Yarım asrı aşkın süredir kalaycılık mesleğini icra eden Hüseyin Amiklioğlu, unutulmaya yüz tutan zanaatının son temsilcilerinden biri olarak gençlerin bu mesleğe ilgi göstermemesinden dertli.
Gaziantep'te 10 yaşında adım attığı atölye hayatında 55 yılı geride bırakan 66 yaşındaki Hüseyin Amiklioğlu, bakırın ustalıkla işlendiği o eski günlerin özlemini çekiyor. Babasının yönlendirmesiyle başladığı kalaycılıkta, ustasından aldığı el ile kendi işinin patronu olan Amiklioğlu, bugün tarihi Gaziantep Kalesi civarındaki dükkanında tek başına mücadele veriyor. Beş çocuğunu bu meslekten kazandığı helal rızıkla okutup büyüten deneyimli usta, mesleğin inceliklerini aktaracak bir çırak bulamamaktan şikayetçi.
Geçmişin 360 kişilik kalaycı ordusundan geriye sadece 8 kişinin kaldığını vurgulayan Amiklioğlu, mesleğin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Genç neslin kalaycılığı "kirli ve zor" olarak nitelendirdiğini ifade eden usta, oysa bakırın sağlık açısından vazgeçilmez bir mutfak gereci olduğunu hatırlatarak, bu zanaatın aslında sanıldığından daha kıymetli olduğunu savunuyor.
Zanaatın geleceği için endişeli
Mesleğe başladığı ilk günkü heyecanını koruyan Amiklioğlu, çıraklık döneminde ustasından gördüğü vefa ve desteği bugün gençlere sunmaya hazır olduğunu söylüyor. Ancak tüm çabalarına rağmen, bakırın parlatılması ve kalaylanması sürecini öğrenmek isteyen bir genci dükkanına çekemiyor.
Bakırın mutfaklardaki sağlığına dikkat çeken deneyimli usta, modern dünyanın sunduğu alternatiflere rağmen bakır eşya kullanımının önemini vurguluyor. 55 yıllık tecrübesiyle hala ocak başında ter döken Amiklioğlu, kendisinden sonra bu bayrağı devralacak bir elin eksikliğini her geçen gün daha derinden hissediyor. Gaziantep’in bu tarihi zanaatı, usta ellerin boş kalmasıyla birlikte sessizce tarihe karışma riski taşıyor.