Neyi boykot ettiğimizi biliyor muyuz?
Geçenlerde Petrol Ofisi’nden yakıt aldığım videonun altına şu yorum geldi: ‘Aldığın her damla benzin Gazze’ye kurşun oluyor.’ Dedim ki bir dakika! Gelin şu sosyal medya hamasetini bir kenara bırakalım da, kimsenin yüzleşmeye cesaret edemediği o devasa küresel çelişkiyle sizi bir tanıştırayım.
TOPLU TAŞIMA VE LOJİSTİK GERÇEĞİ
Arabanı kapıya çektin, istasyonu boykot ettin, ‘Ben toplu taşımaya biniyorum’ dedin. E bindiğin o metrobüs, otobüs hangi yakıtla çalışıyor? Süpermarketten aldığın ‘yerli ve milli’ salçayı tarladan rafa taşıyan o dev lojistik tırları hangi motorini yakıyor? Türkiye’de 35 milyon araç var ve bu ülkenin çarkları petrol olmadan dönmüyor. İşe gitmek için bindiğin toplu taşıma da o küresel havuzdan besleniyor!
KÜRESEL HAVUZ İLLÜZYONU
Peki nedir bu havuz? Sen istasyonun tabelasına bakıp ‘yerli sermaye’ diye OPET’e, Aytemiz’e giriyorsun. Ama o yakıt tek bir fabrikada üretilmiyor. Türkiye’deki tüm markalar akaryakıtı aynı ortak rafinerilerden, yani TÜPRAŞ veya STAR’dan alıyor. O rafineriler ham petrolü Rusya’dan, Kazakistan’dan ithal ediyor. Peki İsrail’in en büyük petrol tedarikçisi kim? Yine aynı Rusya ve Kazakistan! Yani tabelayı boykot etmek, depona giren küresel petrolün molekülünü değiştirmiyor!
YERLİ NEDEN PAHALI, SİSTEM NASIL KIRIYOR?
Diyorsun ki: ‘Yahu o zaman %81 yerli Togg’a binelim.’ E Togg neden 1.9 milyon lira da Çinli araba 300 bin lira? Çünkü Çin milyarlarca üretiyor, sen yolun başındasın. Motoru, bataryayı Euro ile ithal ediyorsun, üstüne ÖTV ve KDV ekleniyor. Tıpkı marketteki boykotlu markaların dev indirimlerle halkın gardını düşürüp, yerli ve organik ürünlerin maliyet yüzünden pahalı kalması gibi... Sistem seni her yerden bağlıyor.
Sözün özü dostlar: Akaryakıtta tam boykot, sistem gereği koca bir imkansızlıktır. Yerli sermayeyi korumak vicdani bir duruştur ama tabelaya bakarak birbirimizi suçlamak sadece cehalettir. Şimdi söyleyin: Biz gerçekten sistemi mi boykot ediyoruz, yoksa birbirimizi linç ederek sadece vicdan mı rahatlatıyoruz?