Köşe Yazarı
Sıfırlanmış Yapay Nesil: Z’den A’ya Kurulan Kültürel Şeytani Plan!
YAYINLAMA:
| GÜNCELLEME:
Tarih, tesadüflerle yazılmaz. Her çağın bir planı, her planın bir nesli vardır. Bugün önümüze konulan “Z Kuşağı” meselesi de böyle bir planın ürünüdür. Z harfiyle bitirilen bir alfabe, A harfiyle başlatılan yeni bir alfabe… Aradaki kopuş, sadece harflerin oyunu değil; bin yıllık bir medeniyetin hafızasına çekilen bıçaktır.
Z Harfi: Sıfırın Şifresi Z kuşağı dediler. “Dijital yerliler” dediler. Peki yerli olduğu toprak kimin toprağıydı? Cevap net: Ekranların toprağı, algoritmaların toprağı, veri madenlerinin toprağı.
Z, alfabede son harf. Son. Bitiriş. İngilizce’de “Zero” sıfır demek. Tesadüf mü? Bin yıllık geleneğin, aile sofrasında anlatılan masalın, dededen toruna geçen tecrübenin sıfırlanması… Buna “Z Nesli” demek, itirafın ta kendisidir.
Bizim ecdadımız “Z”yi “Zafer” için kullanırdı. Onlar “Z”yi “Zayi” için kullandılar. Kuşakları zayi ettiler. Çünkü kuşaklar arası bağ koptuğunda, bir milleti yıkmak için tanka, topa gerek kalmaz. Sadece Wi-Fi yeter.
Sofradan Kopan Zincir, Eskiden kültür aktarımı nasıldı? Nine torununa masal anlatırdı. Dede, torununa dua öğretirdi, usta çırağına mesleğin inceliğini öğretirdi. Baba, akşam yemeğinde “bizde böyle yapılır evlat” derdi. Bu, bir milletin hafızasıydı. Yazılı değildi ama silinmezdi. Z kuşağı ile bu zincir kırıldı. Anne telefonla, baba bilgisayarla, çocuk tabletiyle aynı evde üç ayrı dünyaya hapsoldu. Sofra vardı ama sohbet yoktu. Ev vardı ama yuva yoktu. Geniş aile dağıldı, insanlar savruldu, yalnızlaştırıldı.
Aile içi kültür aktarımı engellendi. Neden? Çünkü aktarılacak kültür, küreselcilerin işine gelmiyordu. “Peygamber Sevgisi, Vatan sevgisi, namus, edep, büyük-küçük adabı” öğreten bir dede,amca, dayı, teyze algoritmanın karşısına dikilen bir duvardı. O duvarı yıkmak için en kestirme yol: Dede ile torunu arasına ekranı koymaktı.
Her Şeyi Yapay Zekaya Soran Nesil
Şimdi bakın etrafa. Gençler, “Bana hayatı öğret” dediğinde Google’a soruyor. “Doğru nedir?” dediğinde ChatGPT’ye soruyor. “Kimim ben?” dediğinde TikTok algoritmasına soruyor.
Yapay zeka, binlerce yıllık insan tecrübesini bir kenara itti. İbni Sina’yı, İbni Haldun’u, Mevlana’yı, Yunus’u… Hepsini bir veri setinin içine hapsetti. Sonra dedi ki: “Ben sana sıfırdan öğreteceğim. Sıfırdan bir dünya kuracağız.”
Bu nasıl bir cürettir? Sanki Adem Aleyhisselam’dan beri insanlık boşuna yaşadı. Sanki Çanakkale’de düşenler, İstanbul’u fethedenler, Horasan’dan gelen Alperenler hiç yaşamadı. “Dünya yeniden kuruluyor” fantezisi… Kimin dünyası? Kimin kuralları?
Alfa Kuşağı: Sıfırdan Sonra Gelen Emir!
Z ile bitirdiler. Şimdi sıra A’da. “Alfa jenerasyonu” dediler. Alfabe başa döndü. A harfi “ilk” demek. “Başlangıç” demek. Yani mesaj şu: Z kuşağını sıfırladık, şimdi A kuşağını bizim istediğimiz gibi sıfırdan inşa edeceğiz.
A kuşağı 2010 sonrası doğanlar. Doğar doğmaz yüz tanıma, doğar doğmaz ekran, doğar doğmaz algoritma. Onların “ilk öğretmeni” anne-baba değil, YouTube Kids. “İlk masalı” Keloğlan değil, yapay zeka sesi.
Bu, apaçık bir toplum mühendisliği projesidir. Z ile bağı kopar, A ile yeni bağ kur. Eski bağ neydi? Din, dil, tarih, ahlak. Yeni bağ ne? Veri, kod, tüketim, itaat. Bunu küresel olarak yaptıkları için yerel dinamikler kendilerinin hedeflendiğini fark bile edemediler.
Küreselci-sosyalist-siyonist düzenin istediği gençlik tipi budur: Kökü olmayan, tarihi bilmeyen, kimliğini “kullanıcı sözleşmesi”nden alan bir gençlik. Sorduğunda “Bilmiyorum, yapay zekaya sorayım” diyen bir gençlik.
Tecrübenin İptali, Hafızanın Suikasti
Bin yıllık insan tecrübesi nedir? Dedenin “acele işe şeytan karışır” demesidir. Anneannenin “komşu açken tok yatma” demesidir. Babanın “dedenin yanında ayaklarını uzatma” demesidir. Büyüklerin “kul hakkı yememeyi” öğretmesidir. Tüm mahallenin bir otokontrol ile doğruyu yanlışı toplum değerlerini öğretmesidir.
