Türk savunma sanayiinin son yıllarda kaydettiği teknolojik atılım, uluslararası medyanın odak noktası olmaya devam ediyor. Al Jazeera Arabic tarafından hazırlanan ve Türkiye'nin milli teknoloji hamlesini konu alan kapsamlı incelemede, TUSAŞ, ASELSAN, HAVELSAN ve ROKETSAN tarafından geliştirilen kritik projeler detaylıca ele alındı. Yapımda en çok dikkat çeken unsur ise ASELSAN'ın yerli imkanlarla ürettiği erken ihbar radar sistemi ALP 300-G’nin performans verileri oldu.
Çiplerinden Yazılımına Kadar Tamamen Milli: S-400 Performansını Aşan Teknoloji
SİPER Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi'nin kilit bileşenlerinden biri olan ALP 300-G radarı, küresel ölçekteki muadillerine meydan okuyor. ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Yusuf Bora Kartal yaptığı açıklamada, ALP 300-G'nin Rus menşeili S-400 hava savunma sisteminde yer alan arama radarlarıyla benzer bir operasyonel görev üstlendiğini, ancak sunduğu teknik kabiliyetler ve performans bakımından bu sistemlerden çok daha ileri düzeyde olduğunu vurguladı.

Sistemin en kritik yönünün dışa bağımlılığı tamamen ortadan kaldırması olduğunu belirten Kartal, radarın en küçük elektronik çip bileşeninden nihai montaj aşamasına kadar tamamen yerli mühendislik imkanlarıyla Türkiye sınırları içinde tasarlandığını ve üretildiğini ifade etti.
"Batı Bu Kadar Hızlı Bir İlerleme Beklemiyordu"
Türkiye'nin 1975 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası maruz kaldığı askeri ambargolardan günümüzün tam bağımsız savunma yapısına uzanan serüveni, sektörün lider isimleri tarafından değerlendirildi. TUSAŞ Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu, geçmişte montaj odaklı başlayan sürecin zamanla özgün tasarım ve yüksek teknoloji üretimine dönüştüğünü belirtti. Batılı ülkelerin geçmişte sağladığı teknoloji transferlerine değinen Demiroğlu, Türkiye’nin bu seviyede bir tasarım ve üretim gücüne ulaşacağının öngörülemediğini ifade etti.

Kritik bileşen tedarikinde karşılaşılan örtülü ya da açık kısıtlamaların yerlileşme sürecini hızlandırdığını belirten Demiroğlu, temel stratejilerinin hiçbir dış kaynağa bağımlı kalmamak olduğunu kaydetti. Türkiye'nin küresel pazardaki yaklaşımının sadece ürün satışıyla sınırlı kalmadığını, Küresel Güney ve Afrika ülkeleri başta olmak üzere ortaklık ve teknoloji transferine dayalı yeni bir model sunduklarını ekledi.
KAAN'ın Hedefi 6. Nesil Savaş Teknolojilerine Zemin Hazırlamak
İncelemede, Türkiye'nin 5. nesil milli muharip uçağı KAAN da geniş yer buldu. F-22, Su-57 ve J-20 gibi dünyanın en gelişmiş platformlarıyla aynı ligde değerlendirilen KAAN'ın, sıfırdan ve özgün işletim sistemi mimarisiyle geliştirildiği vurgulandı.

KAAN Başmühendisi Emre Yaban, projenin tamamen ulusal kaynaklarla yürütüldüğünü belirterek, hedeflerinin sadece 5. nesil bir uçak üretmekle sınırlı kalmadığını, asıl hedefin geleceğin 6. nesil savaş uçağı teknolojilerine zemin hazırlamak ve gerekli altyapıyı kurmak olduğunu ifade etti.
Savunma Platformlarında Yerlilik Oranı Yüzde 100’e Yaklaşıyor
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ise gerçek askeri gücün yalnızca platform sayısıyla ölçülemeyeceğini, yazılımdan mühimmata kadar tüm süreçlerde tam kontrol sahibi olunması gerektiğini belirtti.

Bu yaklaşımın bir sonucu olarak, Türk deniz kuvvetlerinin envanterindeki savaş gemilerinde kullanılan ABD menşeili Harpoon gemisavar füzelerinin yerini ROKETSAN üretimi ATMACA füzeleri almaya başladı. İthal radar ve ateş kontrol sistemlerinin de ASELSAN imzalı yerli muadilleriyle değiştirilmesi sayesinde platformlardaki yerlilik oranının adım adım yüzde 100 seviyesine çıkarılması hedefleniyor.