Okan Buruk ve sınavları
Şampiyonlar Ligi başladığından bu yana eleştiri dozajı yükseldi. Bir yandan puansız, tatmin etmeyen maçlar bir yandan kadro eleştirileri…
Oysa, dört sene üst üste şampiyonluk yaşayan Galatasaray’da, zaman zaman yaşanan hayal kırıklıkları gibi, büyük gururlar ve zaferlerin de mimarı Okan Buruk’tur. Yergiler yerli yerindeyse övgüler de öyle olmalı.
Son sınavı İlkay Gündoğan ve Sane, Okan Buruk’un. İlkay’ın tuhaf açıklamasına bile yumuşak ve anlayışlı yaklaştı. Sane’nin sezon başından bu yana süregelen formsuzluğuna, sahada yanıt aramayı da sürdürüyor.
Sürekli sınav içinde yaşamak, sadece eleştirilmek, övgü gerektiğinde sessizlikle karşılaşmak da mesleğinin parçası olabilir. Ancak unutmamak gereken taraftardır. Barcelona maçında, 4-1 gerideyken kötü söz yerine “Okan Buruk” tezahüratlarıyla destek veren taraftar, sahayı doğru değerlendirir.
Sabır en çok Okan Hoca’da görülüyor. Sabırlı ve çalışkan. Okanball diye anılan ön alan baskısı, bu sezon başı itibariyle eskisi gibi değil. Galatasaray ve Okan Buruk’un oyuna imzası, Osimhen öncesi başlamıştı. Osimhen’le daha da güçlenmişti. Yine yükselir, gelişir, sonuç verir. Hakkaniyet ile değerlendirildiğinde görülecektir. Bitmeyen sınavlarında hep kazandı Okan Buruk. Yine kazansın, ülke kazanacaktır…

***
ENERJİDE İŞ BİRLİĞİNİN GÜCÜ
Türkiye ile Almanya yeşil hidrojende iş birliğini geliştiriyor.
Yeşil Hidrojen Üreticileri Derneği (H2DER) ile Alman H2Global Vakfı, Türkiye'de yeşil hidrojen üretimini ve Avrupa pazarına sunulmasını desteklemek amacıyla mutabakat zaptı imzaladı.
Almanya'nın İstanbul Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen "Türkiye'de Hidrojen Ekonomisi: Temeller, Fırsatlar ve Zorluklar" başlıklı etkinlik kapsamında imzalanan mutabakatla, Türk-Alman enerji ortaklığının güçlendirilmesi, somut iş birliği fırsatlarının araştırılması ve iki kuruluş arasındaki iş birliği ağının geliştirilmesi hedefleniyor.
Mutabakat zaptını, H2DER Başkanı Yusuf Günay ile H2Global Vakfı İcra Direktörü Markus Exenberger imzaladı.
Almanya'nın İstanbul Başkonsolosu Regine Grienberger, Türkiye ile Almanya'nın enerji sistemlerini modernize etmek ve verimliliği artırmak için yıllardır yakın iş birliği içinde bulunduklarını vurguladı. Bu ortaklık, yeşil hidrojen alanına genişledi. Türkiye, coğrafi konumu ve hedefleriyle, yeşil hidrojen üretimi ve taşınmasında bir güç merkezi haline gelebilir. H2Global Vakfı İcra Direktörü Exenberger de küresel gelişmelerin orta ölçekli ülkeler arasındaki iş birliğinin önemini artırdığını söylüyordu.
Exenberger, "İş birliği, hız ve devlet desteği kritik önemde." diye konuştu.
H2DER Başkanı Yusuf Günay ise Türkiye'nin hidrojen alanındaki stratejik hedeflerine dikkati çekerek, "Temel görevimiz, bu stratejik hedefleri, istikrarlı ve sürdürülebilir taleple desteklenen, ticari ölçekli üretime dönüştürmek." dedi.
Günay, bu iş birliğini, Türkiye'nin üretim potansiyelini yatırım, teknoloji, piyasa talebi ve uluslararası ticaretle buluşturma fırsatı olarak tanımlıyor.
Mutabakat, bilgi ve uzmanlık paylaşımı, politika ve mevzuat diyaloğu, bilimsel araştırmalar ve ortak etkinlikleri kapsıyor. Türk Alman Enerji iş birliği çerçevesinde, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın çok güçlü adımları var.
