24 yıl sonra Dünya Kupası

YAYINLAMA:

Yirmi dört yıl sonra yeniden Dünya Kupası'na gitme hakkı kazanan bu takımın başını öne eğmesine gerek yok. Bizi bu noktaya getiren de bu oyuncular, bundan sonra başarılı sonuçlar alabilecek olan da yine bu oyuncular.


Ancak Dünya Kupası seviyesinde sadece kaliteli ayaklara sahip olmak yetmiyor. Avrupa'nın en büyük liglerinde forma giyen oyuncularımız var. Kağıt üzerinde bakıldığında bireysel kalite açısından birçok takımdan üstünüz. Fakat futbol yalnızca yetenekle oynanmıyor. İstek, tempo, cesaret, doğru karar verme ve takım disiplini de en az kalite kadar önemli.

Avustralya karşısında topun yüzde 78'ine sahip olduk. Ancak bu istatistik gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Rakip topu bize bıraktı. Çünkü topa sahip olmamızdan rahatsız olmadılar. Aksine, oyunun kendi istedikleri şekilde ilerlediğini gördüler. Biz top çevirdik, onlar savunma yaptı.

Maç boyunca oyunumuzun en büyük sorunu temposuzluktu. Top ayağımızda gereğinden fazla kaldı. Yan paslar ve geriye oynanan toplar hücum akıcılığını tamamen ortadan kaldırdı. Rakip savunmayı bozacak hızlı pas trafiğini kuramadık. Özellikle bu kadar geride bekleyen takımlara karşı topu hızlı dolaştırmak, boşlukları anında değerlendirmek ve sürekli hareketli olmak gerekir.

Maç içerisinde savunma arkasına atılan pasların sayısı oldukça azdı. Rakip savunmayı dengesiz yakalayacak girişimler neredeyse yok denecek kadar azdı. Bu nedenle topa sahip olmamıza rağmen ciddi pozisyon üretmekte zorlandık.

Kenan Yıldız ve Yunus Akgün dışında rakip eksiltmeye çalışan, dikine oynayan oyuncu sayımız çok azdı. Takımın yaratıcı isimleri olan Arda Güler ve Hakan Çalhanoğlu da performanslarının altında kaldılar. Böylesi günlerde yıldız oyuncuların sorumluluk alması gerekirken bunu yeterince göremedik.

Maç sonunda "şu oynasaydı", "bu oynamasaydı" tartışmalarının da çok anlamı yok. Sorun bireysel değil, takım performansındaydı. Kaleciden santrfora kadar hemen herkes kendi seviyesinin altında kaldı.

Bir diğer eksik ise reaksiyon gücüydü. Dünya Kupası tecrübesi olmayan bir takım için mücadele seviyesi her zaman üst düzey olmak zorunda. Top kaybedildiğinde herkes aynı kararlılıkla topun peşine düşmeli, rakibe rahat oyun kurma fırsatı verilmemeli. Bu konuda da beklenen enerjiyi ortaya koyamadık.

Böylesine kapalı savunmalara karşı Can Uzun ve Deniz Gül gibi farklı özelliklere sahip oyuncular daha fazla değerlendirilerek hücum çeşitliliği artırılabilirdi. Çünkü rakip ceza sahasına yerleştiğinde sadece pas yapmak değil, farklı çözümler üretmek de gerekir.

Sonuç olarak bu mağlubiyet bir felaket değil. Ancak önemli bir uyarı niteliğinde. Topa sahip olmak ile oyuna hükmetmek aynı şey değildir. Avustralya karşısında top bizdeydi ama oyun büyük ölçüde rakibin istediği şekilde oynandı. Eğer Dünya Kupası'nda başarılı olmak istiyorsak, daha yüksek tempo, daha fazla hareketlilik ve çok daha fazla mücadele ortaya koymak zorundayız.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...