Bombalanan masumiyetimiz

YAYINLAMA:

Epstein dosyası ile daha da iyi anladık ki, bu kötülük çetesi için tek hedef masumiyet. Neslinizi koruyun der İslam. Her türlü ifsad edici unsurlardan neslinizi muhafaza ediniz. Zira insanlık ailesinin geleceği kötü, pis, ahlaksız her türlük akım, anlayış, düşünüş ne varsa aklınıza gelebilecek hepsinden korumamızı ister. Çünkü beşer olarak dünyaya doğan varlığımızın insanlık makamında noktalanmasını ister. Kim ister elbette yaratıcı ister. Biz de bu yaratılışın büyük ve en önemli parçası olarak dünyaya geliş nedenimizin amacına uyarak bu buyruğu yerine getirmekle mükellefiz.

İnsanı Kâmil ol

Olgunlaşmaya giden yolda izlenmesi gereken yollar apaçık ortadadır. İslam üzere doğan her insan için Kuran ve sünnet esastır. Bu iki temel kaynak ana kaynağımızdır. Bunun ötesi yoktur. Her şeyde bu kaynakları ölçü alırız. Elbette hocalar ya da mürşidler veya adına örnek insan diyebileceğimiz kişiler vardır. Ancak hiçbiri Kuran’ın ve sünnetin yerine geçemezler. İnsan ne olmak ister sorusu benim için baş sorudur. İnsan bu dünyaya ne olmak için gelmiştir? Hayvan mesabesinde kalmak için mi? Yoksa daha yükseğe çıkarak Allah’ın halife dediği bütün yaratılmışlara halife kılınan insanlık makamı için midir bu geliş?

Nesiller kayıyor

İletişim unsurları öyle baş döndürücü bir hızla çoğaldı ki bilhassa çocuklarımızı ve gençlerimizi korumakta geç kaldık. Açık söyleyeyim koruyamadık. Çünkü biz de bilmiyorduk. Bize de bu interneti masum bir haber alma aracı gibi gösterip sinsice içeri sızdılar. Uyandığımızda nesiller çoktan ele geçirilmişti bile. Kendimiz de dahil. Bizler de ele geçirildik. Bugün her türlü düşünce meşru gösteriliyor. Kendi çocuğunu ikna edemiyorsun. Öyle bir ders almışlar ki internet hocasından sen bilmiyorsun hep o biliyor. Her zaman yapılacak bir şey vardır. Umutluyuz. En azından sevgi dolu bir kalp yetiştirin. Başkasına zarar vermemesi gerektiğini tabi yanında da kendisini koruması gerektiğini de öğretin. Nesillerimizi tekrar kazanmalıyız. Ne olursa olsun bu sosyal medya yasağı çok acil yürürlüğe girmeli. Bundan zehirlenenleri de bir şekilde rehabilite etmeliyiz.

Masumiyet aşağılandı

Masumiyet her şekilde aşağılandı. Medya baş aktör olarak her yere modası, müziği, filmleri ve dizileri ile genç dimağları iğdiş etti. Şiddet meşrulaştırıldı. Şu an bir sarmalın içindeyiz. Önce gençlik suç işlemeye elverişli hale getirildi sonra da düğmeye basıldı. Aileler de bilinçsizce davrandı. Odasında olması içeride kalması çok işine geldi anne babaların. Ama şu an o çocuklar şiddet sarmalının içinde kendine bir kimlik inşaa etme dürtüsüyle masumlara saldırıyor. Her bakımdan kendimize dönmeliyiz. Yapılacak çok i var. Gıdadan, eğitime, teknolojiden sağlığa kadar kendi kaynaklarımızı ahlaklı bir şekilde üreten insanlara ihtiyacımız var. Masumiyetimiz her şekilde hedef halinde. Eskiden dedeler, nineler bile masumken şimdi onlar bile korkunç palyaço gibiler. Gençleri istemiyorlar, çocuk sesine tahammül edemiyorlar tek dertleri alacakları emekli maaşları ve zamlar. Kanaat etmek, komşuluk yapmaktan dem vurup nostalji yapan büyüklerimiz yeri geliyor masumiyetin simgesi olan çocuklarımızı hor ve hakir görüyorlar. Baştan aşağıya yenilenme sürecine girmemiz gerekiyor. Herkes üzerine düşeni layıkıyla yapsın lütfen. Bu iş polis zoruyla da olacak değil ama toparlanamazsak Allah öyle bir musibet verir ki onun da adı savaş olur. Belki o zaman akıllanırız. Masumiyetimize dönelim vesselam.

