Hükümete güven…

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Dünya, Trump ve Netanyahu kıskacında şekillenen kirli oyunlar, bitmek bilmeyen savaşlar ve derinleşen ekonomik krizlerle boğuşurken; Türkiye’de dikkat çekici bir toplumsal refleks öne çıkıyor:

Hükümete yönelik sarsılmaz bir güven duygusu.

 

Her kesimden vatandaşın, böylesine zorlu dönemlerde devletin tüm imkanlarını seferber edeceğine ve gerekli tedbirleri süratle alacağına dair inancı tam. Bu durum, kuşkusuz hatasız bir yönetim iddiası taşımıyor; ancak olası bir hata payında dahi niyetin ‘ülke menfaati’ olduğu bilinci toplumun geneline sirayet etmiş durumda.

 

Peki, hafızalara kazınan o meşhur ‘teğet geçecek’ söylemiyle sembolleşen bu güven iklimi nasıl inşa edildi?

 

Geriye dönüp baktığımızda karşımızda kronolojik bir başarı hikayesi çıkıyor.

 

2008: KÜRESEL FİNANS KRİZİ VE "TEĞET" HAMLESİ

 

Şer odaklarının içeride AK Parti’ye kapatma davası açtığı, dışarıda ise ABD merkezli mortgage krizinin dünyayı kavurduğu bir yıldı. Herkes krizin Türkiye’yi ağır vuracağını savunurken, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan o tarihi çıkışı yaptı:

"Bu kriz bizi teğet geçecek."

 

Ardından gelen "Alın verin, ekonomiye can verin" kampanyasıyla Türkiye, alışılagelmişin dışında bir direnç göstererek süreci en az hasarla atlatan ülkelerden biri oldu.

 

2010 - 2014: AVRUPA VE PETROL KRİZLERİ

 

2010’da Avrupa’yı sarsan borç krizi ihracatımızı tehdit ettiğinde, hükümet rotayı Orta Doğu ve Afrika gibi bakir pazarlara kırdı. Gidilmeyen ülkelere gidilerek kriz bir fırsata dönüştürüldü.

 

2014’te ise ABD’nin yeni teknolojilerle petrol arzını artırması enerji maliyetlerini düşürdü. Hükümet bu süreci stratejik bir avantaja çevirerek cari açığı azaltmayı başardı.

 

2020: PANDEMİ SINAVI

 

COVID-19 pandemisi kapıyı çalmakla kalmadı, adeta kırıp geçti. Turizm ve işletmeler durma noktasına geldiğinde devlet yine sahadaydı. Çalışanların maaş desteğinden düşük maliyetli kredilere kadar devasa bir kalkan oluşturuldu. Batı dünyasında yaşlılar huzurevlerinde ölüme terk edilirken, Türkiye’de emeklilerin maaşları ve maskeleri evlerine kadar ulaştırıldı. ‘Gereksiz’ denilerek eleştirilen Şehir Hastaneleri bu sürecin can simidi oldu; 45 günde inşa edilen devasa hastaneler ve ücretsiz sunulan yerli aşı ve diğer çalışmalar, sosyal devlet anlayışının zirvesiydi.

 

2022: RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI

 

Batı’nın vaatleriyle NATO kıskacına alınan Ukrayna’da patlak veren savaş, enerji ve gıda fiyatlarını küresel ölçekte zirveye taşıdı. Türkiye ise bu krizde hem bir arabulucu olarak masada yer aldı hem de içeride fırıncılara özel un indirimleri ve konutlardaki doğalgaz sübvansiyonlarıyla halkını koruma altına aldı. Kurulan dengeli ilişkiler, ithalat ve ihracatın kesintisiz devamını sağladı.

 

2026: ABD-İSRAİL-İRAN PETROL KRİZİ

 

Bugüne geldiğimizde, 39 trilyon dolara ulaşan borç yükü altındaki ABD’nin faiz sarmalından kurtulmak için dünyayı ateşe atışına şahitlik ettik, ediyoruz. Trump’ın gümrük vergilerini silah olarak kullanması ve diplomasinin rafa kalkmasıyla bölge yeniden karıştı. Venezuela’ya yapılan baskınlar ve İran ile başlatılan kontrolsüz gerilim, petrol fiyatlarını 120 doların üzerine taşıdı. Dünya yine belirsiz bir karanlığın içinde.

 

"REİS BUNU DA HALLEDER"

 

Gelin görün ki, Türkiye’de hava farklı. İnsanlar, akaryakıt zamlarının halka yansımasını minimuma indiren ‘eşel mobil’ sisteminin, aktif savunma hatlarımızın ve yerli mühimmatlarımızın farkında. Uçaklarımız Kıbrıs’ta teyakkuzda, diplomasi masasında ise adı güven veren ender ülkelerden biriyiz. Etrafımızda füzeler dolaşırken dahi halkta en ufak bir tereddüt olmamasının sebebi hiç şüphe yok ki, geçmiş tecrübelerimiz.

 

Bugün dillerde pelesenk olan o cümle, aslında toplumun ortak hafızasının bir özeti: "Reis bunu da halleder."

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...