ASELSAN'da büyümenin dinamikleri
ASELSAN’ın dokuz aylık sonuçlarında siparişler, yatırımlar ve operasyonel kârlılık öne çıktı. Genel Müdür Ahmet Akyol’un açıklamaları, şirketin büyüme stratejisindeki öncelikleri ortaya koyuyor.
ASELSAN’ın 2026 yılının ilk dokuz ayına ilişkin finansal sonuçları, satışlardaki artışın ötesinde bir büyüme tablosu ortaya koyuyor. Şirketin hasılatı reel olarak yüzde 28 artarak 151,5 milyar TL’ye ulaşırken yeni sözleşmelerin toplamı 14 milyar doları buldu. Bakiye siparişler ise 30,7 milyar dolara yükseldi. Bu sonuçlar, artan talep ile üretim kapasitesi, teknoloji yatırımları ve finansal performans arasındaki ilişkiyi daha görünür hale getiriyor.
ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol da dokuz aylık sonuçları değerlendirirken büyümenin ölçeğine özellikle dikkat çekiyor.
Akyol’a göre 2026, şirketin yalnızca büyüdüğü değil, büyümenin ölçeğini de değiştirdiği bir yıl. Bu değerlendirmesini üçüncü çeyreğe ilişkin dolar bazındaki büyüme rakamlarıyla destekliyor. Akyol’un paylaştığı verilere göre söz konusu büyüme 2024’te yüzde 18, 2025’te yüzde 29, 2026’da ise yüzde 42 olarak gerçekleşti.
Bu oranlar, dokuz aylık reel hasılat büyümesinden farklı bir dönemi ve hesaplama esasını ifade ediyor. Bununla birlikte şirket yönetiminin büyüme hızındaki değişime neden özel önem verdiğini anlamak açısından dikkat çekici.
SİPARİŞLERDE YENİ ÖLÇEK
Finansal sonuçların en önemli başlıklarından biri, alınan yeni işler ile gerçekleşen satışlar arasındaki ilişki.
ASELSAN’ın alınan işlerin satışlara oranı, geçen yılın aynı dönemindeki 2,5 seviyesinden 4,4’e yükseldi. Bu gösterge, yeni sözleşmelerin satış hacminin oldukça üzerinde olduğunu anlatıyor.
Bakiye siparişlerin 2025 yıl sonunda 20 milyar dolar düzeyindeyken 30,7 milyar dolara ulaşması da şirketin önündeki iş hacminin genişlediğini gösteriyor.
Burada Akyol’un yaptığı değerlendirme önemli. ASELSAN Genel Müdürü, yeni siparişlerin yalnızca bugünkü talebi değil, önümüzdeki yıllara uzanan büyüme potansiyelini de gösterdiğini belirtiyor.
Ardından şu ifadeyi kullanıyor:
“Bundan sonraki temel sorumluluğumuz, bu portföyü zamanında teslimata, yeni kapasiteye ve teknolojik üstünlüğe dönüştürmek.”
Ekonomik açıdan da üzerinde durulması gereken nokta bu. Çünkü bakiye sipariş, gerçekleşmiş satış ya da tahsil edilmiş gelir anlamına gelmiyor. Sözleşmelerin finansal sonuçlara yansıması üretim ve teslimat süreçleriyle bağlantılı.
İhracat tarafında ise yeni sözleşmeler yüzde 34 artarak 1,9 milyar dolara ulaştı. Akyol, şirketin uluslararası pazarlarda gördüğü ilgiyi stratejik bir gelişme olarak değerlendiriyor. Defense News Top 100 listesinde 40’ıncı sıraya yükseldiklerini ve Forbes Global 2000 listesine giren ilk Türk savunma sanayisi şirketi olduklarını da aktarıyor.
Bu açıklamalar, yönetimin büyüme hedeflerinde uluslararası pazarların tuttuğu yeri gösteriyor.
YATIRIMLARIN EKONOMİK KARŞILIĞI
Sipariş hacmindeki genişlemeye paralel olarak ASELSAN’ın üretim kapasitesine yönelik yatırımları da hızlandı.
Şirket, yılın ilk dokuz ayında kapasite artışı ve yüksek teknoloji yatırımlarını yüzde 228 artırarak 684 milyon dolara çıkardı.
2025 yılında temeli atılan Oğulbey Teknoloji Üssü’nün ilk fazı faaliyetlerine başladı. Güdümlü Mühimmat Sistemleri Üretim Merkezi devreye alınırken mevcut tesislerde robotik ve otomasyon altyapısı güçlendirildi.
Akyol, bu yatırımların gerekçesini açıklarken “Siparişlerin, kapasitemizin önüne geçmesini beklemiyoruz” diyor.