16 Satır

Yakında yanınızda olacağım

Başı sonu yalnızlık. Arada kalanlar avunmalık anılar. Kimse hazırla kendini sona doğru yaklaşıyoruz demedi. Bir an kendimi bir sonun başında buldum. Kim ne diyecekti ki? Bu hikâye bana aitti. Sadece bana ait parmak izim gibi. Benzersiz ve tartışmasız bana özgün yazılmış bir senaryo. Haliyle mızıkçılık yapıp oyundan çıkmak olmazdı. Paşa paşa oynadım oyunumu zevkle ve keyifle ama sonunu hesap edemedim. En sevdiğiniz anlar hemen biter ya, işte öyle oldu. Öyle güzel yaşamışım ki farkına vardığımda sonuna yaklaştığımı kabullenemedim. Oysa oyuncular da bir bir gidiyorlardı. Gözümü açtığımda yapayalnızdım bu sahnenin ortasında. Bugün dönüp filmi sardığımda nasıl da bir rüyanın içerisindeymiş hiç anlamamışım. Uyanmak dünya rüyasından böyle bir şey olmalı. Her şey yabancı şimdi. En iyi bildiğim sokaklar, defalarca geçtiğim yollar silüet gibi sadece iki boyutlu bir aidiyet hissettiğim. Oysa çok derinmiş gibiydi. Oraya ait oranın parçası olmak gibiydi. Öyle sanmışım. Dünyadan uyandım. Kısa bir ara, yakında aranızda olacağım.

 

Artı Eksi

Artı

Türk Bayrağı aşkımız

Erzurum’da bir benzin istasyonunda çalışan genç karşı kaldırımda duran Türk bayrağının direğe dolandığını görüyor. Ne yapıyor dersiniz? Direğe çıkıyor dolanan bayrağı düzeltiyor. Yapılan röportajda genç; “bayrak onurumuzdur her şeye değer” diyor. Düşünün böyle bir milletiz. Bayrağa gösterilen saygının sevginin bir başka eşi benzeri başka bir millette asla bulamazsınız. Bunu dünya da bilir ve bizim neler yapabileceğimizi tahmin bile edemezler.

Eksi

Bankanın oyunu

“156 yıllık bankayız” sloganı atan eski bir kurumumuz güvenirsiniz ancak hepsi bir sisteme bağlı. Canımı geçen hafta sıkan olayı fark ettiğimde çok geç kalmıştım. Şubat ayından beri bana emekli kartı olarak verilen kartımın kredi kartı bölümü açılmış ve ben iki aydır kredili alışveriş yaptığımı nakit parada azalma olmayınca fark ettim. Nasıl oluyor da açılıveriyor diye sorabilirsiniz. Evet bende sordum. Alışverişlerimde artış tespit edilince bankamız yardımcı olalım kredi kartı bölümünü açalım demişler. Güya bana da bunu sms, eposta ile bildirmişler. Ben her temassız alışveriş yaptığımda kredi kartından kesmiş. Yani anlayacağınız eskiden kredi kartı vermek için kefil arayan burnundan kıl aldırmayan bankalar artık sizin onayınız olmadan çaktırmadan bir mesaj göndererek kredi kartınızı haber vermiş gibi yaparak işleme sokuyor. Sonuç borç yapılandırıldı ve banka promosyonumu da moralimi düzelteyim diye erkenden verip üstüne bir bardak su içtim. Tüketici mahkemesine başvuracağım. Bir sonuç çıkar mı? Çıkmaz mı bilemem ancak adım atmak da bir ahlak arayışıdır.

Dış Dünyadan

Sudan Adre kampında açlık sınırı

Adré Çad mülteci kampı, Doğu Afrika’da Adré şehri yakınlarında, Çad ile Sudan sınırına çok yakın bir bölgede kurulmuş büyük bir mülteci yerleşimdir. Bu kamp, Sudan İç Savaşı nedeniyle Sudan’dan kaçan siviller için oluşturuldu. 2023’te başlayan çatışmalar (ordu ile paramiliter güçler arasında) yüz binlerce insanı yerinden etti. Çoğunluğu Sudanlı siviller, kadınlar ve çocuklar büyük bir oranı oluşturuyor, savaş, açlık ve şiddetten kaçan insanlar bu kampta yaşam mücadelesi veriyorlar.

Başta Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği olmak üzere uluslararası yardım kuruluşları bu bölgede faaliyet gösteriyor. Ancak son raporda eğer planlanan 428 milyon dolarlık finansman bu bölgeye ulaşmazsa ciddi bir tehditle insanlar baş başa kalacaklar. Avrupa Birliği ülkeleri son dönemde harcamalarını savunma yatırımlarına kaydırdıkları görülüyor. Bu da yakın zaman da bu finansmanın gelmeyeceğini gösteriyor. Öyle bir durumda Sudanlılar bu kampta can güvenleri olsa bile açlık ve açlığın getirdiği sonuçlarla baş başa kalacaklar. Bölge BM koruması altında ancak özellikle Türk STK’ların yoğun yardımları var.

