Elektrifikasyon bir büyüme meselesi
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın açıkladığı “Milli Enerji 2040” vizyonu, elektrifikasyonu sanayi, teknoloji, yatırım ve verimlilik ekseninde ekonomik büyümenin temel unsurlarından biri olarak konumlandırıyor.
Türkiye’nin enerji politikasında yeni dönemin anahtar kavramı ‘elektrifikasyon’. Ancak bu dönüşümü yalnızca elektrik üretiminin artırılması olarak görmek eksik olur. Asıl mesele, enerjinin sanayide, ulaşımda ve teknolojide kullanım biçiminin değişmesi ve bunun ekonomik büyümeye nasıl yansıyacağı.
Bakan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde açıkladığı “Milli Enerji 2040” vizyonuyla bu dönüşümün yol haritasını ortaya koydu.
“Yeni enerji mimarimizin merkezinde elektrikleşme olacak” diyen Bayraktar’ın sunduğu program, 2040 yılına kadar 500 milyar dolarlık yatırım ve 108 bin doğrudan istihdam öngörüyor.
Ancak programın ekonomik ağırlığı yalnızca yatırım büyüklüğünden kaynaklanmıyor. Elektriğin üretim süreçlerindeki payının artması, teknolojik yatırımların gelişmesi ve enerji verimliliği, yeni modelin birbirini tamamlayan unsurlarını oluşturuyor.
ELEKTRİĞİN EKONOMİDEKİ PAYI BÜYÜYOR
Türkiye’nin 2025 yılında 365 teravatsaat olan elektrik talebinin 2040’ta 680 teravatsaate ulaşması bekleniyor. Yaklaşık yüzde 86’lık artış, elektriğin ekonomide üstleneceği rolün büyüklüğünü gösteriyor.
Aynı dönemde elektriğin toplam enerji tüketimindeki payının yüzde 36’ya yükselmesi hedefleniyor.
En büyük değişim ulaştırmada öngörülüyor. Bugün yüzde 1’in altında olan elektrikleşme oranı yüzde 24’e, sanayide yüzde 28 olan oran yüzde 33’e, konutlarda ise yüzde 22’den yüzde 30’a çıkacak.
2040 yılında 20 milyon elektrikli araç ve 1,5 milyon şarj soketine ulaşılması planlanıyor. Elektrikli araçların yıllık elektrik ihtiyacı 90 teravatsaat olacak.
Ekonomik dönüşümün bir diğer önemli alanı teknoloji.
Bayraktar’ın açıklamalarına göre veri merkezleri 55 teravatsaat, yeşil hidrojen üretimi ise 20 teravatsaat ilave elektrik talebi oluşturacak.
Bu veriler, elektrifikasyonun yalnızca mevcut sektörlerin enerji tüketimini değiştirmeyeceğini, yeni teknoloji ve üretim alanlarının gelişmesiyle de bağlantılı olduğunu gösteriyor.

ÜRETİM VE ALTYAPI BİRLİKTE BÜYÜYECEK
Artan talebin karşılanması için Türkiye’nin 123 gigavat olan elektrik kurulu gücünün 190 milyar dolarlık yatırımla 281 gigavata çıkarılması hedefleniyor.
Yenilenebilir enerjinin kurulu güçteki payı yüzde 63’ten yüzde 77’ye yükselecek. Güneşte 112, rüzgârda 63 gigavat kapasite öngörülüyor.
Ancak üretim kapasitesindeki artışın ekonomik karşılığı, elektriğin sanayiye, teknoloji merkezlerine ve tüketim noktalarına kesintisiz ulaştırılabilmesine bağlı.
Bu nedenle iletim ve dağıtım şebekelerine ayrılan 116 milyar dolarlık yatırım, programın kritik başlıklarından biri. Nükleer enerjide ise 10 gigavatlık kapasite hedefleniyor.
Üretim kapasitesiyle şebeke yatırımlarının birlikte planlanması, artan elektrik talebinin karşılanması açısından belirleyici olacak.
VERİMLİLİK EKONOMİK HESABI DEĞİŞTİRİYOR
Elektrifikasyonun bir başka boyutu, petrol ve doğal gaz tüketiminde beklenen azalma.
Bayraktar’ın açıkladığı öngörülere göre günlük petrol tüketimi 993 bin varilden 718 bin varile, yıllık doğal gaz tüketimi ise 59 milyar metreküpten 57 milyar metreküpe gerileyecek.
Petrol ve doğal gaz tüketimini yerli üretimle karşılama oranının ise yüzde 15’ten yüzde 100’e çıkarılması hedefleniyor.
Programın ekonomik açıdan dikkat çekici başlıklarından biri de enerji verimliliği. Birincil enerji yoğunluğunun yüzde 40 azaltılmasıyla 240 milyar dolarlık tasarruf öngörülüyor.
Bu hedef, büyümenin yalnızca daha fazla enerji tüketimiyle değil, enerjinin daha verimli kullanılmasıyla da ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.
BÜYÜMENİN YENİ BİLEŞENİ
Elektrifikasyonun ekonomik büyümeyle ilişkisine iş dünyası da dikkat çekiyor.
Sabancı Holding CEO’su Kıvanç Zaimler, daha önce yaptığı bir değerlendirmede bu ilişkiyi şu sözlerle ortaya koymuştu:
“Elektrifikasyon, sadece elektriği daha fazla kullanmak değil, bilgiyi, teknolojiyi daha fazla kullanabilmek.”
Zaimler’in elektrifikasyonu yalnızca enerji dönüşümü ya da iklim çözümü olarak değil, ekonomik büyüme modelindeki dönüşüm olarak tanımlaması önemli.
Bu yaklaşım, Bakan Bayraktar’ın açıkladığı yol haritasının sanayi ve teknoloji boyutuyla da örtüşüyor.
Finansman tarafında ise Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nın (EBRD) Türkiye yatırımları dikkat çekiyor.
EBRD Başkanı Odile Renaud-Basso, daha önce yaptığı açıklamada, bankanın Türkiye’ye bu yıl gerçekleştirdiği 2,5 milyar avroluk yatırımın 1,7 milyar avrosunun yeşil projelere ayrıldığını belirtmişti. Enerji verimliliği ve elektrifikasyon da bu yatırımların önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Bu değerlendirmeler, elektrifikasyonun yalnızca enerji arzına ilişkin bir tercih olmadığını; yatırım, teknoloji ve üretim politikalarıyla da doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Bakan Bayraktar’ın açıkladığı Milli Enerji 2040 vizyonu da bu çerçevede değerlendirilmeli.
500 milyar dolarlık yatırım ve 108 bin doğrudan istihdam hedefi, programın ölçeğini ortaya koyuyor. Ancak ekonomik sonuçları, yatırımların gerçekleşme düzeyi ve üretim süreçlerine sağlayacağı katkı belirleyecek.
Bu nedenle 2040’a uzanan yol haritasının başarısını yalnızca yeni santrallerin kurulu gücüyle değerlendirmek yeterli olmayacak.
Asıl ölçü, Türkiye’nin ürettiği elektriği ne kadar verimliliğe, teknolojik gelişmeye ve ekonomik katma değere dönüştürebildiği olacak.