Hidrojen Görev Gücü çalışmasıyla, yeşil hidrojen alanında somut hedefle üretiliyor, ilerleme sağlanıyor. Bu iş birliği, iki ülkenin net sıfır ve yeşil dönüşüm hedefler kadar ekonomik faydayı da büyütecektir.

***
TEMİZ ENERJİNİN YÜKSELİŞİ
Dünyada yeni elektrik ihtiyacının karşılanmasında temiz enerjinin rolü artıyor.
Geçen yıl, bir önceki yıla göre dünyada elektrik talebi 849 teravatsaat büyüdü.
Temiz enerji kaynaklarından üretilen elektrikte 887 teravatsaatlik artış yaşandığı.
Açıklama, Alparslan, uluslararası düşünce kuruluşu Ember'in Türkiye ve Kafkasya Bölge Lideri Ufuk Alparslan tarafından yapıldı.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının yalnızca fosil yakıtlara alternatif olmaktan çıkmıştır. Dünyada artan elektrik talebinin karşılanmasında giderek daha belirleyici hale gelmektedir.
Burada Uzak Doğu rakamlarına dikkat etmek önemlidir.
Çin, elektrik talebinin en hızlı arttığı ülkelerin başında. Geçen yıl Çin'de elektrik üretiminin yüzde 42'si temiz enerji kaynaklarından sağlandı. Rüzgar ve güneş enerjisinin toplam elektrik üretimindeki payı yüzde 22'ye ulaştı. Fosil yakıtlardan elektrik üretimi ise 56 teravatsaat geriledi.
Hindistan’da da yenilenebilir enerji üretimi artıyor. Elektrik talebi geçen yıl 49 teravatsaat yükselmişti. Yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi, rekor rakamlarla 98 teravatsaat arttı. Bu büyümenin 53 teravatsaati güneş, 22 teravatsaati rüzgar ve gerisi hidroelektrik kaynaklarından geldi. Kömür santrallerinden elektrik üretimi aynı dönemde 44 teravatsaat düştü. Brezilya'da ise elektrik talebi geçen yıl yalnızca 5 teravatsaat artarken güneş enerjisinden elektrik üretimi 17 teravatsaat, rüzgardan elektrik üretimi 9 teravatsaat yükseldi. Yenilenebilir kaynakların tamamı elektrik üretiminin yüzde 87'sini oluşturdu.
ABD'de ise özellikle sanayi ve veri merkezlerindeki artış sebebiyle elektrik talebi yükselmeye devam ediyor. Güneş ve rüzgar enerjisi santrali yatırımları bu yeni ihtiyacın önemli bölümünü karşılıyor. ABD'nin elektrik talebi geçen yıl 131 teravatsaat artarken güneşten elektrik üretimi 85 teravatsaat, rüzgardan elektrik üretimi yaklaşık 13 teravatsaat yükseldi. Bu santraller, yeni elektrik talebinin yaklaşık yüzde 74'ünü karşıladı.
Türkiye’de de yenilenebilir enerji kaynaklarının payı her geçen gün artıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve EPDK verilerine göre, Türkiye güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesini hızla artıran ülkeler arasında bulunuyor. Ağustosta yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam elektrik üretimindeki payı yüzde 60'ın üzerine çıktı.
Bu gelişmeler, net sıfır ve yeşil dönüşüm hedefleri için de önemlidir.
Enerji arz güvenliğinin yanı sıra ekonomik değeri de büyüyecektir.
Yeşil hidrojen gibi bu alanın katma değerli ürünleri de gelişmektedir. Gerekli düzenlemeler ve destek hızlıca sağlanmalıdır.
COP31 yaklaşırken bu başlıkların temiz enerji gündeminde yer aldığını bilmek memnun edicidir.
***
ANNEMİZİN ARDINDAN
“…Bir bayram sabahı / Gökyüzüne kaçırdığım balonuma bakarak… “ diye betimlemişti annesini kaybedişini. Orhan Veli’nin söz gücü bende yok elbet. Ama annemin, annemizin gidişi, artık yokluğunu bilmek, aynı şiddette hüzün ve özlemdir. Beni ve kardeşlerimi, aldığımız her kararda, her eylemde, koşulsuz destekleyen tek insanı kaybettik.
Artık olmayan Antakya şehrine, babamızın ardından annemizi de emanet ettik.
Annem giderken yanımızda olan, acımızı paylaşan tüm yakınlarımız, dostlarımız, büyüklerimiz, kardeşlerimiz; minnetle teşekkür ederiz.