Dört koldan
Fenerbahçe ve Galatasaray’la Şampiyonlar Ligi’nde, Beşiktaş’la Avrupa Ligi’nde ve Trabzonspor’la da Konferans Ligi’nde temsil edileceğiz. Keşke Nuri Hoca işi ciddiye alsa Başakşehir de devam edebilseydi. Bir keşke de Fatih Tekke Hoca için; Trabzonspor Frençvaroş’a elenecek takım mı Allahaşkına! Ne güzel onlar da Avrupa Ligi’nde oynayacaklardı.
Beşte dört kötü değil. Bu demektir ki Fenerbahçe ve Galatasaray sekizerden 16 maç, Beşiktaş ve Trabzonspor altışardan 12 maç yapacaklar. Avrupa kupalarında Türk takımları 28 defa 90 dakika oynayacaklar ve kendi hanelerine bolca puanlar yazdıracaklar. Hele bir de üst turlara kalabildiler mi tadından yenmez.
Ülke puanı hesaplarını uzmanlarına bırakalım biz çıkalım kerevetine. Bu sene bizleri Avrupa’da temsil edecek dört takımımız da çok güzel kadrolar kurdular, çok güzel hazırlık dönemleri geçirdiler. Galatasaray direkt katıldığı için ancak hazırlık maçlarında ve ligdeki iki-üç maçta ne gördüysek ona göre söyleyecek olursak zaten oturmuş, taş gibi bir kadrosu vardı şimdi ona Leao gibi Lesley gibi tak-çalıştır adamlar ilave edildi ve geçen seneye göre bir yaş yaşlanan kadroya gençlik takviyesi yapılmış oldu.
Galatasaray’ın ŞL’de düştüğü grup diğer gruplara nazaran biraz zorlu ama hem enternasyonal tecrübe hem de Galatasaray’ın Avrupa maçlarında yüksek viteslerle oynamaya olan alışkanlığı ve açlığı bu zorluğu aşmaya yetecektir. İlk sekize kalmak biraz şansa/bala olsa da 8-16 arası basamaklarda kendine bir yer bulup üst tura çıkacaktır. Üst turda ne olur onu Allah bilir. Biraz kura şansı bolca dua gerekecek o gün gelince.
Fenerbahçe’nin bu sene Şampiyonlar Ligi’ne kalması tamamen İlahi tecelli oldu. Deplasmandaki Lyon maçındaki hakeme rağmen iki gol atmak ve bir Fransız takımını deplasmanda saf dışı bırakarak kalifiye olmak için normal Fenerbahçe bahtsızlıklarının yerini ancak böyle bir İlahi dokunuşla netice alınabilirdi, o oldu. Çok şükür.
Fenerbahçe’nin bu kadrosu henüz çok ham. Birbiri ile oynamaya alışmamış bir manga askerle Avrupa’da kaleler fethetmek için daha çok fırın ekmek yemek lazım. Her ne kadar çekilen kura ve maçların oynanma sırası bir avantaj olsa da kulüpteki ve Hocadaki enternasyonal tecrübe bunu tur atlamaya çevirebilecek kadar konvertibl değil. Ülke puanına yapılacak her katkı bu senenin en büyük kazanımı olacaktır.
Beşiktaş’ın Avrupa Ligi macerası bu senenin en dikkat çekici yolculuğu olacak muhakkak. İtalyan Hoca ve oyuncular özellikle iç sahada en kralına maden suyu diyecek bir tutkuyla oynuyor. Deplasmanlarda ise tempo düştükçe defansif zaaflar ortaya çıkıyor. Zaman içinde düzelecek ama bu BJK’yı nereye kadar taşır onu bilmiyoruz.
Trabzonspor ve Fatih Tekke Hoca ile yazıyı toparlayalım. Hocanın planlarında Salah gibi Fabinho gibi yıldızlar yerine daha genç ve potansiyelli oyuncularla oynamak varken kulüp yönetimi Ankara’nın da rüzgarıyla yüksek maliyetli ve “kaşar” oyuncularla takımın süksesini artırmayı, biraz PR, biraz “nanik” yapmanın keyfini sürmek istedi anlaşılan. Onları da anlamak lazım, yarın kongrede “daha ne yapalım Salah’ı getirdik ya” demek tekrar seçilebilmenin en kolay yolu. Fatih Hoca da artık yıldızları idare etmeyi, onlardan verim almayı ve takım ruhuna katkı vermelerini sağlamak durumunda. Yarın öbür gün A Milli Takım’ın başına gelince kadronun tamamı yıldız olacak zira.
Takımlarımıza dört koldan saldırıp üstün başarılar elde etmeleri temennisiyle.