Ya zurna zırt derse

YAYINLAMA:

Yarın Galatasaray için tarihi bir gün. Milyar dolarlık gayrimenkul projeleri için yönetim kuruluna yetki verilmesi için bir genel kurul yapılacak ve 11 madde olarak sıralanan muhtelif konularda 2 yıl süre ile Galatasaraylı üyelerden geniş yetkiler istenecek. Son divan kurulu toplantısında Başkan Özbek yetki istedikleri en büyük projenin; Aslantepe Vadisi tesisleri ile Barcelona’da yapılan yeni stadyum işinin benzer olduğunu söyledi. Merak edip Barcelona’nın sitesine baktım, pek benzerlik göremedim. 

Geçtiğimiz yıllarda Barcelona’nın inşa halindeki bu yeni stadını-tesislerini gezme fırsatım olmuş ve orada ne yaptıklarını da yerinde incelemiştim. Galatasaray çok daha kapsamlı bir proje yapmak istiyor. Konu projelerin karşılaştırması değil, asıl dikkat çekici olan Barcelona’nın kulüp sitesinde açıkladığı şeffaf veriler. Adamlar bu iş için 20’nin üstünde kurumdan yıllık yüzde 5.5 faiz ile yaklaşık 1.4 milyar euro kredi almışlar. Bunun geri ödemesini de her yıl bu projeden elde edecekleri ek 250 milyon euro gelirden ödemeyi planlamışlar. Bu gelirlerin nereden ve hangi oranda geleceğini projeksiyon olarak belirlemişler. Yani ne harcayacaklarını, finansmanın maliyetini ve geri ödemenin hangi gelirlerden olacağını dosta düşmana ilan etmişler. Oysa Galatasaray’ın Genel Kurul’a önerdiği proje finansmanında aynı şeffaflık olmadığı gibi finansman modeli olarak toplam maliyetin yüzde 30’u kadar banka kredisi kullanılacağı belirtilmiş. Bu da yaklaşık bugünkü maliyet hesabı ile 100 milyon dolara denk düşüyor. Bunun faizi belli değil, TL olsa yüzde 45-50’lerden, döviz cinsi olsa faizi bırak kur dalgalanması olasılığından riskler çok daha yüksek. Bir diğer konu da bu projelerin finansmanı için tüzükten ötürü kaynak göstermek gerektiğinden bahisle tüm projelerin öz kaynak finansmanı olarak Mecidiyeköy Leo projesine ve Riva arazisi gelirine atıf yapılmış. Detayı verilmeyen bu gelir kaynaklarının şeklen gösterilmiş, tüzüğü dolanmak için öylesine yazılmış olduğu hissi uyandı bende.

SEVGİ İKLİMİ DER GEÇERİZ

Diğer bir eleştiri de bu genel kurulda torba yasa mantığı ile alakasız ve her biri ayrı bir toplantı konusu olması gereken hususlarda yetki istenmesinin yarattığı rahatsızlık kaynaklı. Öyle ya daha Nisan ayında bütçe genel kurulu yapıldı ama anlaşılan eski genel sekreter Eray Yazgan kendi gelecek planlarını yapmaktan vakit bulup bütçedeki üyelik aidat konusunun atlandığını es geçmiş ve o gün unutulan aidat artışı da mecburen buraya eklenmiş. Şimdi aidatını eski rakamdan ödeyen binlerce üyeye 2. iş çıkacak. Bu artışı atlayıp ödemeyenler Eylül’de genel kurula katılamayacak. Buyurun yeni bir tartışma konusu daha.. Çözüm; sevgi iklimi der geçeriz.. Keza, Türk basketbolunun duayeni bir kulübün basketbol şubesinin A.Ş. olması gibi tarihi bir konu da burada oldu bitti seviyesine indirgenmiş. Bir çok soru geliyor bana.. NBA’in Avrupa ligine sermaye nasıl konacak? Avrupa’nın dev kulüpleri Eurolig ile anlaşmalarını 10 yıl uzatmışken bu proje başarılı olacak mı? Tekerlekli basketbol, kız basket takımları bu A.Ş’ye dahil mi? Bu basketbol A.Ş.’de kulüp üyeleri nasıl temsil edilecek? Yani tartışılması gereken çok şey var ve bu konu da ara sıcak olarak kaynayıp gidecek endişesi var insanlarda. Ne gam; ver yetkiyi gör etkiyi.

AKILLI YÖNETİM DENETİM İSTER

Uzun lafın kısası 3 ayrı genel kurul da konuşulması gereken maddeleri hisse satışları, halka açılma gibi konuları da dahil edersek belki de 2 milyar doları bulan parasal büyüklükteki işleri Galatasaray yarın tek bir günde sonuçlandırmaya çalışacak. Kendi evlerinde mutfak tadilatı için 2-3 ustadan teklif alan, kılı kırk yaran insanlar-ben dahil- milyarlarca dolarlık konularda yeterince bilgilenmeden Galatasaray’ın gelecek yüz yılını şekillendirecek konularda inisiyatif alacağız, belki yetki vereceğiz. Kuramsal olarak hepsinin kendi işlerinde başarılı olduğunu düşünecek olsak da bu yönetim kurulunun kendi parasını değil Galatasaray’ın 121 yılda yarattığı maddi-manevi kaynakları kullanarak bu projeleri yapmaya soyunduğunu hep aklımızın bir köşesinde tutalım. Dernek, kulüp gibi gönüllülüğe dayalı sosyal birlikteliklerin fedakarlık ve liyakat ile yönetildiğinde ne kadar başarılı olabildiğini biliyoruz. Ancak son zamanlarda bu yönetim içerisinde bazı üyelerin kendilerini ön plana çıkarma çabasından kaynaklanan, güç zehirlenmesi olarak teşhis edilen bir virüsün bu kadar büyük projelere soyunan bir kulüpte iç dinamikleri ne kadar zorladığı, üyeler arasında ciddi rahatsızlıklar yarattığı gerçeğini de görmekteyiz. Sportif olarak büyük mücadeleler verirken bir de yapısal değişikliklere ve fiziki yatırımlara soyunan bu yönetimin dış muhataplarla mücadele etmek için kullanması gereken enerjisini iç huzursuzluk çıkaranlara harcaması en büyük tehlike olarak maalesef geçerliliğini koruyor. Bu nedenle her şartta sevgi iklimi ve top çizgiyi geçti söylemlerine sığınmak ve başarılı geçen dönemlerin zafer sarhoşluğuna kapılmak yerine ‘ya zurna zırt derse’ diye de düşünerek bazı konularda temkinli hareket etmekte fayda var diye düşünüyorum. Bundan sebep yarın yönetime yetki verilir, verilmez orasını bilemem.. Tavsiyem genel kurul olarak verdiğiniz yetkiyi kontrol edecek mekanizmayı da kurun. Hem zaten akıllı bir yönetim de bunu kendi ister, destekler.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...