Derin dondurucuda kalan bayramlar

YAYINLAMA:

Bayram sevincini yaşadığımız şu günlerde maalesef manevi değerine ve aile bağlarının korunmasına yönelik çokta öncelik vermediğimizi görüyorum. Buna örnek vermek gerekirse en başta özellikle dijitalleşmenin ve sosyal medya kullanımının artmasıyla birlikte geleneksel bayram kültürünün zarar gördüğünü ve eski Bayramların ruhunu dijital mesajların yok ettiğini görüyoruz. Hatta nerede o eski Bayramlar cümlesini birçoğumuz büyüklerimizden duyuyoruzdur. Bu cümle aslında bu değişimin en net özeti haline geldi.

Bayram gelir konu komşu, akrabalarla bayramlaşmamak ve misafir ağırlamamak için tatile kaçarız, her ne kadar yıl içinde bu kadar izin alamıyoruz, bu yıl başka iznim yok gibi sebepler sunsak da gerçekler istisna elbette olabilir çoğunluğunun ilk saydığım sebepler olduğunu düşünüyorum. Bir de Kurban keseriz etin çoğunu dağıtmak ve ikram etmek yerine derin dondurucuya stok yaparız. Toplu SMS ile Bayram kutladığımızı sanırız oysa kendimizi kandırırız. Kapımıza gelen çocuklara 10 lira vermekten kaçınırız. Oysa o çocuklar sadece çikolata şeker değil, para da bekliyor. İşte bu, Bayramın manevi havasını bizden uzaklaştıran bazı sebeplerin başına geliyor. Oysa Bayramları kıymetli yapan şey; uzun zamandır göremediğimiz akrabalarımızla aynı sofraya oturmak, büyüklerimizin elini öpmek, çocukların kapı kapı dolaşan çocuklara şeker ve para vermek, hasret gidermek ve anılar biriktirmektir. Bayram; samimiyettir, gönül almaktır, bir araya gelmektir.

Fakat son yıllarda teknolojinin yanlış kullanımı sağlıklı iletişimin önüne geçmeye başladı. Artık birçok insan bayram ziyaretini bir kenara bırakıp tek tuşla yüzlerce kişiye aynı mesajı göndermeyi yeterli görüyor. Üstelik Google’dan alınmış sıradan bir görselin üzerine yazılmış kopya mesajlarla…

Bir iletişimci olarak açıkça söylüyorum: Toplu SMS ile bayramlaşma olmaz. Çünkü insan ilişkileri “kopyala-yapıştır” mantığıyla yürütülemez. Bir insana aynı mesajı onlarca kişiyle birlikte göndermek aslında farkında olmadan şu mesajı verir: “Sen benim için özel değilsin, sadece rehberimde kayıtlı herhangi birisin.”

Ben şahsım adına hiçbir toplu mesaja dönüş yapmıyor, hatta çoğunu okumuyorum. Çünkü bayram mesajının amacı görünmek değil, değer vermektir. Eğer gerçekten arama imkanınız yoksa bile kişiye özel birkaç samimi cümle kurun. İnsanlar hazır mesaj değil, kendisini değerli hissettiren sözler görmek ister.

Daha üzücü olan ise çocuklarımızın artık bu iletişim biçimini normal görmeye başlamasıdır. Mesajla bayramlaşan bir nesil, yarın ziyaret etmeyi de gereksiz görecektir. Anne ve babalara özellikle sesleniyorum: Lütfen çocuklarınıza bayramların gerçek anlamını öğretin. Büyük ziyaret etmeyi, aynı sofrada oturmayı, gönül almayı ve hal hatır sormayı unutturmayın.

Bayram kültürümüzde kaybetmeye başladığımız bir başka önemli değer ise paylaşma ruhudur. Eskiden kurban kesildiğinde ilk düşünülen şey “Kime et götürelim?” olurdu. Mahallede durumu iyi olmayan aileler gözetilir, komşunun kapısı çalınır, çocuklar poşetlerle et dağıtırdı. Çünkü kurban sadece kesmek değil; paylaşmak, hatırlamak ve kardeşlik duygusunu yaşatmaktı. Oysa paylaşmak bir eksiklik değil, bizim medeniyetimizin en güçlü tarafıdır. Bir kap etin içine sadece yemek değil; muhabbet, samimiyet ve bereket de konur. Bayramın ruhu biraz da o kapının çalınmasında gizlidir.

Bizler Anadolu’nun güçlü aile kültürüyle büyümüş bir milletiz. Bayramlar; akrabalık bağlarının kuvvetlendiği, küslüklerin sona erdiği, sofraların birleştiği özel günlerdir. Bu yüzden bayramları yalnızca tatil olarak görmek büyük bir kayıptır.

Son olarak şunu da söylemek gerekiyor: Herkesin belediye başkanı ya da vakıf başkanı gibi toplu mesaj atmasına gerek yok. Samimiyeti kaybetmeyelim. Çünkü bayramı değerli yapan şey gösteriş değil, içtenliktir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...