Çocuklarımızı ne kadar güvenli bir dünyada büyütüyoruz?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Son günlerde okulların içinde ve çevresinde yaşanan üzücü olaylar hepimizin gündeminde. Tek bir çocuğumuzun canına zerre kadar zarar gelmesin istiyoruz. Biz çocuklarımızı tehlikelerden korumaya çalışırken, çocukların içinde büyüdüğü dünyayı peki ne kadar güvenli hâle getiriyoruz?

 

Çünkü artık çocuk güvenliği yalnızca okul kapısında duran güvenlik görevlisi ile açıklanabilecek bir mesele değil. Topyekûn hepimizin üzerine düşen büyük sorumluluklar var.

 

Bu anlamda “İnternete girme”, “Tanımadığın insanlarla konuşma”, “Yorumları takip etme” gibi ifadeler ve uyarılar tabii ki olacak. Ancak bizim belki de en büyük problemlerimizden bir tanesi, çocukların ebeveynleriyle ikili ilişkilerindeki iletişim kopukluğu.

 

Çocuklar çok rahat ve net bir şekilde, kendilerine verilen emir kipleri ve talimatlar yerine, yaşadıkları sorunları ve problemleri ebeveynlerine açıklayabilmeli; onlarla net, sağlıklı ve doğru bir iletişim kurabilmeli.

 

Çocuklarımıza belki de ilk söylememiz gereken şeylerden biri, “Bir sorun yaşadığında bana anlatabilirsin.” diyebilmek.

 

Çocuklar yalnızca kameralarla değil, güven ilişkisiyle korunabilmeli.

 

Dijital dünyanın hayatımıza dâhil olmasıyla birlikte aile içi iletişimde ciddi kopukluklar yaşanıyor. Hepimizin karşı karşıya kaldığı sorunsallardan biri de bu.

 

Şunu iyi anlamalıyız: Her birey değişime ve gelişime açık. Bu hızlı değişim ve dönüşüm sürecinde biz doğru, sağlıklı ve sıkı bir iletişim kurmazsak oluşan problemleri fark edemeyebiliriz. Sonrasında ise maalesef onarılmaz acılara ve yaralara sebep olabiliriz ya da bunların hiç farkında olmayabiliriz.

 

Bugünlerde belki de gençlerin, genç bireylerin en çok ihtiyaç duyduğu şey; yaşadıkları olayları açık, net ve şeffaf bir şekilde anlatabilecekleri yetişkinlerin olması.

 

Onlara, iletişim kanallarının her zaman açık olduğunu daha iyi aktarmalıyız. Çünkü her zaman süreci doğru yönetebilmek çok önemli.

 

Umarım bundan sonra böyle üzücü olaylar yaşanmaz. Benim tavsiyelerim topyekûn bir çözüm değil. Ancak hepimiz bu iyilik hikâyesinin, bu onarılma mücadelesinin bir parçası olabiliriz.

 

Yazının üst kısmında da belirttiğim gibi, bu yalnızca devlet yetkililerine, kolluk kuvvetlerine veya güvenlik güçlerine bırakılabilecek bir mesele değil. Hepimizin üzerine düşen ciddi sorumluluklar var.

 

Ülkemizin her bir bireyi, bizim için çok kıymetli. Tek bir can acımasın diye daha fazla iletişim hâlinde olmalı, çocuklarımızı yalnızca denetimle değil, güven ve iletişimle de korumalıyız.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...