Seçim sath-ı mâili

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Fenerbahçe Spor Kulübü’ndeki istikrarsız hal ve gidiş istikrarlı bir şekilde devam ediyor. Yanlış tercihler sebebiyle hem teknik direktör hem de transfer edilen futbolculardan bir türlü beklenen verim alınamıyor, camiada sağlıklı bir özeleştiri ve yapılan hatalardan ders alma kültürü olmadığı için de “yapı” benzeri futbol dışı organizmalarla mücadele etmek mümkün olamıyor ve böylece sezonlar şampiyon olunamadan geçip gidiyor.

Yıllar önce Paşalı Birol’un tribünlere astığı; siyah-beyaz ve sarı-kırmızı harflerden oluşan “yapmayın, laga-luga, çene, bizler asla bekleyemeyiz on dört-on beş sene” pankartındaki ironi bir lanet olarak Fenerbahçe’nin üzerine çullanmış gözüküyor. İsmet Özel’in dediği gibi: “Allah adamı iddiasından vurur.” Demek ki ne oldum demeyeceksin, ne olacağım diyeceksin. Gurur ve kibir şeytanın en sevdiği günahlardan değil mi zaten?

Camia olarak önce hatanın nerede yapıldığını ve niye bir türlü düzeltilemediğini tespitle işe başlamak ve buna uygun çözüm stratejisi planlamak gerekirken halen daha sen-ben kavgalarından medet umarak, birlik-beraberlikten uzak, “ben varsam Fenerbahçe var, ben yoksam yok”, “ben Fenerbahçe’yim”, “en büyük Fenerbahçeli benim” minvalinde söylemler çözümden ne kadar uzak olunduğunu gösteriyor kamuoyuna.

Hepsi ülkemizin önde gelen ve saygın iş insanlarından oluşan yönetim kurullarının nasıl olup da böyle bir çözümsüzlük ve kötü yönetim sarmalı içerisinde on yıllardır başarısız oldukları yönetim bilimi için de ender görülen bir “örnek olay” olarak vak’a analizine tabi tutulsa yeridir yani. Demek ki iyi insan olmak, iyi iş insanı olmak, takımını çok sevmek bu konuda başarılı olmanın gerek ve yeter şartı değil. Başka bazı özelliklerle mücehhez olmak gerekiyor ve akl-ı selimle hareket etmek hepsinden daha önemli oluyor. İşte Fenerbahçe’de eksik olan bu akl-ı selim öncelikle.

Kitlesel bir “deliryum” yaşıyor koskoca camia son yıllarda. Her sene lig başlarken kurulan iddialı kadrolar, gelen-giden hocalar, savrulan/borçlanılan milyon avrolar derken her sene ligin son beş sırasındaki takımlara kaybedilen puanlar, etkisiz, boş ve bölünmüş tribünler, Avrupa’da çoğu zaman hüsranla biten elenmeler, en kritik anlarda sakatlanan lider oyuncular vb birçok etmen sonucunda gelmeyen şampiyonluklar bu psikozu tetikliyor ve çoğaltıyor genellikle.

Bir de; Türk futbolunu yöneten dinamiklerle sürekli kavgalı olma hali, “Ankara” ile sağlıklı bir ilişki kurmamanın tetiklediği sıkıntılar, “yapı” ve onu himaye eden üst akıl ile mücadele edecek zihnî derinlik olmayınca ortaya kaotik bir süreklilik çıkıyor ve camiayı daha da aşağılara çekiyor.

Amasız ve fakatsız Fenerbahçe kötü yönetiliyor ve daha uzun bir süre de “kötü” yönetilmeye devam edilecek. Çünkü başkan adaylarından ne Aziz Yıldırım, ne Hakan Safi ve ne de Mehmet Ali Aydınlar doğru teşhis koymaktan oldukça uzaklar. Hepsi paradan, bütçeden, milyon dolarlardan bahsediyor. Sorun para ve kadro değil ki. Camianın kırılganlığı, insanların kolayca dağılıvermeleri, genç kitlelerin hızla Fenerbahçe’den uzaklaşmaları, tribünlerin taraftarlıktan müşteri profiline dönüşmesi ve desteğin ancak başarı karşılığında verilebileceği kapitalist denklemine yenilmeleri gibi koca koca sorunları var Fenerbahçe’nin. Yıllardır gelmeyen/gelemeyen o şampiyonluk gelince bu sorunlar sihirli değnek değmiş gibi şıppadanak düzelmeyecek ki.

Neyse Fenerbahçelilerin içini daha fazla karartmayalım ve yarınlardan ümitli olmaya çalışalım biz gene de. Birazcık polyannacılıktan kimseye zarar gelmez nasılsa. Haydi kalın sağlıcakla.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...