Tıp dünyasında ve günlük hayatta yaraları sarmak için kullanılan "gazlı bez" kelimesinin kökeni, tarih boyunca dokuma üretimiyle tanınan Gazze kentine dayanıyor. Bu tarihi ve simgesel bağdan yola çıkan yazar Emre Kabaoğlu, Filistin'de yaşanan insani süreci çocukların zihin dünyasına uygun bir dille anlatan "Gazze Bezi" adlı eserini okurlarla buluşturdu. Payidar Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan kitap, pedagojik hassasiyetler gözetilerek kaleme alındı.
Yahya ve ailesinin zorlu yaşam mücadelesi
Kitabın merkezinde, geçimini geleneksel Gazze bezi üreterek sağlayan Filistinli minik Yahya ve ailesinin yaşamı yer alıyor. Huzur içinde sürdürdükleri ev hayatları işgalcilerin müdahalesiyle altüst olan aile, yerinden edilen komşularıyla birlikte Akdeniz sahilinde çadırlarda yaşamak zorunda kalıyor. Günler ağır şartlar ve zorlu mücadelelerle geçerken, küçük Yahya’nın zihninde beliren sorular Filistin halkının vicdan dünyasını özetler nitelik taşıyor.
"Biz herkesin yarasını sararken dünya neden bizim yaramızı sarmıyor?"
Zorlu bir gecenin karanlığında uykusundan uyanan Yahya, ailesine cevabı aranan o derin soruyu yöneltiyor: “Biz tüm dünyanın yarasını sararken dünya neden bizim yaramızı sarmıyor?” Yahya’nın sorduğu bu can alıcı soru, şafak vaktiyle birlikte umut dolu bir dönüşümün de kapısını aralıyor. Yaşanan haksızlıklara rağmen hikaye, çocuk okuyucuların psikolojik gelişimini olumsuz etkilemeyecek şekilde sevinç ve umut dolu bir sonla noktalanıyor.
Bilinçli ve empati sahibi nesiller yetiştirme hedefi
"Gazze Bezi" kitabı, çocuklarda toplumsal farkındalık oluşturmanın yanı sıra adalet, empati, cesaret ve dayanışma gibi temel değerleri aşılamayı amaçlıyor. Bölgede yaşanan insani trajedilerin gelecekte tekrarlanmaması adına bilinçli nesiller yetiştirilmesini hedefleyen eser, okurlarına "Bazı hikayeler içinizdeki kahramana seslenir" diyerek ortak hafızaya ve insanlık vicdanına çağrıda bulunuyor.