Kariyerine sığdırdığı 6 dünya şampiyonluğu ve bir Guinness rekoruyla adından söz ettiren milli açık su yüzücüsü Deniz Kayadelen, başarılarına bir yenisini daha ekleyerek adını tarihe altın harflerle yazdırdı. Sınırları zorlamayı seven 38 yaşındaki başarılı sporcu, Kuzey Kutbu'na en yakın noktalardan biri olan Svalbard Takımadaları'nda, sıcaklığı sadece 4 derece olan dondurucu Arktik sularında tam 1200 metre yüzerek bu havzada kulaç atan ilk Türk sporcu oldu.
Kayadelen'in bu tarihi yolculuğunu benzersiz kılansa, sadece doğa şartlarıyla değil, aynı zamanda taze bir anne olmanın getirdiği büyük sorumluluklarla da mücadele etmesiydi. Henüz 10 aylık olan kızı Alya ile çıktığı bu ekstrem serüvende başarılı yüzücü, hem bir annenin gücünü hem de Türk kadınının azmini tüm dünyaya gösterdi.

Korkularını ve dondurucu soğuğu zihniyle alt etti
Aynı zamanda profesyonel bir psikolog olan Deniz Kayadelen için bu yüzüş, fiziksel bir performansın ötesinde çok büyük bir zihinsel savaşa sahne oldu. Dondurucu sulara atlamadan önce yaşadığı içsel çatışmaları ve kaygıları gizlemeyen başarılı yüzücü, o anları şu sözlerle aktardı:
"Suya girmeden önce kafamda deli sorular vardı. 'Yaz sıcağında yeterince antrenman yapamadım, başarabilecek miyim? Bir sağlık sorunu yaşarsam kızıma ne olacak?' gibi korkular dalgalandı zihnimde. Ancak mesleğimin de verdiği avantajla meditasyon ve nefes egzersizlerine sığındım. Zihnimi sakinleştirip o buzlu sulara büyük bir dikkatle girdim ve çok şükür sağlıklı bir şekilde çıkmayı başardım."
Küçük bir tekneyle açıldığı ve hava şartlarının çok ağır olduğu anlarda, kızı Alya’yı güvenliği için otelde bırakmak zorunda kaldığını belirten Kayadelen, suyun altındaki her saniyede kızından güç aldığını ve onun psikolojik bir itici güç olduğunu ifade etti.
Antarktika hayalinden doğan esnek bir Kuzey Kutbu zaferi
Kuzey Kutbu'nda yüzme fikrinin aslında bir Antarktika hayalinden filizlendiğini belirten 38 yaşındaki yüzücü, hayatın getirdiği şartlara adapte olabilmenin önemine dikkat çekti. Asıl hedefinin Antarktika olduğunu ancak bebeğinin çok küçük olması ve oraya seyahat şartlarının en az 10 yaş sınırı gerektirmesi nedeniyle rotayı Kuzey Kutbu’na çevirdiğini söyledi.
"Hayatta her zaman bir B planı vardır" diyen Kayadelen, hayalleri esnetebilmenin ve koşullara uyum sağlamanın kendisini bu başarıya götürdüğünü vurguladı. İlerleyen yıllarda kızı Alya’ya bu fotoğrafları gösterdiğinde, ona belirsizliklerle başa çıkmayı ve korkulara rağmen adım atabilmeyi miras bırakmak istediğini belirtti.
Türk kadınının ve annelerin sınır tanımayan gücü
Kariyerinin en anlamlı ve en zorlu yüzüşünü tamamladığını ifade eden Deniz Kayadelen, kazandığı bu tarihi unvanın sadece bireysel bir başarı olmadığının altını çizdi. Dünyanın en tehlikeli ve zorlu coğrafyalarından birinde Türk bayrağını dalgalandırmanın gururunu yaşayan milli sporcu, mesajını tüm kadınlara ithaf etti:
"Ben orada sadece kendim için yüzmedim; ülkem, Türk kadını ve anne olduktan sonra da hayallerinin peşinden gitme cesareti gösteren tüm kadınlar için kulaç attım. Bizler sınırlarımızın ötesinde mucizeler yaratabilecek güçteyiz. Umuyorum ki bu ilk, cesaretini toplamaya çalışan tüm annelere ve bütün Türkiye’ye büyük bir ilham kaynağı olur."