Yeni Birlik Gazetesi
Yeni Birlik Gazetesi Kültür Sanat Yıllar süren takip sonuç verdi: Tarihi eser iadesi iki ülke arasında dev bir iş birliğine dönüştü

Yıllar süren takip sonuç verdi: Tarihi eser iadesi iki ülke arasında dev bir iş birliğine dönüştü

Boubon Antik Kenti'nden kaçırılan paha biçilmez eserlerin Danimarka'dan iadesiyle başlayan süreç, iki ülke arasında sergilerden bilimsel araştırmalara uzanan küresel bir müzecilik ortaklığına dönüştü.

Türkiye’nin yurt dışına kaçırılan kültür varlıklarını ait olduğu topraklara kazandırmak adına yürüttüğü kararlı mücadele, sınırları aşan nitelikli bir iş birliği modeline dönüştü. Burdur’daki Boubon Antik Kenti kökenli Roma İmparatoru Septimius Severus’a ait bronz büst ile 48 adet Düver mimari levhasının Danimarka’dan Türkiye’ye iadesi, iki ülke arasında uzun soluklu bir kültür diplomasisinin kapısını araladı. Ortak araştırma projeleri, uzman değişimleri ve uluslararası sergilerle güçlenen bu başarı hikâyesi, UNESCO partnerliğinde İsviçre'nin Cenevre kentinde gerçekleştirilen Bölgesel Diyalog toplantısında küresel kamuoyunun takdirine sunuldu.

İsviçre Konfederasyonu ve UNESCO iş birliğiyle Cenevre Uluslararası Konferans Merkezi’nde düzenlenen “Kültür Varlıklarının İadesi Alanında Yeni Anlaşma ve İş Birliği Biçimleri” başlıklı zirve; uluslararası uzmanları, devlet temsilcilerini ve müze yöneticilerini bir araya getirdi. Toplantının en dikkat çekici gündem maddelerinden birini, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi Başkanı Zeynep Boz ile Kopenhag Ny Carlsberg Glyptotek Müzesi Direktörü Gertrud Hvidberg Hansen’in gerçekleştirdiği ortak sunum oluşturdu.

Prof. Dr. Jale İnan’ın Bilimsel Tespiti Yıllar Sonra İadeyi Getirdi

İki ülke arasındaki bu güçlü ortaklığın temelinde, 1960’lı yıllarda Boubon Antik Kenti’ndeki kaçak kazılarla yurt dışına çıkarılan ve yıllarca farklı ülkelerde el değiştiren paha biçilmez eserler yer alıyor. 1970 yılında Glyptotek koleksiyonuna giren Septimius Severus bronz başı ile ABD’de bulunan heykel gövdesinin aynı bütüne ait olduğu, Türkiye’nin ilk kadın arkeoloğu Prof. Dr. Jale İnan tarafından 1979 yılında bilimsel olarak kanıtlanmıştı.

Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2023 yılında sunduğu somut belgeler ve yürütülen yapıcı diyalog neticesinde Glyptotek yönetimi, eserin ait olduğu topraklara iadesine karar verdi. Bu süreçte müze arşivlerinde yapılan detaylı incelemeler, Burdur Düver kökenli 48 adet pişmiş toprak levhanın da Türkiye’ye dönüş yolunu açtı. Eserler, Türkiye’ye nakledilmeden önce Danimarka’da düzenlenen özel bir sergiyle kamuoyuna tanıtıldı.

Hukuki Mücadeleden Uluslararası Sergi Ortaklığına

Kültür varlıklarının iade edilmesiyle sınırlı kalmayan bu süreç, kurumlar arası güvene dayalı yeni bir boyuta ulaştı. 2025 yılında Glyptotek uzmanlarının Türkiye’deki antik kentleri ve müzeleri kapsayan çalışma ziyaretleri, iş birliğini kurumsallaştırdı. Bu ortaklığın ilk meyvesi olarak, Burdur Arkeoloji Müzesi koleksiyonundaki sandaletli imparatorluk heykeli parçaları, Glyptotek’in Kopenhag’da düzenleyeceği “Roma İmparatorluğu’nda Modanın Gücü” sergisinde yer almak üzere Danimarka’ya gönderildi.

Kültür Diplomasisinde Gelecek Vizyonu: Sagalassos ve Boubon Projeleri

Türkiye ve Danimarka arasındaki kültür köprüsü önümüzdeki dönemde yeni projelerle büyümeye devam edecek. Glyptotek’in 2027 planlamasında yer alan “Sagalassos: Heykelin Bütünsel Tiyatrosu” sergisi; Danimarkalı, Türk ve Belçikalı akademisyenlerin ortak çalışmasıyla hayata geçirilecek. Aynı zamanda Boubon Antik Kenti’nde yürütülecek bilimsel saha çalışmalarının uluslararası yayınlara ve sergilere dönüştürülmesi hedefleniyor.

Cenevre'deki UNESCO platformunda büyük ilgi gören bu yaklaşım, kültür varlıklarının ait olduğu ülkeye iadesinin bir kayıp olmadığını; aksine küresel müzecilikte şeffaflık, güven ve kalıcı dostluklar inşa eden prestijli bir dönemin başlangıcı olduğunu kanıtlıyor.