Mayıs ayı geldiğinde, vitrinler çiçeklerle süslenir, telefonlara hatırlatmalar düşer, sosyal medya sevgi sözcükleriyle dolar. Anneler Günü’dür. Herkesin dilinde aynı cümle: “Anneme ne alsam?” Oysa belki de sormamız gereken soru şudur: “Anneme gerçekten ne verebilirim?”
Çünkü annelik, satın alınabilecek bir mutluluğun konusu değildir. Bir buket çiçekle, şık bir hediyeyle ölçülebilecek bir emek hiç değildir. Annelik; gecenin en karanlık saatlerinde uykusundan vazgeçmek, kendi hayatını ikinci plana atmak ve çoğu zaman karşılık beklemeden sevmektir. Bu yüzden Anneler Günü, hediyelerle değil, fark edişlerle anlam kazanır.
Modern çağ, her şeyi hızlandırdığı gibi duyguları da hızlandırdı. Artık sevgimizi bile kısa mesajlara, birkaç saniyelik paylaşımlara sığdırıyoruz. Oysa bir annenin sevgisi, hiçbir zaman “kısa” olmadı. Uzun bekleyişler, sabırlı susuşlar ve derin bir bağlılıkla örüldü. Belki de bu yüzden Anneler Günü, bize yavaşlamayı öğretmeli. Bir annenin gözlerinin içine bakarak konuşmayı, onun anlattığı bir hikâyeyi gerçekten dinlemeyi hatırlatmalı.
Şunu da kabul etmek gerekir: Herkes için bu gün aynı duyguyu taşımıyor. Kimi annesine sarılırken, kimi bir mezar taşına dokunuyor. Kimi anne olmanın sevincini yaşarken, kimi bu duyguyu hiç tadamamış olmanın eksikliğini hissediyor. Bu yönüyle Anneler Günü, yalnızca bir kutlama değil; aynı zamanda bir hatırlayış, bir empati ve bir iç hesaplaşma günüdür.
Toplum olarak anneliği çoğu zaman kutsarız ama aynı ölçüde desteklemeyiz. Fedakârlığı överiz, ama yükü paylaşmayız. Anneler Günü belki de bu çelişkiyi fark etmek için bir fırsattır. Çünkü gerçek değer vermek, sadece güzel sözler söylemekle değil; sorumluluk almakla, anlayış göstermekle ve yanında olmakla mümkündür.
Bugün annenize bir hediye alabilirsiniz. Ama eğer gerçekten bir şey vermek istiyorsanız, ona zaman verin. Onu dinleyin. Onun yıllardır sessizce verdiği emeği görün. Çünkü bazı borçlar vardır; ödenmez, ancak hissedilir.
Anneler Günü’nün asıl anlamı da tam burada gizlidir: Hatırlamak değil, unutmamaktır. Bir gün değil, her gün kıymet bilmektir. Çünkü annelik, takvimde bir güne sığmayacak kadar büyük bir hikâyedir.