Marmara Denizi’nde son zamanlarda meydana gelen sismik aktivite, deprem bilimcilerin ve bölge halkının yakın takibinde. Ağustos ortasından bu yana Adalar odağında saptanılan 170’i aşkın sarsıntı, fay hatlarındaki gerilimin boyutunu yeniden gündeme taşıdı. Şiddeti en fazla 3,2 olarak kaydedilen bu sarsıntılar boyut olarak küçük kalsa da oluşturduğu sismik kümelenme nedeniyle uzmanları teyakkuza geçirdi.
Yer Kabuğunun Derinliklerinde Dikkat Çekici Kümelenme
Bölgedeki sismik tablosunu veriler ışığında inceleyen Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, sarsıntıların derinlik haritasına işaret etti. Sarsıntıların büyük bir bölümünün yerin 7 ile 17 kilometre altındaki kritik katmanda yoğunlaştığına dikkat çeken uzman isim, megakentin bu süreci şimdilik hasarsız atlattığını vurguladı. Ancak küçük ölçekli depremlerin tek başına zararsız görülerek göz ardı edilmesinin son derece yanlış bir yaklaşım olacağının altını çizdi.
1999 İzmit Depremi Örneğiyle Tarihi İkaz
Küçük sarsıntıların fay sistemleri üzerindeki tetikleme olasılığına değinen Prof. Dr. Bektaş, 1999 yılında meydana gelen Mw 7,6 büyüklüğündeki büyük İzmit felaketini hatırlattı. Ana kırılmadan yaklaşık 44 dakika önce batı yönünden doğuya doğru ilerleyen ve hiposantrı tetikleyen 26 farklı mikrodepremin kayıtlara geçtiğini belirten Bektaş, sismik göçlerin önemine değindi. Bu tür küçük dalgalanmaların fay hatlarındaki ana kırılmaları tetikleme veya habercisi olma potansiyeli taşıdığını ifade etti.
"Deprem Göçü ve Odak Noktaları Anlık Takip Edilmeli"
Marmara Denizi tabanında şu an için sönümlenmiş gibi görünen sismik hareketliliğin yeniden başlaması durumunda izlenmesi gereken yöntemi aktaran uzmanlar, takibin detaylandırılması gerektiğini belirtti. Olası bir aktivite artışında depremlerin odak derinliği, yoğunluk alanları ve özellikle kütlesel ilerleme yönünün (göç yönü) anlık olarak izlenmesinin hayati önem taşıdığı kaydedildi.