Dijital dönüşüm sinemayı bitiriyor

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bir dönemler sinema vardı insanların en önemli eğlencesiydi. Matineler, suareler, halk günleri… Sinemaya gitmek aynı zamanda bir statü simgesiydi. İnsanlar cicilerini giyer akşamlar ailece sinemaya giderlerdi.

Daha sonra televizyon çıktı sinemanın hafiften pabucu dama atıldı. Önce televizyon sonra da video sinemayı evlere getirdi ama sinema hep var olmaya devam etti. Yetmişler, seksenler, doksanlar boyunca sinema en önemli eğlence mecralarından biri oldu.

İnternetin ortaya çıkması her şeyin başlangıcı oldu. İlk yirmi sene çok masum takıldı internet ve sinemaya dokunamadı ama dijital televizyon ve sinema platformları artınca sinemaya yavaş yavaş kırmızı ışık yakmaya başladı.

Sinema özellikle pandemi döneminde çok ciddi bir darbe yedi. Tüm mecralar içinde en büyük zararı gören mecra oldu çünkü pandemideki sokağa çıkma yasakları yüzünden sinema salonları kapandı. Sokağa çıkma yasakları bitti ama sinema salonları yine yakın temas yasakları yüzünden açılmadı. Aylarca kapalı kaldı sinema salonları. 2020 – 2022 yılları sinema için felaket yıllar oldu.

DİJİTAL PLATFORMLAR SİNEMAYI ÇOK ETKİLEDİ

Dijitalleşmenin yaygınlaşması ve Netflix, YouTube gibi platformların yaygınlaşması sinemayı ciddi ciddi etkilemeye başladı. Özellikle Netflix, Blu TV, Mubi, Amazon Prime, Disney + gibi dijital sinema platformları sinema salonlarını evlere taşıdı. Kaliteli yapımlara imza attılar ve onları aylık bir abonelik fiyatıyla sundular. Bugün bu platformların aylık abonelik fiyatları 69,90 TL ile 449,90 TL arasında değişiyor. Fiyatlar paket türlerine göre değişiyor. Bu fiyatlar sinemada bir kişinin bir film izleme maliyetine denk hatta bazı semtlerdeki sinema salonlarına göre daha düşük. Bir kişinin sinemaya gidip bir film izlemesi ulaşımı da eklersek nereden baksanız ortalama 300 TL. Yani nereden bakarsanız bakın dijital platformların aylık abonelikleri İstanbul’da bulunan ortalama bir sinema salonunda bir film izlemekten daha ucuza geliyor. Bu kabus sinema salonlarının işini daha da zorlaştırdı.

Buna ek olarak film yapım şirketlerinin standart sinema yerine dijital sinema platformlarına film üretmeyi tercih etmesi de eklenince sinema mecrası üretim aşamasında da zorluklar yaşamaya başladı. Yapımcıların dijital sinema platformlarından nakit ve peşin para alması onları sinemadan uzaklaştırdı. Dijital platformlar filmi teslim ettiğinizde paranızı nakit ödüyor. Sinemada ise insanlar bilet alacak, biletlerin belirli bir süre sonucunda oluşan cirosundan dağıtımcı payı kesintisinden ve sinema salonlarının komisyonlarından kalan parayı bekleyecek. Buna bir de insanların evlerinde veya mobil telefonlarından dijital platformlara alışması da eklenince işler sinema mecrası için iyice zorlaşmaya başladı.

Bu dile getirdiğim zorlukların sağlamasını #BirGöstergeBirYorum adlı kurum adına Enes Koru’nun yaptığı araştırmada da gördük. Sinema sektörünün özellikle iki bin yirmili yıllarda pek de parlak gitmediğini bu verilerde de görüyoruz. Hem bu araştırmada hem de TÜİK verilerinde Türkiye’de sinema seyirci sayısının 2000’lerin başından 2017’ye kadar artış gösterdiğini gösteriyor. 2017’de seyirci sayısı 68,5 milyonla tarihi zirvesine ulaştı. Ancak daha sonra bu sayı düşüş yaşayarak pandemi yıllarında tabiri yerindeyse çakıldı.

COVID-19 yıllarında sert biçimde gerileyen seyirci sayısı sonraki yıllarda kısmen toparlandı. Ancak yarı yarıya daralma kalıcı hale geldi. Daralma, salon altyapısına da yansıdı. 2019’da 2.826 olan sinema salonu sayısı 2025’te 2.161’e, koltuk sayısı 338 binden 253 bine düştü.

