Yeni Birlik Gazetesi TV Dışarıdakiler: Bir Zamanlar Almanya'da filmi 21 Ağustos'ta vizyona giriyor

Dışarıdakiler: Bir Zamanlar Almanya'da filmi 21 Ağustos'ta vizyona giriyor

Kültür ve Turizm Bakanlığı destekli "Dışarıdakiler: Bir Zamanlar Almanya'da" filmi, 1980'li yılların Zonguldak ile Almanya arasındaki zorlu göç hikayesini beyaz perdeye taşıyor.

Yapımcılığını, yönetmenliğini ve senaristliğini Ahmet Küçükkayalı'nın üstlendiği, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Proje Geliştirme ve Yapım Desteği ile hayata geçirilen "Dışarıdakiler: Bir Zamanlar Almanya'da", etkileyici hikâyesi ve güçlü oyuncu kadrosuyla sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Vizyon için geri sayıma başlayan film, 21 Ağustos'ta Türkiye’de, ardından Avrupa'da gösterime girecek. 

Farklı kuşaklardan oyuncuları bir araya getiren sinema filminde; Mert Kılıç, Bengisu Baykal, Ahmed Saka ve Nevin Alp gibi genç kuşağın başarılı temsilcileri ile usta isimler Hilmi Özçelik, Mehmet Usta ve Abdül Süsler aynı projede buluşuyor. Yapım, yalnızca geçmişte yaşanan bir göç hikâyesini değil, bugün de pek çok gencin hissettiği aidiyet arayışını, gelecek kaygısını ve kendi hayatını kurma mücadelesini dramatik bir dille beyaz perdeye aktarıyor.

Doğal ışık ve gerçek mekanlarla dönem dokusu sağlandı

Görüntü yönetmenliğini Ulaş Zeybek'in üstlendiği, müziklerini Amerika Birleşik Devletleri’nde Mustafa Yazıcıoğlu'nun yaptığı filmin çekimleri Zonguldak'ın Devrek ilçesinde, İstanbul'da, Almanya'da ve Karadağ'da gerçekleştirildi. Film, 1980'lerin Zonguldak ile Almanya arasındaki zorlu göç dalgasını anlatırken, çekim sürecinde de aynı atmosferi birebir yaşatmayı hedefledi. 

Madencilik dünyasının gerçekçiliğini yansıtmak için sahneler doğal ışık, gerçek mekânlar ve dönem dokusuna sadık kalınarak çekildi. Filmin her karesi, emeğin ve maden işçiliğinin yalın bir yansıması olarak izleyicisiyle buluşacak.

Uzun süren hazırlık döneminin ardından merakla beklenen proje ile oldukça iddialı olduklarını belirten Ahmet Küçükkayalı, vizyona girecek üçüncü sinema filmi için şu değerlendirmelerde bulundu: "Dışarıdakiler: Bir Zamanlar Almanya'da, mizahı, aksiyonu ve dramı bir arada barındıran; seyircinin duygularına dokunacak bir film. Uluslararası potansiyele sahip, evrensel bir hikâye anlatıyor. Filmi en değerli kılan özellik ise bugün Almanya ve Avrupa'da yaşayan, bir zamanlar konuk işçi olarak giden Türklerin yaşamını ve mücadelesini konu almasıdır. 1989 yapımı Şerif Gören imzalı 'Almanya Acı Vatan' filminden sonra Almanya'daki Türklerin gerçek yaşamını ve mücadelesini bu denli odak noktasına alan bir sinema filmi yapılmadı. Önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyorum."

Kömür karası topraktan misafir işçiliğe uzanan hikaye

Türkçenin yanı sıra Almancanın da konuşulduğu sinema filminin konusu, 1983 yılında ekonomik krizin gölgesindeki Zonguldak'ta başlıyor. 20 yaşındaki Rıfat için kömür yalnızca bir geçim kaynağı değil, doğduğu coğrafyanın kaçınılmaz kaderidir. Babası gibi madenci olması beklenen Rıfat, Almanya'ya giderek hayatını değiştirme hayali kurmaktadır. Ancak beklenmedik bir nişan, onu Almanya'nın Gelsenkirchen kentindeki madenlere uzanan maceralı bir yolculuğa çıkarır.

Almanya'da işçi otelinde iki arkadaşıyla birlikte "Gastarbeiter" (misafir işçi) olarak bu yolculukta her şey güzel başlasa da sonrasında ağır çalışma koşulları, kültürel yabancılık ve madende yaşanan ölümcül bir kaza, hayallerini ve yaşamını Rıfat’ın yeniden gözden geçirmesine neden olur. Eğitim, aşk ve ailesini bu kaderden kurtarma umudu arasında kalan Rıfat, hayatının en zor seçimlerini yapmak zorunda kalacaktır.

Sinemada işçi göçü ve toplumsal hafızanın yeri

Sosyologlar ve sinema eleştirmenleri, Türk sinemasında "Almanya ve göç" temasının toplumsal hafızayı diri tutmadaki rolünü inceliyor. Sinema tarihi verilerine göre, 1960'lardan itibaren hız kazanan işçi göçü, Türk sinemasında terekeler, gurbetçilik ve kimlik çatışmaları üzerinden geniş yer bulmuştur. Özellikle 1970'li ve 1980'li yıllarda üretilen göç temalı filmler, dönemin sosyo-ekonomik buhranlarını ve yabancılaşma duygusunu dramatik bir çerçevede yansıtmıştır.

Uzmanlar, sinemada gerçek mekanların, maden ocaklarının ve dönem dokusuna uygun doğal ışığın tercih edilmesinin filmin belgesel niteliğini artırdığını vurguluyor. Gelsenkirchen gibi tarihi olarak Türk işçi yoğunluğu yüksek bir maden kentinin hikayeye seçilmesi, filmin tarihsel gerçekliğini pekiştirirken yeni nesil izleyicilere de çok uluslu prodüksiyonlar aracılığıyla göçün sosyolojik arka planını ve kültürel miras boyutunu yeniden anlama fırsatı sunuyor.