bir benzerini biz de yaşadık; bu yüzden mazlumların halini en iyi biz anlıyoruz. Biliyoruz ki savaşların tek kazananı silah tüccarları, kaybedeni ise her daim dünya mazlumları.
ÇEMBER DARALIYOR: CAYDIRICI GÜÇ OLMAK ÖNEMLİ
Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, bugün dünyanın hemen her ülkesiyle konuşabilen, diplomasi kanallarını sonuna kadar açık tutan nadir ülkelerden biri. Kirli planları önceden sezen, tedbir alan ve caydırıcılığını hem masada hem de sahada gösteren bir iradeye sahibiz. Eğer bugün bu ateş çemberinin ortasında bayramı huzurla geçirebiliyorsak, savunma sanayine yapılan o devasa yatırımların kıymetini bir kez daha idrak etmemiz gerekir.
ENERJİ KRİZİ VE STRATEJİK HAMLELER
Dünya bugün Hürmüz Boğazı’nın kapatılma riskiyle birlikte ciddi bir enerji kriziyle karşı karşıya. Öyle ki, Amerika bile Rusya’ya hatta İran'a uyguladığı ambargoyu esnetmek zorunda kaldı. Bu küresel fırtınanın bizi etkilememesi imkânsız. Ancak son yıllarda hayata geçirilen güneş ve rüzgâr enerjisi yatırımları, doğal gaz ve petrol keşifleri, depolama alanları ve nihayetinde Akkuyu Nükleer Güç Santrali gibi stratejik adımlar, bu krizlerden en az hasarla çıkmamız için hayati önem taşıyor. Devletin, halkını korumak adına ÖTV gibi gelirlerinden vazgeçerek maliyeti göğüslemesi de bu sürecin ne kadar hassasiyetle yönetildiğinin bir göstergesi.
SİYASİ FERASET VE İÇ CEPHE
Dünya bu denli büyük bir kaosa sürüklenmeden önce, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla atılan o tarihi adımın ve yeni sürecin önemi bugün çok daha iyi anlaşılıyor. Terör örgütüne silah bıraktırma iradesi, bölgedeki yapıların dış güçlerin maşası olmasının önüne set çekti. Hem içeride hem dışarıda oluşabilecek kangrenleşmiş sorunlar, henüz büyümeden çözülmeye çalışılıyor.
Eğer bu bayramı sıcak yuvalarımızda yavrularımızla huzurla kutlayabiliyorsak; bunun arkasında diplomasiyi zekice kullanan, güçlünün değil haklının yanında duran ve gerektiğinde sahada gereğini yapan bir ‘lider vizyonu’ olduğunu unutmamalıyız. Dün ‘hayal’ gibi görünen hedeflerin bugün birer birer gerçekleştiğini görmek, gençlerimize imkân ve güven verildiğinde neleri başarabileceklerini de tüm açıklığıyla ortaya koyuyor.
Huzurumuz daim, bayramımız mübarek olsun.