Yapay zeka bunları “verimsiz veri” sayıyor. Çünkü tecrübe, ölçülemez. Çünkü ahlak, kodlanamaz. Çünkü iman, algoritmaya sığmaz.
Onlar için insan, bir “data noktası”. Geçmiş ise “güncellenmesi gereken eski yazılım”. Bu yüzden düğmeye çoktan bastılar. Eğitim sistemini, çizgi filmleri, sosyal medyayı, oyunları… Hepsini tek bir merkeze bağladılar: Yapay zeka.
Peki Çare Nedir? Bağı Yeniden Kurmak
Karamsarlık yok. Çünkü bu millet Z’yi de A’yı da aşar. Çare, önce bağı hatırlamaktır.
Birlikte Sofrayı geri getireceğiz. Telefonlar kapı dışarı, sohbet içeri. Çocuk dedesinden masal dinlemeli. Torun, babaannesinin elinden yemek yemeli. Kültür aktarımı sadece Wi-Fi ile değil, nefesle, göz göze, diz dize olur.
Kuran-ı Kerim başta olmak üzere Kitabı geri getireceğiz. Yapay zeka soru cevaplar, kitap soru sordurur. “Sen ne düşünüyorsun?” der. Genç, “Google ne diyor” diye değil, “Büyükler ne demiş” diye bakmalı.
Kimliği geri getireceğiz. Genç, “Ben bir kullanıcı numarası değilim” demeli. “Ben Fatih’in torunuyum, Yunus’un yoldaşıyım, bu toprağın evladıyım” demeli.
Onlar Z ile bitirip A ile başladılar. Biz ise Elif ile başlarız. Elif, dik duruştur. Eğilmez. Sıfırlanmaz.
Yapay zeka bir alettir. Alet, ustanın elinde kıymetlidir. Usta olmazsa alet, ustayı yutar. Gençlerimizi “soran” değil, “sorgulayan” yapmalıyız. “Sıfırdan öğrenen” değil, “binlerce yıllık birikimin üstüne koyan” yapmalıyız.
Z kuşağını kaybettik demeyin. Kayıp olanı bulmak, bizim işimiz. A kuşağını teslim etmeyin. Teslim alınanı geri almak, yine bizim işimiz.
Çünkü bu toprakta hiçbir nesil “sıfır” değildir. Her nesil, bir öncekinin duasıdır. Dua koptu mu, millet kopar. Dua devam ederse, Z de A da, Allah’ın izniyle bu milletin evladı olur.
Batı gençleri için bir parantez açmam lazım!
Batı Sıfırlayabilir, Biz Sıfırlayamayız Batı gençleri mümkünse Z nesli olsun!
Batı gençlerini sıfırlasın. Sıfırlasın ki 10 dolara Kızıldereli kafası uçurduğu geçmişini unutabilsin. Sıfırlasın ki Engizisyon ateşlerinde binlerce masumu yaktığını hafızasından silebilsin. Sıfırlasın ki Afrika’dan getirdiği kadınları, çocukları “insan bahçelerinde”, “antropoloji sergilerinde” kafeslere koyup teşhir ettiğini inkar edebilsin.
Avrupa geçmişini sıfırlasın. Sıfırlasın ki çikolata ve kauçuk toplamadığı için Belçika Kralı II. Leopold’un Kongo’da binlerce çocuğun elini kestirdiğini unutsun. Sıfırlasın ki “uygarlık götürüyoruz” maskesiyle Hindistan’da 40 milyon insanın açlıktan ölmesine sebep olan sömürge düzenini yok saysın. Sıfırlasın ki Hiroşima’ya, Nagazaki’ye atom bombasını atan “aydınlık medeniyet” masalını yeniden yazabilsin.
Batı sıfırlayabilir. Çünkü onun geçmişi savaş, yıkım, soykırım ve sömürge üzerine kurulu. Hafızası bir suç dosyası. Sıfırlarsa rahatlar. Unutursa hesap vermez.
Ama biz sıfırlayamayız. Sıfırlayamayız çünkü bizim ŞANLI bir tarihimiz var. Peygamber Efendimiz’e, “insanlığa rahmet olarak gönderilen” nizamı sıfırlayamayız. Sahabe Efendilerimize, adaleti kılıçla değil, ahlakla tesis eden o nesli sıfırlayamayız.
Hoca Ahmet Yesevi’leri sıfırlayamayız. O dervişler Türkistan’dan Anadolu’ya “Sev, sev ki sevesin” diyerek geldiler. Kılıçla değil, gönülle fetih yaptılar.
İbni Sina’ları sıfırlayamayız. Tıbbın babası, “Kanun” kitabıyla yüzyıllarca Avrupa’da ders kitabı oldu. Bilim bizden onlara gitti, sömürge olarak değil.
Mevlana’ları sıfırlayamayız. “Gel, ne olursan ol gel” diyen o gönül insanını sıfırlayamayız. Bizim medeniyetimiz zindan yakmadı, gönül yaktı.
Fatih Sultan Mehmet’i sıfırlayamayız. 21 yaşında İstanbul’u fethetti ama surları yıktı, insanları korudu. Fethettiği şehrin papazına dokunmadı. Bu, bizim fetih ahlakımızdır.
Bizim tarihimizde Alimlerimiz var, bilim insanlarımız var, halk kahramanlarımız var. Selahaddin Eyyübi'ler Bunlar ganimet için değil, hak için savaştı. Mazlum için ayağa kalktı.
Benim insanlık için çalışan şanlı medeniyetimi sıfırlamaya çalışanların karşısında topyekün durmalıyız sapsağlam durmalıyız!
Yorumlar
Daha fazla yorum yükle...