Bunu Birinin Söylemesi Lazım Tersine Dijital Göç Başladı!

YAYINLAMA:

İnternet 30 yıl boyunca “kıtlık” ekonomisi üzerine kuruluydu. İnternete girmek, bir site kurmak, bir kitleye seslenmek zordu. Bu yüzden dijital olanın kendisi değerliydi. Ekranın ötesindeki her şey nadir, özel, biraz da sihirli geliyordu.

 

O dönem bitti. Dijital uçurum tersine döndü. Dijital artık ucuz, yaygın ve çoğu zaman sahte Bugün herkes yayıncı, herkes içerik üreticisi, herkes “guru”. Yapay zeka bir akşamda milyarlarca makale, video, görsel çıkarıyor. Bir tıkla milyon kişiye ulaşmak teknik olarak mümkün ama pratikte gürültünün içinde kayboluyorsun.

 

Sonuç: Dijitalin değeri düştü. Ucuzlayan şey değersizleşir. 

 

Artık TikTok’ta 1 milyon izlenen video, 2010’da 10 bin kişilik bir blog kadar etki etmiyor. Çünkü dikkat kıt, içerik değil. Ve dikkatin büyük kısmı algoritmanın sana yedirdiği, senin seçmediğin şeylere gidiyor. En can alıcısı da şu: Dijital giderek sahteleşiyor. Yorumlar bot, takipçiler bot, etkileşim bot. Gerçek insanı bulmak için filtreleri açman gerekiyor. Sosyal medya bir insan pazarı olmaktan çıkıp, yapay zekaların birbirine reklam gösterdiği bir fuara dönüyor.

 

Bu trend hızlanacak. 2 yıl içinde ana akım sosyal medyanın %60-70’inin yapay zeka üretimi içerik ve bot etkileşiminden oluşacağını söylemek kehanet değil, mevcut verinin uzantısı. İnsanlar sıkılacak. Dijital yapay gürültüden kaçacak.

 

Fiziksel olan artık özel aranan ürün oldu. Bolluk her zaman değerin yerini değiştirir. Süs bol olunca pasta hamuru kıymetli olur. 30 yıl boyunca “fiziksel” olan sıkıcıydı. Kargo bekle, yer bul, randevu al, seyahat et. Dijital her şeyi anında çözüyordu. 

Şimdi tersi oldu. Gerçek bir konsere gitmek, gerçek bir atölyede bir şey üretmek, gerçek insanlarla aynı masada yemek zor, pahalı ve plan gerektiriyor. İşte bu yüzden özel aranan oldu. Bilgi güç değil, deneyim güç, yaşamak güç. İnsan beyni gerçek olanı ayırt ediyor. Ekrandaki bir konserle, 50 bin kişinin nefesini hissettiğin konser aynı değil. Zoom’daki sohbetle, 3 saatlik yüz yüze kahve aynı değil. Dijital kopya mükemmelleştikçe, orijinalin değeri artıyor.

 

Bunu lüks markalar 10 yıldır biliyor. Hermès, Rolex online satış yapmıyor çünkü kıtlık değeri düşür. Şimdi bu mantık her şeye yayılıyor: Gerçek topluluklar, gerçek zanaat, gerçek deneyim. Dijital olanı pazarlayan herkes, fiziksel bir “buluşma noktası” eklemeye çalışıyor.

 

Sosyal medya botlara kalacak, insanlar gidecek Sosyal medyanın cazibesi 3 şeye dayanıyordu: Bağlantı, statü, bilgi.  Bağlantı kısmı öldü. Arkadaşınla konuşmak için Instagram’a girmiyorsun, WhatsApp’a giriyorsun. 

Statü kısmı çöktü. 1 milyon takipçi artık “influencer” değil, “şüpheli” demek. 

Bilgi kısmı da ölüyor. Çünkü algoritma sana doğruyu değil, seni ekranda tutanı gösteriyor. Geriye ne kaldı? Dopamin döngüsü. O da yapay zeka tarafından daha iyi sağlanıyor. TikTok’un “Sizin İçin” sayfası senin beynini senden iyi tanıyor. İnsan üreticiler rekabet edemiyor.

 

Bu yüzden tersine dijital göç başladı. Sessizce, utanarak, “offline olmak cool” diye pazarlanarak. 

 

İnsanlar Discord sunucularından çıkıp haftalık kitap kulüplerine gidiyor. Twitter’dan çıkıp mahalledeki koşu grubuna katılıyor. Newsletter’ı bırakıp fiziksel atölye düzenliyor. “Digital detox” bir moda değil, bir kaçış planı.

 

10 yıl sonra sosyal medya dediğimiz yer, büyük ölçüde yapay zekaların birbirine içerik üretip beğendiği bir yer olacak. İnsanlar arada girip bakacak, gülüp çıkacak. Gerçek hayat orada değil.

 

Şimdi ne yapmalı?

 

Dijital ilerleme durmayacak. Durmamalı. Otomasyon, yapay zeka, sınırsız bilgi erişimi bize inanılmaz bir kaldıraç verdi. Ama kaldıraç havada durmaz. Onu toprağa basman gerekir.  Buluttaki bütün o havalı şeyi yeryüzüne indirmenin zamanı. Kodu alıp, tuğlaya dök. Topluluğu alıp, mahalle kur. Algoritmayı alıp, gerçek bir etkinliğe insan topla.

 

Çünkü insan sosyal bir varlık. Ekran karşısında 10 yıl yaşadıktan sonra, 10 dakika gerçek temas bile bağımlılık yapıyor. Fıtratımızda sosyal olmak var, insan hep kendinde eksik olanı ister, dijitale gömüldük, battık, sıradanlaştı, herkesleşti.

 

Dijital olanı küçümsemiyorum. Aksine, fizikseli yeniden değerli kılan o süs bol olmasaydı, pasta hamurunu hatırlamazdık.

 

Şimdi hatırladık. 

 

Göç başladı. Bavulunu erken toplayan ve dengeyi sağlamayı bilenler bir adım önde olacak.

.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...