Kamplarda yaşayan insanlar genelde günlerini temel ihtiyaçları karşılamakla geçiriyor: Saatler süren su kuyruğu, dağıtım günlerinde gıda sırası, güneşten korunmak için çadır içinde bekleme, Çadırlar çoğu zaman branda veya basit malzemelerden yapıldığı için aşırı sıcakta yaşamak çok zor oluyor.

En büyük sıkıntılardan biri temiz suya erişim sınırı. Bundan dolayı hastalık riski çok yüksek. Yardımlar çoğu zaman yeterli değil. Özellikle çocuklarda yetersiz beslenme yaygın. Sağlık koşulları çok kötü. Sahra hastaneleri var ama yetersiz. En sık görülen sorunlar: İshal ve su kaynaklı hastalıklar, sıtma, solunum yolu enfeksiyonları. En kırılgan nüfus olan çocukların durumu ise eğitim kesintiye uğradığından gelecekleri belirsiz. İç çatışmaya şahit olanlarından travma belirtisi çok sayıda çocuk var. Oyun alanı ve güvenli ortam eksik. Bazı kuruluşlar geçici okullar kurmaya çalışıyor ama yeterli değil. İnsanlar savaş travmasıyla geliyor buraya. Ailelerini kaybedenler var. Kadınlar için güvenlik riskleri bulunabiliyor. Bu yüzden psikolojik destek çok önemli ama sınırlı.

Adré bölgesi, Sudan İç Savaşı nedeniyle oluşan büyük insani krizin ön cephesi gibi. Çad zaten ekonomik olarak zayıf bir ülke olduğu için bu kadar büyük bir mülteci akınını kaldırmakta zorlanıyor. 150.000 – 250.000 arasında mülteci bulunduğu tahmin ediliyor. Bazı dönemlerde bu sayı ani geçişlerle daha da artabiliyor. Çad Adre kampında 44 bin refakatsiz ve ailesinden ayrı düşmüş çocuk tespit edildi.  

(Fotoğraf: Nuri Çelik)

Periskop

Go Home Yankee demeye çalışmış

Bu olayı da sadece hükümete muhalif medya görmüş. Diğerlerine baktım da bir şey göremedim.

2.600 DOLAR NAKİT VE BİR UÇAK BİLETİ: “EVİNE DÖN!” ABD İç Güvenlik Bakanlığı, düzensiz göçmenler için bir “Gönüllü Dönüş” kampanyası başlatmış. Ancak Türkiye için hazırlanan görselde seçilen dil diğerleri için hazırlananla kıyaslandığında manidar: “Evine dön!” diyor bu medya kuruluşu. Haberi kaynağından vermek isterdim ancak söz konusu sitede bu afiş ve haber kaldırılmış olmalı ki bulamadım. Şöyle devam ediyor ilgili Türk medya kuruluşu; “Kanada-Avustralya vatandaşlarına “Ücretsiz Uçuş” vaadi ödül gibi sunulmuş. Onların afişleri free yani ücretsiz uçun derken Türk vatandaşları için evine geri dön gibi yakışıksız bir ifade kullanılmış. Ayrıca, gönüllü olarak ülkeden ayrılanlara ücretsiz uçak bileti ve 2.600 dolar ödeme yapılabileceği bilgisi de paylaşılmış.” Gerçi haberleştiren medya kuruluşun (tamamen muhalif ve İslam düşmanı) nedense afişte camii silüetinin kullanılmasını olumsuz bulmuş. ABD bunu kötü niyetle yapmış olsa da kötü bir imaj değil bizim açımızdan. Ne yapmaya çalışıyorsa kendi de bilmiyor bence. ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın “Go Home to Turkey” paylaşımını yine aynı medya kurumu Türkiye’ye karşı bir diplomatik saldırıdır demiş. Paylaşımın, ABD’de yasal statüsü bulunmayan göçmenlere yönelik olduğu belirtilirken, Türkiye’ye özel hazırlanan bu görsel dikkat çekse de ben ilgili siteye girip baktığımda bu görseli bulamadım. Demek ki diplomatlarımız çalışıyor ve itibarımızı zedeleyecek bu tür işlere prim vermiyor ki diğer medya kurumları da bu haberi söz konusu etmeye değer bulmamış. Ama ben olayı farkındaysanız farklı bir perspektiften incelediğim için haberleştirmeye değer buldum.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...