Sadettin Bey’in ahlak dersleri, Özgür Bey’in tokalaşması ve Ekrem Bey’in mağduriyeti
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım.
Ortada yasa dışı bahisten ceza almış bir Sadettin Saran gerçeği var. Evinin bahçesinde "arıları kaçırmak için" yaktığı o meşhur otlar, saçından çıkan etken maddeler, devletin laboratuvarına itiraz edip kendi laboratuvarını kurma sevdaları falan... Sicil dosyası epey kabarık.
Fakat gelin görün ki...
Türkiye'nin geri kalmışlığının ihalesini İmam Hatiplilere yıkmaya kalkan da kendisi.
Ben de çıkıp kendisine mebzul miktarda itiraz etmiştim. "Siz kendinizi ne zannediyorsunuz da bu ülkenin mütedeyyin insanlarını geri kalmışlığın sebebi olarak gösteriyorsunuz? O beğenmediğiniz İmam Hatiplilerin iktidarında bu ülke İHA'lar, SİHA'lar, çipler, solunum cihazları üretti" demiştim.
Vay sen misin bunu söyleyen!
Sadettin Bey, beni hapse attırmak için mahkemenin yolunu tutmuş. İtibar zedeleme, hakaret, iftira... Ne ararsanız var dilekçede. Belli ki onun o çok "modern", çok "çağdaş" dünyasında, İmam Hatiplilere fırça kaymak serbest ama kendisine "Siz önce kendi sicilinize bakın" demek hapislik suç.
Bereket versin ki ucube dilekçe adliyeden döndü.
Yoksa Sadettin Bey’den ahlak dersi dinleyip, üstüne bir de kodesi boylayacaktık. Geçiniz efendim, geçiniz. Biz bu "imtiyazlı zümre" kibrini çoktan aştık.
***
İŞÇİNİN EMEKÇİNİN GERÇEK DOSTU KİM?
Bakın, İzmir Karşıyaka Belediyesi'nde işçiler 7 aydır maaş alamıyor. İsyan bayrağını çekmiş durumdalar. "Dayanacak gücümüz kalmadı" diyorlar.
Buca Belediyesi’nde 3 yıllık 42 bin lira promosyon için grevler, krizler yaşandı.
Öte yanda AK Partili Sincan Belediyesi var. Maaşları tıkır tıkır ödediği yetmiyormuş gibi, işçisine tek seferde tam 85 bin lira promosyon yatırıyor.
Sonra da birileri çıkıp kameralar karşısında "Halkçı belediyecilik biziz, emekçinin yanındayız" diye nutuk atıyor. Kusura bakmayın ama lafla peynir gemisi yürümüyor. Emekçinin yanında olan, işçisinin cebini doldurandır. Nokta.
***
ÖZGÜR ÖZEL'İN TOKALAŞMASI VE CHP TABANININ BİTMEYEN ÖFKESİ
Özgür Özel, Devlet Bahçeli ve Cevdet Yılmaz ile son derece medeni bir şekilde tokalaştı, sohbet etti.
Siyaset tam olarak budur. Fikirler çarpışır, ideolojiler yarışır ama nezaket baki kalır.
Fakat gelgelelim CHP tabanı yine çıldırdı. Yıllardır bitmek bilmeyen bir Erdoğan nefretine, sürekli bir "kurban" verme ritüeline alıştırılmış bir kitle var ortada. Dün kurbanları Ekmeleddin İhsanoğlu'ydu, sonra Muharrem İnce oldu, en son Kemal Kılıçdaroğlu'nu öğüttüler.
Aynı tabloyu Kemal Bey verseydi bugün linç ediliyordu.
Ben peşinen söyleyeyim: Siyasetin arka planını okuyamayan, gaza çok çabuk gelen bu kitle üzerinden sörf yapıyorlar. Sokakta polisle çatışan, camı çerçeveyi indiren, gözaltına alınan sizsiniz. Ama günün sonunda yukarıda el sıkışanlar onlar. Uyanın artık.
***
CEZAEVİ RİNG ARACI BOZULUNCA...
Ekrem İmamoğlu davası için Anadolu Adliyesi'ne cezaevi ring aracıyla götürülürken araç bozulmuş. Ekrem Bey de hemen faturayı kesmiş: "Bu bilinçli bir psikolojik işkencedir!"
Yahu yapmayın Allah aşkına.
Ekrem Bey’in her olaydan bir mağduriyet devşirme, dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanma huyunu hiç özlememişim. Hava muhalefetinden uçağı rötar yapsa "Bana operasyon çekiyorlar" diyecek kıvama geldi. Yolda çalışma olsa "Ben geliyorum diye çukur kazdılar" diyecek.
Araç bu, bozulur. Buradan bir Nelson Mandela hikayesi çıkmaz, boşuna zorlamayın.
***
SÜRESİZ NAFAKA BİTİYOR ŞÜKÜRLER OLSUN
Anayasa Mahkemesi süresiz yoksulluk nafakasını iptal etti. Hemen birileri çıkıp "Kadın haklarına bir darbe daha" diye feveran etmeye başladı.
Ne alakası var? Eşitlik diyorsak, bunun neresi eşitlikti?
Adam iki ay evli kalıyor, ömür boyu eski eşine maaş bağlıyor. Evlilik kurumunu bir sevgi bağı olmaktan çıkarıp, adeta bir "işsizlik sigortasına", bir "gelir kapısına" dönüştürmenin nesi hak, nesi hukuk? Kimse kimsenin yağlı kapısı değildir. Karar son derece yerindedir.
***
ALPER YEĞİN'İ TEBRİK EDİYORUM
Sancaktepe'nin yeni belediye başkanı Alper Yeğin, Selçuklu motifleri ve hilal taşıyan o anıtı yıktığında, "Yerine 36 metrelik Türk bayrağı dikeceğiz" demişti. Ben de buradan kendisine, "Senin iş birliği yaptığın siyasi akımlar o bayrağı oraya diktirmez, yapamazsın" demiştim.
Gördüm ki bayrağı dikmişler. Boyu 36 metre olmasa da, 10 metre civarında olsa da dikmişler.
Bizim işimiz kronik muhaliflik yapmak değil. Ben yanıldım, Alper Yeğin yaptı. Sözünde durduğu için kendisini tebrik ediyorum. Helal olsun.
***
VİZE KUYRUĞUNDAKİ "MAHVOLDUK" DİYENLER
Son olarak... Bakanlık devreye girdi, Avrupa için Schengen vizesi randevuları açılmaya başladı. Dün hastane kuyruklarında, IMF kapılarında bekleyen Türkiye'den, bugün "Avrupa'ya tatile gidemiyoruz" diye isyan eden bir Türkiye'ye geldik.
Elbette vizelerin çözülmesine sevinelim, yetkilileri de tebrik edelim. Ama dürüst olalım: Ülke "mahvoldu, bitti" diye tweet atanların en büyük derdinin "Paris'te kahve içememek" olması, geldiğimiz refah seviyesinin en net göstergesidir. İsteyen Halk TV'yi açıp Sözcü okuyarak kendi yankı odasında zehirlenmeye devam edebilir. Seçim sizin.