2023–2025 yılları arasındaki iki yıllık süreçte tamamlanan 70 metrekarelik bu özel yapı; sadece bir yaşam alanı değil, aynı zamanda ekolojik üretim ve araştırma merkezi olarak kurgulandı. Akyaka Sûkûnhane’nin mimarisinde tek bir teknikle sınırlı kalınmayıp, malzemenin potansiyeline göre şekillenen hibrit bir yapım modeli tercih edildi. Yapının inşasında doğrudan araziden elde edilen doğal taş ve toprak; sedir ahşabı, kenevir lifi ve saman balyaları ile birleştirildi.


Malzeme Seçiminde Nem ve Isı Doygunluğu Ön Planda
Proje boyunca sıkıştırılmış toprak (rammed earth), kenevir-kil karışımı (hemp-clay) ve saman balyası gibi alternatif teknikler yapının farklı cephelerine entegre edildi. İç ve dış mekan yüzeylerinde uygulanan toprak sıva, kireç sıva ve su geçirmezliğiyle bilinen tadelakt kaplamalar ise yapının nefes almasını sağlarken doğal nem ile ısı dengesini korumasına yardımcı oluyor.


Kendi Enerjisini Üreten Düşük Karbonlu Yapı
Akyaka Sûkûnhane, malzeme tercihlerinin ötesinde sürdürülebilir yaşam donatılarıyla da fark yaratıyor. Güneş enerjisi panelleri, yağmur suyu hasadı mekanizmaları ve kompost alanlarıyla desteklenen yaşam alanı, çevre üzerindeki baskıyı en aza indirgeyerek gelecek nesil ekolojik mimarlık anlayışına ilham veriyor.


