Anadolu'nun kadim tarihini barındıran Konya Ovası, arkeoloji dünyasını heyecanlandıran yepyeni keşiflere ev sahipliği yapıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle Çumra ilçesindeki Türkmen Karahöyük'te yürütülen sistemli kazı çalışmalarının üçüncü sezonunda, insanlık tarihinin farklı katmanlarına damga vuracak iki önemli buluntuya ulaşıldı. Bölgede yürütülen arazi çalışmalarında, Yakındoğu ve Anadolu arkeolojisinde az rastlanan Erken Hristiyanlık dönemine ait altın bir muska (amulet) ile yaklaşık 3 bin 500 yıl öncesine dayanan Hitit bürokrasisine ait Luvice hiyeroglif yazılı mühürler çıkarıldı.
Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Michele Rüzgar Massa ile Chicago Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. James Osborne'un eş başkanlığında, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Erpehlivan'ın yardımcılığında yürütülen projeye; Türkiye, ABD ve Avrupa'nın saygın üniversiteleri ile Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü ve Konya Büyükşehir Belediyesi destek veriyor.

Anadolu'da nadir görülen koruyucu altın levha
Höyük üzerinde yürütülen kazıların odak noktalarından birini oluşturan geç dönem katmanlarında, Milattan Sonra 4. veya 5. yüzyıla tarihlendirilen benzersiz bir Hristiyan muskası tespit edildi. Bakır bir koruyucu muhafaza içerisinde katlanmış halde bulunan ve yalnızca 0,1 milimetre inceliğe sahip olan altın levhanın, o dönemin dini inançları gereği bir çocuğa nazar ve kötülüklerden korunma amacıyla takıldığı değerlendiriliyor. Üzerinde büyük olasılıkla İncil'den kutsal metinlerin işlendiği bu özel takının, Avrupa ve Anadolu ölçeğinde çok kısıtlı sayıda örneği bulunuyor; benzer nitelikteki tek paralel buluntunun Almanya'da yer aldığı belirtiliyor.

3 bin 500 yıllık bürokrasi: Luvice hiyeroglif yazılı mühür
Kazı alanının daha derin katmanlarında ise Tunç Çağı Anadolu'sunun yönetsel yapısına doğrudan ışık tutan hiyerarşik belgeler elde edildi. Sürdürülen çalışmalarda; Luvice hiyeroglif yazıyla yazılmış taş mühür, iki adet bakır mühür ve kil mühür baskıları gün yüzüne çıkarıldı. İncelemeler sonucunda taş mühür üzerinde Hitit panteonunun güçlü tanrısı "Kurunta" ile bağlantılı olan "Kurunti-ziti" isminin ve unvanının yer aldığı belirlendi.

Buluntuların, Milattan Önce 1500-1400 yıllarında Türkmen Karahöyük’ün sıradan bir yerleşim değil, üst düzey idari yetkililerin ve devlet bürokrasisinin görev yaptığı stratejik bir yönetim merkezi olduğunu kanıtladığı vurgulanıyor. Kil mühür baskılarında tespit edilen farklı isimler ise bölgedeki belgeleme ve arşivleme trafiğinin yoğunluğunu gözler önüne seriyor.

Kültürlerin kesişim noktasında çok katmanlı bir tarih
Dünyanın 13 farklı ülkesinden gelen 60’ı aşkın uzmanın da dahil olduğu yaklaşık 150 kişilik dev bir ekiple yürütülen Türkmen Karahöyük kazıları, Anadolu arkeolojisi için anahtar bir rol üstleniyor. Bölgenin tek bir zamana sıkışmış yapıdan uzak olduğunu belirten uzmanlar; Geç Helenistik Dönem'den başlayıp Demir Çağı, Tunç Çağı ve daha eski evrelere uzanan çok katmanlı bir medeniyetler silsilesini açığa çıkarmayı sürdürüyor.