Bu yaklaşım, şirketin üretim planlamasında gelecekteki teslimatları da dikkate aldığını ortaya koyuyor. Artan siparişlerin karşılanabilmesi için yalnızca mevcut tesislerin daha fazla çalışması değil, yeni üretim olanaklarının oluşturulması da önem taşıyor.
Büyümenin diğer ayağını ise teknoloji yatırımları oluşturuyor.
ASELSAN’ın Ar-Ge harcamaları yüzde 36 artarak 1,3 milyar dolara yükseldi. Uydu teknolojileri, kuantum hesaplama, mikroelektronik, sualtı sistemleri ve yüksek güçlü mikrodalga teknolojileri şirketin yatırım yaptığı alanlar arasında.
Akyol, Antalya’daki Uluslararası Uzay Kongresi’nde tanıtılan ASTRALINK projesine de dikkat çekiyor. Şirketin uydu haberleşme hizmeti sunmayı hedeflediğini belirterek yeni teknoloji alanlarına yönelik yatırımları sürdüreceklerini ifade ediyor.
Burada üretim kapasitesiyle teknolojik yetkinlik arasındaki bağlantı öne çıkıyor. Bir tarafta mevcut siparişlerin karşılanmasına yönelik tesis yatırımları, diğer tarafta gelecekteki ürün ve hizmetlerin geliştirilmesine ayrılan Ar-Ge kaynakları bulunuyor.
KÂRLILIK VE FİNANSAL DİSİPLİN
ASELSAN yönetiminin dokuz aylık sonuçlarda üzerinde durduğu bir başka konu, büyümenin niteliği.
Akyol, şirketin 2024 yılında başlattığı aselsaneXt programıyla daha verimli bir organizasyon yapısı hedeflediğini belirtiyor.
“Büyümenin yalnızca hacmine değil, niteliğine de bakıyoruz” sözleri, bu yaklaşımın özeti niteliğinde.
Finansal göstergelerde de buna ilişkin veriler bulunuyor.
ASELSAN’ın faiz, amortisman ve vergi öncesi kârı ifade eden FAVÖK tutarı yüzde 38 artarak 40,6 milyar TL’ye ulaştı. FAVÖK marjı ise 190 baz puan iyileşmeyle yüzde 26,8’e çıktı.
Bu gelişme, satışlardaki büyümeye operasyonel kârlılık oranındaki artışın da eşlik ettiğini gösteriyor.
Akyol, marjlardaki iyileşmede yapay zekânın iş süreçlerinde kullanılmasının, dijital dönüşüm çalışmalarının ve ürün portföyünde yüksek katma değerli teknolojilerin payının artmasının etkili olduğunu söylüyor.
Şirketin kişi başı hasılatında dolar bazında yüzde 4 artış kaydedilmesi de verimlilik açısından dikkat çeken göstergelerden.
Diğer taraftan yüksek yatırım harcamalarının sürdüğü bu dönemde bilançonun görünümü de önemli.
ASELSAN’ın operasyonel nakit akışı 23 milyar TL olarak gerçekleşti. Finansal borçların toplam varlıklar içindeki payı yüzde 14, özkaynak oranı ise yüzde 55 seviyesinde açıklandı.
Finansman giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,3 azalırken özkaynak kârlılığı yüzde 16,6’ya, aktif kârlılığı yüzde 9’a yükseldi.
Akyol, yatırım temposunun yükseldiği bir dönemde finansal esnekliği korumaya önem verdiklerini belirtiyor. Bu dengeyi, gelecekte alınacak yatırım kararları açısından önemli görüyor.
Bana göre açıklanan finansal sonuçların ekonomi açısından en dikkat çekici yanı da burada.
ASELSAN’ın büyümesini yalnızca hasılattaki artışla açıklamak eksik kalıyor. Yeni sözleşmeler geleceğe uzanan iş hacmini, tesis yatırımları üretim kapasitesindeki genişlemeyi, Ar-Ge harcamaları teknoloji alanındaki faaliyetleri, kârlılık ve nakit akışı göstergeleri ise bütün bu sürecin finansal boyutunu ortaya koyuyor.
Ahmet Akyol’un değerlendirmelerinde de bu başlıkların birbirine bağlı ele alındığı görülüyor.
ASELSAN’ın dokuz aylık sonuçları, savunma sanayisinde büyümenin yalnızca daha fazla sipariş almakla sınırlı olmadığını; üretim kapasitesi, teknoloji, verimlilik ve finansal yönetimin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteren somut bir örnek.
Ortaya çıkan tablo, Ahmet Akyol liderliğinde ASELSAN’ın yalnızca büyüme hızını artırmadığını, bu büyümeyi sürdürülebilir kılacak güçlü bir yönetim ve üretim anlayışı da geliştirdiğini gösteriyor.