AVRUPA’DA DÜŞÜŞ AZ 

European Audiovisual Observatory’nin Focus 2025 raporuna göre 2024 yılında dünya genelinde 4,8 milyar bilet satıldı. Bu rakam 2019 seviyesinin yüzde 68’ine karşılık geliyor. İşin en ilginç yönü ise Avrupa yüzde 75 ile ortalamanın üzerinde kaldı. Yani Avrupalılar hala sinemayı dünya ortalamasının üzerinde takip ediyor, salonlara gidiyor ve filmleri orada izliyor.

Raporda ölçülen pazarların büyük çoğunluğu hala pandemi öncesi seviyesinin altında. Ancak Türkiye’nin daralması benzer pazarların çoğundan çok daha derin. Yani ülkemizde durum daha vahim. 2024 itibarıyla Fransa pandemi öncesi seviyesinin yüzde 85’inde, Endonezya yüzde 82’sinde, Almanya ve Japonya yüzde 73’ündeyken Türkiye yüzde 47’sinde kaldı.

Türkiye’de insanların sinemayı terk ettiğinin bir diğer göstergesi de 2024 yılındaki verilerde saklı. Ülkelerdeki kişi başına ortalama sinema biletine bakınca birinci sırada Fransa var. Fransa’da kişi başına satılan yıllık bilet sayısı 2.7. Fransa’yı G.Kore onu da İrlanda takip ediyor. Dünyada en çok sinemeya giden ülkeler bu ülkelerin vatandaşları diyebiliriz.

Türkiye bu tabloda epey gerilerde. Türkiye Dominik, Fas, G. Afrika ve Fas’ın önünde yer alıyor. Kişi başına düşen ortalama bilet sayısı 0,4. Kişi başına düşen yıllık bilet sayısı Türkiye’de rekor yıl olan 2017’de dahi 0,85’ti. Bu oran 2024’te 0,4’e geriledi. 2025 yılında ise 0,32’ye geriledi. Yani düzenli bir düşüş var. Avrupa ortalaması 1,2’di. Sinemaya gitme Türkiye’de zaten yaygın bir alışkanlık değildi ancak sınırlı bir kitlede yerleşen bu alışkanlık vardı diyebiliriz. Son yıllarda özellikle pandemiden sonra bu alışkanlık iyice zayıfladı.

SİNEMA SALONLARI CAN MI ÇEKİŞİYOR? 

Uzun lafın kısası sinema salonları can çekişiyor desem abartı olmaz. Avrupa’da ve ABD’de sinema alışkanlığı hala var. Tabii ki bunu sağlayan bir talep var. Orada sinema kültürü hala insanlarda kalmış ama Türkiye’de özellikle yeni nesille beraber sinema kültürü sona ermeye başladı. Bunun en büyük mimarı tabii ki dijitalleşme. Ama en büyük itici gücü de pandemi oldu. Pandemi aralıklarla da olsa iki sene öyle bir değiştirdi ki insanların yaşam alışkanlıklarını hiçbirimiz farkında değiliz bunun. İki bin yirmili yıllarda hepimiz pandeminin bize zorladığı ve dayattığı hayatı yaşamaya başladık.

Elbette dijitalleşme sinemanın bu büyük düşüşü yaşamasında baş faktör ama Türkiye’de dizi sektörünün çok gelişmesi ve sinema kalitesinde hatta daha da iyi dizilerin yapılması da önemli bir faktör. İnsanlar artık yavaş yavaş sinema kültürünü unutuyor. Gidişat sakat. İş böyle olunca yapımcılar artık sinemaya film de yapmaya yanaşmayacak. Sinema salonları da para kazanamayınca yavaş yavaş kepenk indirecek. Şu an Türkiye’de iki bine yakın sinema salonu var. Bu kötü giden şartlarda yine fena bir rakam değil. Peki bu işin sonu nereye gider? Devlet sinemayı ayakta tutmak için destek fonları verebilir ama nereye kadar. Yolun sonu belli. Olay öyle bir yere gidiyor ki sinema da radyo mecrası gibi 2030’lu yıllarda artık iyice küçülerek bir prestij ve nostalji mecrası olarak kalacak. Bunun bence kaçarı yok.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...