Memnun değiliz
Dijital dünya ile birlikte başkalarının hayatını izleyerek hiçbir şeyden memnun değiliz. Elimizdeki nimetlerin farkında değiliz. Ben bunları yayınlarımda söylediğimde ya da köşe yazılarıma taşıdığımda, “Ya ne demek istiyorsun, sadece bizi şükretmeye mi sevk ediyorsun?” diyorlar. Evet, şükretmeyi hatırlatıyorum ama şükretmeyi hatırlatırken sıkıntılarımızın, problemlerimizin ve zorluklarımızın da farkındayız. İnsanoğlu var olduğu günden bu yana hep problemler ve sıkıntılar olacak. Önemli olan, bu sıkıntılar ya da zorlu süreçler içerisinde bizim kendimizi nasıl konumlandırdığımız. Elimizdeki nimetlere, imkânlara ve fırsatlara bakıp mutlu mu olacağız, yoksa başka insanların hayatlarını gözlemleyip hep huzursuz mu olacağız?
Yani hayat sadece sosyal medyadan ibaret değil. Bunu sıkça hatırlatmalı mıyız? Ekranınıza düşen görüntülerin, izlediğiniz videoların ya da paylaşımların ne kadarı insanları gerçekten mutlu ediyor? Gördüğünüz net bir gerçek var: Maddeselliğin ve kapitalizmin tamamen esiri olduk.
Oysa hayat sadece maddesel olgulardan ibaret değil. Elimizde var olan sağlık, aile, birlikte zaman geçirebilme, kültür ve hayatta var olma hâli… Bunlar o kadar büyük nimetler değil mi?
Dünya zorlu bir süreçten geçiyor. Bu zorlu süreçte insanları bir de dijital dünyayla beraber yıpratma savaşı var. Başka hayatları gözlemleyip mutsuz olan milyonlarca insan var.
Hayır, hayır. Dönüp kalkmalı ve elimizdekilere bakmalıyız. Evet, elimizde çok fazla şükredebileceğimiz şey var. Mücadeleden asla vazgeçmeden iyilikleri ve güzellikleri yakalayabilmek… Hamdolsun, böylesine güzel bir ülkedeyiz. Farklılıklarımızla, renkliliklerimizle, insanlık adına da güzel işler yaparak yolumuza devam etmeliyiz. Hayat sadece yiyip içip eğlenmekten ibaret değil. Güzellikleri ve mutlulukları paylaşabiliriz.