3D + DD = ?
Galatasaray Spor Kulübünü rakiplerinden ayrıştıran, farklı kılan en önemli faktör üyelik yapısıdır. Hali hazırda 1905 yılından itibaren geçen 121 yıllık sürede, Galatasaray’a, kulübün kurucusu 1 numaralı üye Ali Sami Yen dahil 20.588 kişi üye olmuştur. Bu da yılda ortalama 170 kişinin Galatasaray’a üye olarak kabul edildiği anlamına gelir. Galatasaray Kulüp sicilinde kayıtlı 20.588 üyenin bugün 11.832’si aktif üyedir ve bunların da 5.101’i divan kurulu üyeliğine hak kazanmıştır. İki yılda bir yapılan seçimlerde bu üyelerin yaklaşık yüzde 40’ı sandığa gidip oyunu kullanmakta ve demokratik meşruiyete katkı sağlamaktadır.
Türkiye’nin en büyük taraftar kitlesine sahip olan Galatasaray Spor Kulübü’nün yönetimlerini belirleyen, kulüp vizyonuna ve politikalarına yön veren üye sayısı ezeli rakiplerinin çok altındadır. Galatasaray’ın bu muhafazakar üye kabul yapısı, kulüp tüzüğünün her yıl kulübe üye kaydını bir önceki yılın kaydı açık üye sayısının yüzde 3’ü (her halükarda en fazla 400 kişi) ile sınırlamasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle 2026 yılında Galatasaray’a en fazla 355 üye kabul edilebilir. Bu sınırlama, Galatasaray’da Genel Kurulu oluşturan üyelerin büyük çoğunluğunun birbirlerini yakından tanımasına, yönetimleri denetleyebilmesine neden olan belirgin bir özellik olarak öne çıkmaktadır. Son yıllarda üye sayılarını kontrolsüz arttıran bazı kulüplerin, seçimlerini stadlarda, büyük spor salonlarında yapar hale gelmesinin ne gibi sorunlara, savrulmalara yol açtığını görüyoruz. Öyle ki; bu kulüplerde işbaşına gelen yönetimler keyfe keder davranıp başarısız olsalar da, üye sayısındaki kantitatif büyüklük nedeniyle ortaya çıkan iletişim zayıflığı, üyeleri koordinasyon ve birlikte hareket etme imkanından yoksun bırakmaktadır. Bu yapısal sıkıntılar, bahse konu kulüplerin bir anlamda gerçek sahibi üyelerinin yaşanan sorunlara ancak iş işten geçtikten sonra ve fakat alternatif oluşumlara zaman dahi bırakmadan aşırı tepkiler göstermesine yol açmaktadır... Galatasaray’ın diğer kulüplerin ‘sahiplik esasına’ dayanan yönetsel anlayışlarının aksine ‘üyelik sorumluluğuna’ ve buna bağlı ‘sahip çıkma’ refleksine uygun denetim mekanizmalarını önceleyen yapısı kimi zaman iş başındaki yönetimleri bunaltsa da gelinen noktada başarıyı sağlayan en büyük değişkenin bu anlayış/yaklaşım farklılığı kaynaklı olduğunu söyleyebiliriz.
DAYANIŞMA DENETİM DİSİPLİN
Bugün Galatasaray’da işbaşında olan Dursun Özbek, ilk seçim dönemi kampanyasında kulüp üyelerine 3-D olarak betimlenen Dayanışma, Denetim ve Disiplin vaadi ile iş başına gelmişti. ‘Dayanışma’ bugün ‘Sevgi İklimi’ ne, ‘Denetim’ hesap verilebilir, şeffaf yönetim anlayışına, ‘Disiplin’ ise mali olarak bütçe sınırları içinde hareket etmeye karşılık gelen hususlar olarak halen geçerliğini korumaktadır. Bu eski fakat her zaman geçerli kriterlere-vaatlere uyulduğu zaman Galatasaray’ın ‘Dünya Devi’ olma hedefini de simgeleyen ‘DD’leri de ‘3D’nin yanına eklemesi uzak bir ihtimal değildir.
Geçtiğimiz Salı günü okuduğunuz ‘Bill Gates’in sinyalci damadı’ başlıklı yazıma, Galatasaray camiasından çok olumlu tepkiler geldi. Anladığım kadarıyla, Galatasaraylılar kulübün geldiği sportif ve mali büyüklükten memnun olmakla birlikte bir yandan da süreklilik-sürdürülebilirlik endişesi yaşıyorlar. Bugünün kırılgan dünya ve ülke ekonomik gerçekliğinde, yukarı doğru ivmelenen Galatasaray mali yapısının bugünkü seviyesinde veya maksimum 500 milyon Euro civarında bir düzlemde sağlam bir zemine oturmasını ve bu noktanın makro koşullar daha öngörülebilir olduğunda yeniden yukarı doğru hamle yapacak şekilde planlanmasını arzuluyorlar. Yani kısaca, kaynakların rasyonel kullanılmasını, futbolda sahadaki başarı ile orantılı kadro yatırımlarının giden-gelen oyuncuların özelinde mali-bütçe dengeleri gözetilerek yapılmasını ve en önemlisi yönetim kadrolarının yanı sıra idari profesyonel çalışanların da hatır gönül ilişkisi bağlamından öte liyakate göre belirlenmesini arzu ediyorlar.
‘DREAM TEAM’
Bugün işbaşında olan yönetim içerisindeki kimi isimlerin geçtiğimiz Ramazan ayında GSYİAD tarafından düzenlenen iftarda, protokol masasında oturmak için yaptığı kaprisler sebebiyle ülkenin en büyük yuvarlak masasının bir geceliğine kiralanmak zorunda kalındığını duyuyoruz. Oysa, aynı yönetimde yer alan arkadaşların birçoğu, sahada sakatlanıp parmağı kopma noktasına geldiği için Liverpool’daki hastanede gecelemek zorunda kalan Noah Lang’ın yanında refakatçı olmaya yanaşmadıklarını da biliyoruz... Fotoğraf karelerinde, medyada yer almak için verdikleri çabanın yarısını iş yapmakta göstermeyen bu gibi yönetici arkadaşların önümüzdeki yoğun ve zorlu dönemde Galatasaray’da koltuk işgal etmelerine gerek olmadığına dikkat çekiyoruz. Elbette burada en büyük sorumluluk, önünde böylesi emsalsiz bir fırsat olan Dursun Özbek’e düşüyor. Bakalım, Başkan 30 gün sonra yapacağı listede, gelecek dönemin yönetici kriterlerini yine ‘düşük profilli’ kişilerden yana mı kullanacak, yoksa hepimizi yanıltıp ‘Dream Team’mi kuracak? Bir bakıma ‘bu manadaki’ tercihler ‘3D + DD = ?’nin cevabı olacaktır.