Asıl mesele

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Dijitalleşen dünya; hayattaki konumumuzu, bakış açımızı ve yolculuğumuzu tamamen değiştiriyor. Her şey etkileşim odaklı hâle geldi. Sayıların, istatistiklerin, rakamların esiri olduk. Daha fazla etkileşim almak, daha fazla beğeni ve yorum kazanmak telaşıyla kendi ifade dünyamızı ve duruşumuzu tamamen bu sosyal yönelimin kollarına bıraktık.

 

Bu, yalnızca sosyolojik bir dönüşüm değil; bireyin de farkına varmadan, kendi isteğiyle ve bilerek kendisini teslim ettiği bir durum. Başkalarının onayına bu kadar mı ihtiyacımız var? Gerçekten daha fazla izlenmiş olmak, daha fazla etkileşim almak, bu alanda ve bu mecrada etkin görünmek bu kadar değerli mi?

 

Bizim kendimize ait bir kimliğimiz yok mu? Hayata bakış açımızın, değerlerimizin, inançlarımızın hiç mi önemi yok?

 

Kendi isteğimizle kollarına bıraktığımız, teslim olduğumuz bir durumdan bahsediyorum. Bir düşünün; sosyal medyada paylaştığımız durumlar gerçekten biz miyiz? Gerçekten bir şeyleri paylaşmak zorunda mıyız? Hayatı yaşamak derken gösterme telaşına mı düştük?

 

Gittiğimiz bir mekân, katıldığımız bir toplantı, elde ettiğimiz bir başarı… Bunlar gerçekten bizim yolculuğumuzun bir parçası mı, yoksa başkaları ne der telaşının bir sonucu mu?

 

Dijital dünyanın bizi bu kadar etkilemesine izin vermemeliyiz. Elbette içerik üretmek ve bu mecralarda bulunmak önemli. Ancak kendi kimliğinden bu kadar taviz veren bir topluluk ve birey hâline geldiğimizde gerçekten biz olarak var olabiliyor muyuz? Yoksa onların istediği hâle mi bürünüyoruz? Başkalarının bize atfettiği rolleri mi oynuyoruz?

 

Özellikle bazı mecralar artık çığırından çıkmış durumda. Toplumun bütün değerlerini yerle bir eden, insanı kendi kimliğinden bu kadar uzaklaştıran bu duruma karşı çok daha duyarlı ve hassas olmalıyız.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...