İki kapıdan geçmeden hayatı anlayamazsınız!..

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Hayatın öğrettiği iki sessiz adres..

Çaresizlik. Evet sahi neydi çaresizlik? Ve daha da önemlisi hayatı anlamanın yolu neydi? Bunun öğrenmenin 2 yolunu söyleyeceğim size. Aslında çoğumuz cevabını biliyoruz lakin nefis ve dünyalık işler, dünyalık zevkler ve beklentiler gözlerimizi kör ediyor ve gerçekleri unutturuyor.

Bu yazıyı bana yazdıran dün yaşlı ve bakıma muhtaç bir akrabamı hastaneye götürüp, refakat ettiğimde etrafımdaki insanların çaresizce umutla beklediği, statü ayırt etmeden herkesin bir o yana, bir bu yana koşturup doktorların ağzından çıkacak birkaç güzel cümleye muhtaç olduğunu, bir de üstelik belden aşağısı olmayan, tekerlekli sandalyede yaşam mücadelesi veren o hanım kardeşimi görünce hayattan bir an soğuduğumu ve ne kadar boş şeylere üzüldüğümü ve hayatta her anımıza şükretmemiz gerektiğini bir kez daha fark ettim. ‘Sana her daim şükürler olsun Allah’ım..’

İnsan bazen uzun uzun düşünür, hayatın anlamını kitaplarda, kalabalıklarda, ya da büyük cümlelerde arar. Oysa hayatın en yalın gerçeği çoğu zaman iki sessiz mekanda saklıdır. ‘Hastane ve mezarlık.’ Bu iki mekan insana yıllarca anlatılıp da duymazlıktan gelen ve sonunda hakikatleri birkaç dakika da öğreten yerler.

Hastane, insanın kibirini törpüleyen ilk duraktır. En güçlü sandığınız bedenin bir anda çaresiz kalabildiğini, ertelediğiniz her şeyin aslında sağlıklı bir nefese bağlı olduğunu orada anlarsınız. Para, makam, ünvan… Hepsi bir odanın kapısında küçülür. Geriye yalnızca sağlık kalır; çünkü insanın sahip olduğu en büyük zenginlik, fark etmeden tükettiği ömrü ve bedenidir.

Ama asıl hakikat mezarlıkta sessizce bekler. O taşların arasında dolaşırken anlarsınız ki dün sizi uykusuz bırakan meselelerin çoğu yarının toprağına değmeyecek kadar küçüktür. Kavgalar, kırgınlıklar, hırslar, dünya telaşı… Hepsi birkaç metrekarelik bir sessizliğin içinde anlamını yitirir.

Bir de geçen radyo da zengin bir iş insanının söyleşisinde dinledim ve beni çok etkiledi. Bende hem sizlerle, hem de çevremdeki insanlarla paylaşıyorum. Aynen şunu söylüyordu; ‘’Yapı olarak sinirli bir insanım. İşlerim stresli olduğunda kızar ve üzülürdüm. Bir gün karar aldım. Ne zaman sinirlensem önce hastane koridorlarını gezer, etrafını gözetler çare arayan ve hasta insanları görünce Allah’a şükreder, sonra da mezarlığa gider orayı da gezdikten sonra yatan ölüleri ve bir de mezar taşlarına bakarım. Sonra bir de bakmışım sinirden sertleşen vücudum yumuşacık olmuş ve tüm sinir hücrelerim gitmiş içim rahatlıyor demişti. Ben de dün bunu yaşadım ve karar verdim. Ne zaman stres yaparsam, kızarsam ve üzülürsem hastane koridorlarını ve mezarlık gezeceğim. Size de tavsiye ediyorum.

Hayatın özeti bazen uzun cümlelerde değil, mezar taşlarının sessizliğinde gizlidir.

Unutmayın; bugün üzerinde yürüdüğümüz toprak, yarın hepimizin çatısı olacaktır.

Hayat, kıymeti kaybedildiğinde anlaşılan üç şey öğretir: sağlık, özgürlük ve zaman.

— Köşe Notu Esen kalın..

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...